Doğu Akdeniz İnşaat Müteahhitleri Federasyonu (DAİMFED) Malatya Şubesi tarafından düzenlenen geniş katılımlı istişare toplantısında; 6 Şubat depremleri sonrası yürütülen kentsel dönüşüm, müteahhitlik sektöründeki radikal elenme süreci, deprem davalarındaki hukuki açmazlar ve kentin sosyo-kültürel hafızası masaya yatırıldı. Toplantıda konuşan eski Çevre ve Şehircilik Bakanı Fatma Güldemet Sarı, Malatya genelinde 79 bin 660 bağımsız bölümün tamamlandığını açıklayarak, "Bir şehri yeniden inşa etmek sadece eski binaların yerine yenilerini koymak değildir. Asıl mesele o şehrin ruhunu, çarşısını ve hafızasını geleceğe taşımaktır" dedi.
6 Şubat 2023 depremlerinin merkez üssüne komşu olan ve ağır yıkım yaşayan Malatya’da, inşaat ve yapı sektörünün bileşenleri, sivil toplum kuruluşları ve iş dünyası DAİMFED Malatya Şubesi’nin ev sahipliğinde bir araya geldi. Şehrin geleceğinin, güvenli yapılaşma ilkelerinin ve kentsel ihya süreçlerinin değerlendirildiği stratejik zirveye; eski Çevre ve Şehircilik Bakanı ve DAİMFED Genel Koordinatörü Fatma Güldemet Sarı, DAİMFED Genel Başkanı Mustafa Karslıoğlu, DAİMFED Malatya Şube Başkanı Kadircan Esen, çok sayıda STK başkanı, mühendisler ve iş insanları katıldı.
Geleceğin dirençli Malatya'sının haritasının çizildiği toplantıda; hasar tespit mevzuatındaki eksiklikler, 30-40 yıllık binaların yükünün tek bir mühendisin imzasına yıkılması, merdiven altı müteahhitliğin sona erdirilmesi ve vicdani mühendislik ilkeleri en sert boyutuyla tartışıldı.
ESEN: "40 YILLIK BİNALARIN SORUMLULUĞU YILLAR ÖNCEKİ TEK BİR İMZAYA YÜKLENEMEZ!"
DAİMFED Malatya Şube Başkanı Kadircan Esen, federasyonun Malatya yapılanmasını depremin hemen ardından son derece zorlu bir atmosferde kurduklarını hatırlatarak, felaketin yalnızca binaları yıkmadığını, inşaat sektörünün toplum nezdindeki itibarını da zedelediğini vurguladı. Deprem sonrası süreçte yürütülen hasar tespit çalışmalarındaki plansızlıklara dikkat çeken Esen, milli servetin nasıl heba edildiğini şu sözlerle dile getirdi:
“Şehrimiz enkazların arasındayken müteahhit ve mühendis olduğunu söyleyen insanların kendilerini ifade etmekte dahi güçlük yaşadığı son derece ağır bir dönemden geçtik. O süreçte bazı binaların yıkılması gerekirken yıkılmadığını, bazı yapıların ise gereksiz yere yıkılarak milli servetimizin zarara uğratıldığını gözlemledik. Federasyon olarak bu aksaklıkları raporlayarak hasar tespit mevzuatının yeniden düzenlenmesine doğrudan katkı sunduk. Bugün ise proje üreten, fikirlerini ortaya koyan ve gerektiğinde mesleği ile şehri adına söz söyleyen güçlü bir yapıya dönüştük.”
Deprem davalarında tutuklanan veya yargılanan teknik personelin durumuna da değinen Esen, yapı denetiminde periyodik muayene sistemine geçilmesinin şart olduğunu söyledi: “30-40 yıllık binaların bütün sorumluluğunun, onlarca yıl önce atılmış ve arşiv raflarına kaldırılmış imzaların üzerine bırakılmaması gerektiğini her platformda haykırıyoruz. Binaların da tıpkı araçlar gibi belirli periyotlarda denetlenmesi ve muayene edilmesi gerekiyor. Çünkü bu ülkede depremle gerçek mücadelenin yolu sadece inşa etmekten değil, sürekli denetim ve nitelikli dönüşümden geçmektedir. Bizim için kıstas kimin hangi masada oturduğu değil, şehrimiz ve sektörümüz adına o masaya ne koyabildiğidir. Sosyal medyadan laf üretmek yerine, ortaya eser koymanın kıymetli olduğuna inanıyoruz.”
