Türkiye Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçı Birlikleri Sektör Kurulu, yeni dönemin ilk stratejik toplantısını Malatya Ticaret Borsası’nın ev sahipliğinde gerçekleştirdi. Ege, İstanbul ve Güneydoğu Anadolu ihracatçı birliklerinin başkanları ile sektör temsilcilerini bir araya getiren dev zirvede; 2026 yılı kayısı ihracat hedefleri, lisanslı depoculuğun küresel ısınmaya karşı stratejik önemi ve Avrupa pazarında büyük engel teşkil eden pestisit (ilaç kalıntısı) sorununun çözümü masaya yatırıldı.
Dünya kuru kayısı üretiminin ve ihracatının merkezi konumunda olan Malatya, Türkiye ekonomisine yıllık yaklaşık 2 milyar dolar döviz girdisi sağlayan kuru meyve sektörünün liderlerini ağırladı. Türkiye Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçı Birlikleri Sektör Kurulu, yenilenen genç yönetimiyle birlikte yeni dönemin ilk toplantısını Malatya Ticaret Borsası (MTB) ev sahipliğinde gerçekleştirdi. 2025 yılında yaşanan ağır don felaketi ve rekolte kayıplarının ardından, başlayan 2026 yeni hasat dönemiyle birlikte yaraları sarma ve kaybedilen küresel pazarları geri kazanma stratejileri en ince ayrıntısına kadar planlandı. Toplantıda; üreticinin emeğinin korunması, lisanslı depoculuk yatırımları ve ihracatta ürünlerin geri dönmesine yol açan pestisit problemiyle topyekûn mücadele kararı çıktı.
MALATYA EKONOMİSİ VE PRESTİJ ÜRÜNÜ KAYISI İÇİN ORTAK AKIL
Toplantının açılış konuşmasını yapan Malatya Ticaret Borsası Başkanı Ramazan Özcan, Ege, İstanbul ve Güneydoğu Anadolu İhracatçı Birliklerinden 30’a yakın üst düzey temsilciyi ağırlamaktan gurur duyduklarını belirtti. Türkiye'nin küresel kuru meyve tedarikinde lider olduğunu ve kayısının bu pastada yüzde 25'i aşan bir paya sahip olduğunu vurgulayan Özcan, şu ifadeleri kullandı:
"2025 yılı hem küresel tüketici hem de don felaketi nedeniyle üreticimiz ve şehrimiz açısından ekonomik olarak çok zor bir yıldı. Ancak o zorlu süreci geride bıraktık. Şu an itibarıyla 2026 yılı hasat dönemimiz başladı. Bir yandan yaş kayısı ihracatımız sürerken diğer yandan kuru kayısılarımızı depolarımıza transfer etmeye hazırlanıyoruz. Amacımız, çiftçimizin son yılların en iyi gelirini elde ettiği, kentimizin ekonomik yaralarını sardığı, aynı zamanda dış pazardaki alıcıların da makul fiyatlarla ürüne ulaşabildiği dengeli bir tablo oluşturmaktır. Malatya kayısısı artık sadece bu kenti değil, tüm Türkiye'yi ilgilendiren ulusal bir prestij ürünüdür."
"DEPREM SONRASI TOPARLANMA MUCİZESİ VE PAZARLARI GERİ ALMA SÖZÜ"
Kuru Meyve Sektör Kurulu Başkanı ve Ege İhracatçı Birlikleri Başkan Yardımcısı Şemsettin Bayram Özgür ise konuşmasına Malatya'nın yaşadığı büyük deprem felaketine değinerek başladı. Kentteki hızlı toparlanmayı takdirle karşıladıklarını belirten Özgür, ihracatçıların yeni dönemdeki misyonunu şu sözlerle özetledi:
"Malatya'da kurumların kenetlenerek bu kadar kısa sürede şehri ayağa kaldırması büyük bir başarı. Depremin ardından sektörümüz de geçen yıl ciddi bir don felaketi yaşadı; rekolte neredeyse sıfıra yakındı ve eski devir stoklarla ihracat yapmak zorunda kaldık. Bu durum ihracat rakamlarımızı düşürdü ve bazı pazarları alternatif ülkelere kaptırmamıza neden oldu. Ancak bu geçici bir süreçti. Yeni ve dinamik yönetimimizle Malatya'dayız. Çiftçimiz görevini yaptı, malını korudu ve en güzel hasadı başlattı. Şimdi görev biz ihracatçılarda. En yüksek seviyede döviz girdisi sağlamak ve kaçırdığımız müşterilerin ayağı başka pazarlara alışmadan o pazarları geri almak için sonuna kadar çaba sarf edeceğiz."
