Malatya’nın Hekimhan ilçesinde bir altın madeni şirketinin çalışma sahasını genişletmek istemesi ve devam eden ÇED süreci, bölgede tepkilerin çığ gibi büyümesine yol açtı. Mahalle sakinlerinin ‘Halkın Katılımı Toplantısı’nda maden yetkililerine sert tepki göstermesinin ardından sessizliğini bozan Hekimhan Belediye Başkanı Mehmet Şerif Yıldırım, bölgenin madenlerinin yıllardır çıkarıldığını ama ilçeye zerre katkı sağlamadığını belirterek, bölge halkının toz ve tahribattan zehirlendiğine vurgu yaptı
Hekimhan sınırları içerisinde faaliyet gösteren bir maden firmasının altın arama çalışmaları kapsamında çalışma alanını genişletme talebi ve ÇED (Çevresel Etki Değerlendirmesi) süreci, bölge halkını ayağa kaldırdı. Yöre sakinlerinin gerçekleştirdiği Halkın Katılımı Toplantısı’nda maden şirketi temsilcilerine gösterdiği tepkilerin ardından süreç sıcaklığını korurken, Hekimhan Belediye Başkanı Mehmet Şerif Yıldırım konuya ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.
Hekimhan zehirleniyor,bize katkısı yok
Daha önceki dönemlerde dile getirdiği söylemlerinin arkasında olduğunu vurgulayan Hekimhan Belediye Başkanı Mehmet Şerif Yıldırım, yeni maden sahalarından önce yıllardır bölgede faaliyet gösteren mevcut sahaların yarattığı tahribatın görülmesi gerektiğini belirtti.
Başkan Yıldırım yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
“Oraya gelmezden evvel daha bu açılmış bir maden değil. Oraya gelmezden evvel açılmış yıllardır çalışan madenlerin Hekimhan'a zerre-i miskal bir katkısı yok. Hekimhan zehirleniyor. Hasançelebi tozdan boğuluyor. Bu kadar. Ben yıllardır çalışanlardan bahsediyorum. Orası açılırsa mevcutlardan fazla zarar vermez. En çok zararı mevcutlar veriyor. Hekimhan'a zerre-i miskal katkıları yok. Hekimhan zehirleniyor. Kayısı ihracattan geri dönüyor. Hasançelebi de boğuluyor.”
Sadece Hekimhan değil tüm Malatya'ya bir tehdit
Maden sahasının genişleme kararıyla birlikte en büyük zararı görmesi beklenen yerleşim yerlerinden biri olan Akmağara Mahallesi’nin muhtarı Murat Kılıç da projeye sert tepki gösterdi. Şirketin bölgede yaklaşık 800 dönümlük bir alanı istimlak etmeye çalıştığını belirten Kılıç, hazine ve mera arazilerinin bu rakama dahil olmadığını vurguladı.
Tehlikenin sadece kendi mahalleleriyle sınırlı kalmayacağını, tüm Malatya’yı etkileyeceğini dile getiren Muhtar Murat Kılıç şöyle konuştu:
“İstimlak ettikleri, etmeye çalıştıkları yer 800 dönüm. Bir de bunun hazine olan yeri var, mera olan yeri var. Oralar hariç 800 dönüm yer arazi olarak gidiyor. Bizim mahalledeki yaşayanı bırak da bir şey olursa Malatya'yı etkiler. Çünkü burada iki tane büyük deremiz var. Kaynak suları Malatya barajına kadar gidiyor. Yani toprağımız da etkilenecek; yetişen meyvemiz, hayvanımız hep etkilenecek. Yani bu altın madeni, belki demir madeni olsa iyi kötü idare ederdik diyelim, altın madeni dendiği zaman işler değişiyor. Uludere dediğimiz dere mesela en büyük dere burada. Direkt baraja gidiyor, oraya da yakın mesafede. Zaten madene komple karşıyım, hiç kaçar bir tarafı yok.”
Vatandaş karşı
Bölgedeki mülkiyet yapısına ve gurbetteki arazi sahiplerinin durumuna da değinen Kılıç, yerleşik halkın projeye ezici bir çoğunlukla karşı çıktığını ifade etti:
“Yerli halkın yüzde 90-95'i karşı ama işte gurbettekiler biraz sıkıntı. Gurbetteki adam dedesinden, babasından kalmış köyü bilmiyor, mevkiyi bilmiyor. ‘Buradan gelen parayı bir çıkar amacı için satsam ne verirlerse benim çıkarıma’ diye düşünüyorlar. Şu durumda mahallede 150-200 kişi vardır. Çevreye su var burada, zarar verir. Hem yetişen ürünlere, kayısımıza, ekilimize, otumuza, her şeye zarar verir. Biz bu projeye her halükarda karşı duracağız.”
ÇED süreci devam eden ve bölge halkı ile yerel yöneticilerin tepkisini toplayan maden genişletme projesiyle ilgili gelişmeler yakından takip ediliyor.