“Ticaret Sektörü” konulu sunum yapan İnönü Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Ali Koçyiğit, “Malatya’dan resmi verilere göre 102 bin kişi gitmişken, iş gücüne katılım oranı arttı. Bu, Malatya’nın nüfus yapısında ciddi bir değişim olduğunu gösteriyor. Yani yerli iş gücü, alınan göçün iki katı oranında piyasadan dışlanmış.” dedi. Kayıt dışı istihdamın yerli iş gücünü baskıladığını ve piyasayı dengesizleştirdiğini öne süren Koçyiğit, Valilik, Ticaret ve Sanayi Odası ve belediyelerin önlem alması gerektiğini ekledi.
Bir bölgenin gelişmişlik düzeyinin nitelikli iş gücüyle ölçüldüğünü aktaran Koçyiğit, “Belki göçün en önemli etkileri olarak iş gücü piyasası üzerindeki etkilerini tartışmamız gerekiyor. Biraz teorik olacak ama şu birkaç noktayı önce ifade edeyim, sonra konuya daha detaylı gireyim. Bir kere, iş gücü en önemli üretim faktörüdür. Biz öğrencilere "İktisada Giriş" dersinde üretim fonksiyonu dediğimiz bir kavramı tanımlarız. Bu üretim fonksiyonunun en önemli üretim faktörü iş gücüdür. İş gücü, diğer üretim faktörleri olan sermaye ve doğal kaynakların da yönlendiricisidir. Dolayısıyla iş gücü, hem gayrisafi millî hasılaya hem de ekonominin çıktısına en büyük katkıyı yapan üretim faktörüdür. Burada önemli olan şu: Bu iş gücünü nasıl donatıyorsunuz? İş gücünün vasfı, bir anlamda o ülkenin gelişmişlik düzeyini ve çıktı seviyesini belirleyen en önemli faktör olarak karşımıza çıkar. İşte göçü de bu bağlamda değerlendirmemiz gerekiyor. Göç olayı, iş gücünün bir ülkenin veya bir bölgenin başka bir ülke ya da bölgesine akımı olarak değerlendirilebilir. Bu açıdan baktığımızda göçün etkilerini; iş gücünün vasfı, gittiği ülkenin gelişmişlik düzeyi ve o ülkede uygulanan politikalara bağlı olarak tartışmamız gerekiyor.” ifadelerini kullandı.
“MALATYA NEDEN 34 BİN KİŞİ GELDİ?”
İş ile iş gücü arasındaki uyumun büyük bir önem kazandığının altını çizen Koçyiğit, “Burada önemli bir konu da iş gücü ile iş arasındaki uyum meselesidir. Çünkü göçün yarattığı en önemli etkilerden biri bu uyum ya da uyumsuzluk sürecidir. İş gücü ile iş arasındaki uyumsuzluk, diğer sektörlerin gelişiminin önünde de engel teşkil edebilir. Göçü bu bağlamda değerlendirmeliyiz. Göç veren ve göç alan bölgeler veya ülkeler açısından baktığımızda, gelişmişlik düzeyleri ve göçe konu olan iş gücünün vasfı en önemli faktörlerdir. Araştırmalar gösteriyor ki, eğer vasıflı iş gücü göç ediyorsa, bu durum o ülkenin üretim kapasitesini negatif etkiler. Göç alan ülkeler ise vasıflı iş gücü alıyorsa, bu pozitif bir etki yaratır. Malatya'nın deprem sonrası dönemde iş gücü piyasası üzerindeki etkilerini tartışırken, Tayyip Hocam istatistikleri verebilir. Ali Bey’in gönderdiği son verilere göre önemli bilgiler var. Bunlar üzerinde daha detaylı durmamız gerekiyor. Malatya özelinde konuşacak olursak, önemli sonuçların ortaya çıktığını görüyoruz. Göçün yalnızca sayısal bir akım olmadığını, çok daha derin sonuçlar doğurduğunu göz önünde bulundurmalıyız. 2022-2024 dönemi verileri Malatya açısından büyük önem taşıyor. Göçün iş gücü piyasasına etkisini anlamak için bu verilerden bazı çıkarımlar yapmamız gerekiyor. 2022’ye göre, 2023’te iş gücüne katılım oranında 2,6 puanlık bir düşüş var. Bu, deprem sonrası Malatya’dan yaşanan göçle açıklanabilir. Resmî verilere göre 102.621 kişi Malatya’yı terk etmiş görünüyor. Ancak biliyoruz ki kaydını aldırmayan önemli sayıda kişi de var. Belki 70-80 bin ekstra göçten söz edebiliriz. Aynı dönemde, 2023’te 34.414 kişi, 2024’te ise 36.932 kişi Malatya’ya dışarıdan gelmiş. Burada sorgulanması gereken nokta şu: Depremi yaşamış bir şehirden resmi olarak 102 bin (gayri resmi olarak 200 bin) kişi göç etmişken, neden 34 bin kişi 2023'te Malatya’ya gelmiştir? 2024’te gelen 36.932 kişiyle birlikte toplamda 70 bin kişilik bir dış göç söz konusu.” açıklamasını yaptı.
