Depremin ardından yaşanan kitlesel göç nedeniyle kalifiye eleman ve iş gücü kaybına uğrayan esnaf, ellerinde kalan çalışanları şehirde tutabilmek için barınma sorununu kendi imkânları ve konteyner kentlerle çözmeye çalışıyor. Ancak konteyner kentlerin boşaltılma kararını fırsata çeviren ev sahiplerinin fahiş kira isteği büyük çoğunluğunu Suriyelilerin oluşturduğu iş gücü için kayıp anlamına geliyor.
"Sanayide Çarklar Durursa Malatya Yeniden Ayağa Kalkamaz"
Sanayide 25 yıldır mobilya ve ahşap imalatı üzerine faaliyet gösteren ahşap ustası Mehmet Taşçı, sektörde yaşanan iş gücü krizini ve barınma çıkmazını şu sözlerle değerlendirdi:
"6 Şubat gecesi sadece binalarımız yıkılmadı; yıllardır beraber ter döktüğümüz, omuz omuza çalıştığımız yetişmiş insan kaynağımızı da kaybettik. Depremin hemen ardından şehir adeta boşaldı. Bizler 'Bu şehir bizim, üretimi durdurursak Malatya tamamen biter' diyerek tezgahlarımızın başına geçtik. Fakat üretimi sürdürmek sadece makineleri çalıştırmakla olmuyor; o makinelerin başında duracak usta, malzemeyi taşıyacak eleman lazım. Depremden bu yana çırak bulmayı zaten geçtik, kalifiye ustalarımızı dahi şehirde tutmakta zorlanıyoruz. Yanımızda çalışan elemanların çoğunun evi yıkıldı ya da ağır hasar aldı. İşçilerimizin şehri terk etmesini önlemek için bulduğumuz tek çare, yetkililerin tahsis ettiği konteyner alanları oldu. Şimdi ise bu konteyner kentlerin boşaltılması isteniyor. Peki bu insanlar nereye gidecek? Malatya’da bugün ortalama bir ev kirası 15 bin ila 20 bin lira arasında değişiyor. Şehrin en dışındaki İkizce bölgesinde bile kiralar 15 bin liradan başlıyor. Asgari ücretle ya da ona yakın bir maaşla çalışan bir sanayi işçisinin bu kiraları ödemesi imkânsız. Bu adam kazancının tamamını kiraya verirse ne yiyecek, çoluk çocuğuna nasıl bakacak? Eğer bu çalışanlara barınma konusunda ek süre tanınmaz ya da kalıcı bir çözüm üretilmezse, ellerinde kalan son işçileri de kaybetme tehlikesiyle karşı karşıyayız. Yanımızda çalışan yabancı uyruklu ve yerli işçiler, 'Burada kazandığımız kiraya gidiyor' diyerek ya memleketlerine ya da kiraların daha makul kazancın yüksek olduğu başka şehirlere göç edecekler. Bizim yetkililerden talebimiz çok net: Ahşap sanayisi Malatya ekonomisinin gizli lokomotifidir. Konteyner kentlerden tahliyeler için en azından işçilere adapte olabilecekleri birkaç ay daha süre verilsin veya sanayi çalışanlarına özel geçici barınma alanları sağlansın. Aksi takdirde önümüzdeki aylarda imalat yapacak tek bir usta dahi bulamayacağız ve sanayideki çarklar tamamen duracak."
"İşçilere Süre Verilmezse Şehirde Tutamayız "
Uzun yıllardır sanayi sitesinde arı kovanı üretimi yapan ve sektörün deneyimli isimlerinden biri olan Recep Sayın, deprem sonrasında yaşanan göç dalgasına ve barınma krizine dikkat çekerek yetkililere çağrıda bulundu.
Şehirde kalabilmenin tek yolunun barınma imkânı sunmak olduğunu vurgulayan Sayın, süreci ve karşı karşıya kaldıkları tehlikeyi şu sözlerle aktardı:
“Deprem sonrasında yetişmiş işçilerimiz ve ustalarımız birer birer şehri terk etmeye başladı. Onları Malatya’da tutabilmek ve üretimin devamlılığını sağlayabilmek için mutlaka başlarını sokacak bir barınma alanı bulmak zorundaydık. Konuyu yetkililere ilettiğimizde sağ olsunlar bize yardımcı oldular ve yer tahsisinde bulundular. Dilek yolu üzerinde kurulan konteyner kentte hem mağdur olan esnafımızı hem de kalacak başka hiçbir yeri olmayan emekçi işçilerimizi barındırdık. Ancak gelinen noktada bu konteyner kentin elektriğini kestiler ve boşaltılmasını istiyorlar. Yetkililer mevzuat açısından elbette haklılar, buna bir şey diyemeyiz fakat sahadaki gerçekler ve sorunlar tam olarak çözülmeden bu tahliye adımı atılmamalı. Gidecek yeri olanlar, kendi imkânlarıyla başının çaresine bakanlar zaten gitti. Hak sahibi olup evi çıkan vatandaşlarımız da evlerine taşındı. Konteynerde kalmaya devam eden ve evi çıkmayan vatandaşları ise başka kentlerdeki yerleşim alanlarına taşıyacaklarını söylüyorlar. Peki bizim gece gündüz üretim yapan bu işçilerimiz ne olacak? Bu insanlar şehirde kiralık ev bulmakta zorlanıyorlar. Malatya'da ev kiraları 20 bin TL sınırına dayandı. Şehrin en dış noktası sayılabilecek İkizce tarafında bile kiralar 15 bin TL’den başlıyor. Haliyle bu gelir seviyesindeki işçilerin bu yüksek kiraları karşılaması ve ev bulması imkânsız. Eğer yetkililerimiz bu konteyner kentte kalan işçilere en azından bir ay daha süre verebilirlerse, onlar da başlarının çaresine bakıp yaşamlarını kurma fırsatı bulurlar. Aksi takdirde biz bu mali şartlarda işçileri bu şehirde kesinlikle tutamayız. Yanımızda çalışan işçilerin çoğunluğu ucuz iş gücü sağlayan Suriyeli çalışanlardan oluşuyor. Barınma imkânı kalmazsa bu insanlar üretim maliyetleri ve yaşam pahalılığı yüzünden memleketlerine ya da başka illere dönmek zorunda kalırlar. Onlar giderse sanayide imalat ve üretim tamamen durma noktasına gelir.” şeklinde konuştu.Mehmet Turan Çiğdem