Malatya-Elazığ kara yolu Sincik yol ayrımında meydana gelen feci kazada 37 yaşındaki Mikail Akkuş’un hayatını kaybetmesi, bölge halkının yıllardır süren haklı tepkisini fitilledi. Defalarca dilekçe verilmesine, ağır tonajlı taş ocağı kamyonlarının ve okul servislerinin yarattığı hayati tehlikeye rağmen kılını kıpırdatmayan yetkililere tepki gösteren vatandaşlar eylem yaptı. Sinyalizasyon ve kavşak düzenlemesi talebiyle yolu trafiğe kapatmak isteyen mahalle sakinleri çevik kuvvet engeliyle karşılaşırken; vatandaşlar bürokrasinin duyarsızlığına, "Bir ışık takmak için daha kaç canın gitmesi gerekiyor?" sözleriyle isyan etti.
Kamu idaresinin ve Karayollarının göz göre göre gelen tehlikelere karşı sergilediği vurdumduymazlık, Malatya’da bir kez daha gencecik bir insanın hayatına mal oldu. Malatya-Elazığ kara yolunun en tehlikeli noktalarından biri olan Sincik yol ayrımında, üç otomobilin karıştığı feci kazada ağır yaralanan 37 yaşındaki Mikail Akkuş, kaldırıldığı hastanede tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak yaşamını yitirdi.
Ölümün göz göre göre geldiği bölgede yıllardır süregelen ihmaller zinciri, pencerelerinden her gün kazalara şahitlik eden mahalle sakinlerinin sabrını taşırdı. Beydağ, Fırıncı, Üzümlü ve çevre mahallelerde yaşayan onlarca vatandaş, acı haberin ardından ölüm tuzağına dönen kavşakta toplanarak yetkililerin ataletini protesto etti.
"SESİMİZİ DUYURMAMIZA BİLE İZİN VERİLMİYOR"
Can güvenliklerinin hiçe sayıldığını belirten vatandaşlar, bölgeye bir an önce trafik ışığı kurulması ve kapsamlı bir kavşak düzenlemesi yapılması talebiyle seslerini yetkililere duyurabilmek amacıyla yolu kısa süreliğine trafiğe kapatmak istedi. Ancak, yıllardır vatandaşın "can güvenliği" talebine kulak tıkıyan yetkili mekanizmalar, konu protestoyu engellemek olunca jet hızıyla refleks gösterdi. Bölgeye sevk edilen çevik kuvvet ve polis ekipleri, yolun kapatılmasına izin vermeyerek barikat kurdu. Seslerini duyurmak isteyen acılı mahalle sakinleri ile güvenlik güçleri arasında kısa süreli gerginlik tırmanırken, vatandaşlar kolluk kuvvetleriyle bir dertlerinin olmadığını, tek amaçlarının aylardır dilekçelerle anlatamadıkları ölüm tehlikesini devletin zirvesine duyurmak olduğunu vurguladı.
"KAÇ KİŞİNİN ÖLMESİ GEREKİYOR: 10 MU, 30 MU, 50 Mİ?"
Bürokrasinin vurdumduymazlığına ve insan hayatının ucuzlaştırılmasına sert sözlerle tepki gösteren bölge sakinlerinden Abuzer Yolcu, yetkili makamlara adeta bir tokat niteliğinde sorular yöneltti. Yıllardır devam eden sinyalizasyon krizinin çözülmediğini ve ölümle sonuçlanmayan onlarca kazanın basına dahi yansımadan kapatıldığını belirten Yolcu, şu ifadelerle isyan etti: "Burada yıllardan beridir süregelen bir sinyalizasyon sorunumuz var. Burada bir kavşak istiyoruz. Her gün kaza oluyor. Birçok kaza ölümlü olmadığı için basına yansımıyor bile. Dün akşam da talihsiz bir kaza yaşandı ve bir canımızı daha yitirdik. Bizim yetkililerden istediğimiz altı üstü bir kavşak veya sinyalizasyon kurulması. Bunun için kaç canın daha gitmesi gerekiyor? Bu sayı bize resmen bildirilsin; 10 mu, 20 mi, 30 mu, 50 mi, her neyse... İnsan canı bu kadar değersiz mi? Bir kavşak kadar bir insanın canının değeri yoksa, biz ona göre bugün gönüllü olarak çıkalım yola. Bizi ezsinler, bu kotayı dolduralım! Ya da bize desinler ki ‘Sizin kente girmeniz yasak, buradan giriş yapmayın.’"