“NÜFUS DEĞİŞTİ, YERLİ İŞ GÜCÜ DIŞLANDI”
Nüfusun azaldığı halde iş gücüne katılımın arttığına dikkat çeken Koçyiğit, “Bu 70 bin kişi, daha önce Malatya’da kayıtlı olmayan ve dışarıdan gelen kişiler. Malatya önceki yıllarda yıllık ortalama 20-25 bin göç alıyordu. Ancak bu göçün 6 Şubat depreminin ardından hızlandığını görüyoruz. 2024’te iş gücüne katılım oranı 2023’e göre 4,8 puan, 2022’ye göre 2,2 puan artmış. Peki, Malatya’dan resmi verilere göre 102 bin kişi gitmişken, iş gücüne katılım oranı nasıl arttı? Bu, Malatya’nın nüfus yapısında ciddi bir değişim olduğunu gösteriyor. Yani yerli iş gücü, alınan göçün iki katı oranında piyasadan dışlanmış durumda. Bu olumlu ya da olumsuz anlamda değil, sadece yapısal bir değişim olarak değerlendirilmeli. Bu değişim aynı zamanda kültürel dokunun da dönüşümüne ışık tutuyor. İstihdamdaki artış, büyük oranda yeniden yapılanma süreciyle ilişkili. Özellikle inşaat sektörü ve kayıt dışı hizmet sektörü bu artışta etkili. Yakında yeni konutlar ve iş yerleri teslim edilecek. Bu teslimatlar, hâlihazırda kayıt içinde olan Malatya'nın yerli ticaret erbabını doğrudan etkilemeyecek. Ancak dışarıdan gelen ve büyük oranda kayıt dışı olan 70 bin kişiyle nasıl rekabet edecekler?” şeklinde konuştu.
“ESAS PROBLEM İŞ YERLERİ TESLİM EDİLDİKTEN SONRA BAŞLAYACAK”
Kayıt dışı iş gücü için kurumların çalışma yapması gerektiğini ifade eden Koçyiğit, “Kayıt dışı olanların maliyet avantajı var: vergi ödemiyorlar, konteynerlerde yaşıyorlar (kira yok), devlet desteğinden faydalanıyorlar. Esas problem bu iş yerleri teslim edildikten sonra başlayacak. Bu konuda ticaret odası, sanayi odası, belediye, valilik gibi kurumların şimdiden çalışmalar yapması gerekiyor. Rekabet açısından ciddi bir sorun var. Çünkü kayıt dışılar, kayıt içinde olanları piyasadan silebilir. Bir iş yeri sahibi düşünün; kira ödüyor, işçi çalıştırıyor, vergi veriyor. Ama karşısına biri gelip tezgâh açıp aynı ürünü vergisiz satıyor. Nasıl rekabet edecek? Bu gelen 70 bin kişilik iş gücü, geldikleri bölgelerde iş bulamayan, büyük ölçüde vasıfsız iş gücü. Amacım kimseyi hedef göstermek değil, sorunu tespit etmek. Çünkü bu insanlar kayıt dışı oldukları için sistemin dışında çalışıyorlar. Ve iş yerleri teslim edildikten sonra asıl rekabet ortamı oluşacak. Dışarıdan gelen göçün önemli kısmı vasıfsız. Peki vasıfsız iş gücünü vasıflı hale nasıl getireceksiniz? Ya da vasıflı olanı nasıl geri kazanacaksınız? Verilerde dikkat çeken bir diğer konu da kişi başına millî gelirdeki artış. 2022’de 5.646 dolar olan kişi başına gelir, 2023’te 7.749 dolara çıkmış. Deprem yaşamış, göç vermiş, üretim altyapısı zarar görmüş bir şehirde bu nasıl mümkün olabilir?” dedi.