"MALATYA’DA ÇANTACI MÜTEAHHİTLİK BİTTİ"
DAİMFED Genel Başkanı Mustafa Karslıoğlu ise konuşmasında inşaat sektöründe disiplin, mesleki yeterlilik ve kayıt sisteminin sağladığı büyük dönüşüme odaklandı. Geçmişte önüne gelen her meslek grubunun müteahhitlik yapabildiği kontrolsüz dönemin kapandığını belirten Karslıoğlu, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından hayata geçirilen A’dan E1’e kadar olan grup sınıflandırmasının sektöre kalite getirdiğini ifade etti.
Karslıoğlu, kentin müteahhit profiline ilişkin ezber bozan şu istatistikleri paylaştı: “Geçmişte Malatya’da eline çantayı alan, hiçbir teknik yeterliliği olmayan 2 bin civarında müteahhit vardı. Uygulamaya koyduğumuz ketm-i yeterlilik ve derecelendirme şartları sayesinde Malatya’daki müteahhit sayısı 2 binden 150’ye düşmüştür. Benzer şekilde Adana’da 3 bin 200 olan sayı 241’e gerilemiştir. Bu durum mesleğimizin artık belirli kıstaslar, sermaye yeterlilikleri ve teknik kadro zorunluluğu çerçevesinde kayıt altına alındığının somut kanıtıdır. Sektör temsilcilerimizi çok daha güçlü bir çatı altında toplamak amacıyla 'Türkiye İnşaat Müteahhitleri Konfederasyonu' adıyla isim patentimizi aldık. Türkiye’nin ikinci büyük inşaat müteahhitleri konfederasyonunu Malatya’dan yakacağımız meşale ile kuruyoruz. 14 ilimizle birlikte tam bir güç birliği içerisinde yolumuza devam edeceğiz.”
SARI: "İKİZCE TÜRKİYE'NİN EN BÜYÜK ŞANTİYESİ!"
Toplantıda söz alan eski Çevre ve Şehircilik Bakanı ve DAİMFED Genel Koordinatörü Fatma Güldemet Sarı, 6 Şubat depremlerinin ardından yürütülen devasa kentsel ihya hamlesinin rakamsal boyutlarını açıkladı. Türkiye genelinde deprem bölgesinde 455 bin 357 bağımsız bölümün tamamlanarak hak sahiplerine teslim edildiğini hatırlatan Sarı, Malatya’daki son durumu şu verilerle aktardı: “Malatya genelinde yürütülen hummalı çalışmalar neticesinde; 62 bin 540 konut, 13 bin 32 köy evi ve 4 bin 88 iş yeri olmak üzere toplam 79 bin 660 bağımsız bölüm tamamlanmıştır. Bunun da ötesinde, 28 bin 289 bağımsız bölümün aynı anda yükseldiği Malatya İkizce TOKİ alanı, şu an sadece Türkiye’nin değil, Avrupa’nın da en büyük tek parça şantiyesi konumundadır.”
"DEPREM YÖNETMELİĞİNE UYMAK VİCDANİ BİR SORUMLULUKTUR"
Şehirlerin beton bloklardan ibaret olmadığını, komşuluk ilişkileri, sokak dokusu ve ticari hafızasıyla bir bütün olarak ele alınması gerektiğini vurgulayan eski Bakan Sarı, inşaat sektörüne vicdan ve bilim çağrısında bulundu: “Bir şehri yeniden inşa etmek, yıkılan eski binaların yerine sadece yenilerini dizmek değildir. Şehir; hafızasıyla, tarihi çarşısıyla, mahallesiyle, sokağıyla ve insanıyla bir bütündür. Bizim 6 Şubat’tan sonraki görevimiz sadece bina dikmek değil, ruhu olan yaşanabilir şehirler inşa etmektir. Daha iyi mühendislik göstermek zorundayız. Daha doğru ve tarafsız zemin etütleri yapmalıyız. Nitelikli malzemeden çalmamalı, daha güçlü denetim mekanizmaları kurmalıyız. Bütün bunların da üzerine sarsılmaz bir meslek ahlakını yerleştirmek zorundayız. Çünkü deprem yönetmeliğine uymak yalnızca teknik bir zorunluluk değil; doğrudan insan hayatını ilgilendiren vicdani ve ahlaki bir sorumluluktur. 6 Şubat’ı asla unutmayacağız; ancak bu büyük acıyı daha güvenli binaların ve bilinçli bir şehirleşmenin miladı yapacağımıza söz veriyoruz.”
Toplantı, sektör temsilcileri ile iş insanlarının Malatya kentsel dönüşüm sürecine ilişkin soru-cevap ve istişare bölümünün ardından devam etti.
>>MEHMET TURAN ÇİĞDEM
EDİTÖR


