Kavşağın sadece birkaç mahalle tarafından değil, bölgedeki 10-15 köy, taşımalı eğitim yapan okullar ve ağır tonajlı ticari araçlar tarafından yoğun şekilde kullanıldığına dikkat çekilen eylemde, kamu yönetiminin yaklaşımı da protesto edildi.
Bölgeye taş ocaklarının açılmasına ve her gün binlerce ağır tonajlı kamyonun yollara salınmasına onay veren yetkililerin, aynı yola bir trafik ışığını çok görmesini "skandal" olarak nitelendiren Yolcu:
"Burada yaklaşık 10-15 köyün yolu var. Bilkent Koleji var, Adıyaman-Sincik yolu buradan geçiyor. Bölgede iki tane taş ocağı var. Bölgeye iki tane taş ocağı yapmasını biliyorsun, günde bin tane kamyonu buraya sokmayı biliyorsun ama şuraya bir kavşak düzenlemesi yapamıyorsun! Çok acı bir durum. Vatandaşlarımız göz göre göre canını kaybediyor. Biz çok bir şey istemiyoruz. Bir kavşak, bir ışık istiyoruz" sözleriyle tepkisini dile getirdi.
MUHTAR VE MAHALLELİDEN KARAYOLLARINA SORU: "50 DİLEKÇE DAHA MI VERELİM?"
Fırıncı Mahallesi Muhtarı Hüseyin Fırıncı da kavşağın adeta bir E-5 kara yolu yoğunluğunda çalıştığını belirterek, "Burada her gün kaza oluyor. Ben kendim gözümle iki kazaya şahit oldum. Bilkent Okulları var, taş ocakları var. Acilen ya kavşak ya da ışıklandırma yapılmasını istiyoruz" diyerek tehlikenin boyutunu özetledi.
Üzümlü Mahallesi sakini Hasan Taşgıran ise alanın taşımalı eğitim hattında olduğunu ve her gün onlarca öğrenci servisinin bu güzergâhı kullandığını hatırlattı. Taşgıran, halkın meşru taleplerinin görmezden gelindiğini vurgulayarak sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu yolun acilen sinyalizasyona ihtiyaç var. Burası taşıma bölgesi, öğrenciler okullara gitmek için bu yolu kullanmak zorunda. Başka alternatifleri yok. Amacımız kesinlikle olumsuzluk yaratmak değil; haklı talebimizi devlete iletmek ve yetkililerin sorumluluklarını yerine getirmesini sağlamaktır.
Beş dakika yolu kapatıp sesimizi duyurmak istedik ama polisimiz buna izin vermedi. Güvenlik güçlerimizle sorunumuz yok ama bu insanlar işini gücünü bırakıp boşuna buraya toplanmadı. Sebebi canlarımızı kaybetmemiz. Bugün toplandık, yarın yine toplanacağız. Havanda su dövmek istemiyoruz. Bu iş çözülene kadar peşini bırakmayacağız."
Karayolları Genel Müdürlüğü'ne ve ilgili kurumlara bugüne kadar yaklaşık 50 dilekçe verdiklerini ancak hiçbir somut adım atılmadığını ifade eden mahalle sakinleri, bir basit sinyalizasyon sisteminin kurulması için daha kaç ocağın sönmesi gerektiğini soruyor.>>MEHMET TURAN ÇİĞDEM