KÜRESEL ISINMAYA KARŞI KALKAN: LİSANSLI DEPOCULUK
Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Gabay, Türkiye genelindeki kuru meyve ihracatının büyük bir kısmının Ege'den yapıldığını hatırlatarak, Malatya'da hayata geçirilen lisanslı depoculuk yatırımlarına tam not verdi. Küresel ısınmanın getirdiği iklim istikrarsızlıklarına karşı lisanslı depoların hayati önem taşıdığını belirten Gabay, "Geçen yıl don faciasında lisanslı depoculuğun değerini çok iyi anladık. Değişen iklim koşullarında mevcut pazarlarımızı koruyabilmek için, ürünün bol olduğu yıllarda kayısıyı lisanslı depolarda saklayıp arzın düştüğü dönemlerde piyasaya sürmeliyiz. Bu vizyoner yatırımlar için borsa yönetimimize ve belediyemize teşekkür ediyorum" dedi.
İHRACATIN ÖNÜNDEKİ EN BÜYÜK ENGEL: PESTİSİT SORUNU
İstanbul Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Semih Ergüder ise madalyonun diğer yüzüne, yani tarımsal ilaç kalıntısı (pestisit) sorununa dikkat çekti. Türk kuru meyvesinin dünyadaki imajı açısından bu konunun kritik olduğunu belirten Ergüder, şu uyarıları yaptı:
"Kuru üzüm ve kayısıda pestisit, incirde ise aflatoksin en büyük sorunumuz. Borsa başkanımızın yaptığı harika tesisleri ve depoları gezdik, ancak bu tesislerin başarısı tarladaki temiz üretimle taçlanmalı. Yurt dışına gönderilen ürünlerin ilaç kalıntısı nedeniyle geri dönmesi ihracatçımız için çok büyük bir maliyet ve prestij kaybıdır. Bu problemi aşmak için sadece üretici veya ihracatçı değil; mülki idareler ve kolluk kuvvetleri de dahil olmak üzere topyekun bir denetim mekanizması şarttır. Sayın Valimiz Seddar Yavuz ile de bu konuyu görüştük, kendisinin büyük bir azmi var. Bu sorunu el birliğiyle çözdüğümüzde, kuru meyve ihracatımızı kısa sürede 2,5 milyar dolar seviyesine çıkaracağız."
LABORATUVAR VE SOĞUK HAVA TESİSLERİ DEVRİM NİTELİĞİNDE
Güneydoğu Anadolu Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Yalçın Geyik de Malatya’da kurulan analiz laboratuvarı ve soğuk hava depolarının sektör için devrim niteliğinde olduğunu ifade etti. Geyik, "Eğer bu soğuk hava depoları olmasaydı, geçen yılki kriz çok daha derinleşirdi. Şimdi bir de ürünlerin hızlıca analiz edilebileceği bir laboratuvar kazandırılmış. Pestisit konusunda Sayın Valimizin ve Borsa Başkanımızın gösterdiği hassasiyet, geleceğe daha güvenle bakmamızı sağlıyor" diyerek toplantının hayırlı sonuçlar getirmesini temenni etti.
Sektör temsilcileri, Malatya programı kapsamında kentteki mülki idare amirleri ve yerel yönetimlerle de bir araya gelerek saha çalışmalarını sürdürecek.>>MEHMET TURAN ÇİĞDEM
EDİTÖR




