“VASIFLI İŞ GÜCÜ GÖÇÜ BÜYÜK BİR KAYIP OLDU”
Deprem bölgesinde iş hayatının durmuş olmasına rağmen kişi başına düşen gelirin artmasını açıklayan Koçyiğit, “Bunun açıklaması, devletin yaptığı transfer harcamalarıdır. Katma değer yaratılarak elde edilmiş bir artış değil. Bu konuda yanlış bir algıya düşmemek gerekiyor. Sorunları tespit etmezsek çözüm de üretemeyiz. Dünya artık bilişim temelli bir kapitalist sisteme geçiyor. Mevcut iş gücünün bu sisteme ayak uyduracak vasfı yok. Özellikle Malatya özelinde, vasıflı iş gücü göçü büyük bir kayıp oldu. Deprem sonrası gelen kayıt dışı nüfusla, geri dönecek vasıflı iş gücünün nasıl rekabet edeceği tartışılmalı. Bu insanlar zaten kayıt içinde faaliyet gösteriyorlar. Ama kayıt dışı nüfus, rekabette avantajlı. Özellikle dikkat çekmek istiyorum: Devletin transfer desteği, konteyner yaşamı, vergi muafiyeti gibi nedenlerle insanlar tahsis edilen evlere bile gitmiyor. Aynı durum iş yerleri için de geçerli. Şu anda konteynerdeki ticari faaliyetlerin maliyeti oldukça düşük. Yarın bu insanlar yeni iş yerlerine geçtiklerinde, mevcut ticaret erbabı ile nasıl bir rekabet ortamı oluşacak? Toplumsal dışlama anlamında değil ama ekonomik rekabet anlamında önemli bir sorunla karşı karşıyayız. Bu nedenle eğitim ve mesleki programlarla göçmen iş gücünü piyasaya entegre edecek adımlar atılmalı. Sivil toplum kuruluşlarına da burada büyük görev düşüyor. Her şeyi devletten bekleyemeyiz.” ifadelerini kullandı.
“KAYIT DIŞI İSTİHDAM PİYASAYI DENGESİZLEŞTİRİYOR”
Bölgesel teşvikler uygulanırken şehirlerin yapı ve potansiyellerinin değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Koçyiğit, şu ifadeleri kullandı:
“Bölgesel kalkınma politikaları bağlamında tedbirlerin alınması gerektiğini düşünüyorum. İç göçün neden olduğu bölgesel dengesizlikleri azaltmak için, özellikle göç veren bölgelerde ekonomik kalkınma projelerinin devreye sokulması gerekiyor. Türkiye'de teşvik politikaları yıllarca uygulandı; ancak bu uygulamalar genellikle yanlış yürütüldü. Bölgelerin özellikleri dikkate alınmadan, büyük şehirler arasındaki rekabete dayalı bir teşvik politikası uygulanmaya çalışılıyor ya da uygulanmak zorunda kalınıyor. Düşünebiliyor musunuz? Malatya, Elazığ, Adıyaman gibi iller, hangi teşvik bölgesine dahil olacakları konusunda birbirleriyle rekabet ediyor. Oysa bu bölgelerin kendine özgü özellikleri, ürünleri ve yapıları var. Dolayısıyla teşvik politikalarının da bu özgün yapılar dikkate alınarak yönlendirilmesi gerekiyor. Aynı zamanda göçmenlerin haklarını koruyacak politikaların da devreye sokulması şart. Evet, bu insanlar şu anda kayıt dışı olabilir; fakat onları kayıt içine alacak yasal çerçevelerin oluşturulması gerekiyor. Kayıt dışı istihdamı önlemek özellikle göçmenler bağlamında büyük önem taşıyor. Neden mi? Şundan dolayı: Vasıfsız iş gücü, herhangi bir bölgeye göç yoluyla gittiğinde, oradaki mevcut iş gücüyle rekabete giriyor. Ancak kayıt dışı oldukları için daha düşük ücretle çalışmaya razı oluyorlar. Bu durum, yerli iş gücünü dezavantajlı hale getiriyor ve iş piyasasında dengesizliklere yol açıyor.”>>MEHMET TURAN ÇİĞDEM