Sanal Başarı Gerçek Hayatı Gölgede mi Bırakıyor?

Uzm. Klinik Psikolog Mehmet Demez, dijital oyunların bireyler üzerindeki etkilerine ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu.

MALATYA HABERLERİ - 16-04-2026 17:59

Dijital oyunların sunduğu anlık başarı hissinin bireyleri gerçek hayattan uzaklaştırdığına dikkat çeken Uzm. Klinik Psikolog Mehmet Demez, oyun bağımlılığının giderek büyüyen bir risk haline geldiğini söyledi. Gerçek dünyada karşılanamayan aidiyet ve başarı duygusunun sanal ortamda yapay biçimde sağlandığını ifade eden Demez, bu durumun zamanla bireyin yaşam kalitesini düşürerek yalnızlaşma, öfke kontrol sorunları ve gerçeklik algısında bozulmalara yol açabileceğini belirtti.

Uzm. Klinik Psikolog Mehmet Demez, dijital oyunların bireyler üzerindeki etkilerine ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Dijital dünyanın artık hayatın ayrılmaz bir parçası haline geldiğini vurgulayan Demez, özellikle oyun bağımlılığının psikolojik ve davranışsal sonuçlarına karşı önemli uyarılar yaptı.

Demez, psikoloji literatüründe “İnternette Oyun Oynama Bozukluğu” olarak tanımlanan durumun, aslında beynin dopamin sistemi üzerinden işleyen bir mekanizmaya dayandığını belirterek, “Dijital dünyayla hayatımızın artık doğal bir parçası. Psikoloji dünyasında İnternette Oyun Oynama Bozukluğu olarak tanımlanan bu durum, aslında beynimizin dopamin sistemine kurulan bir tuzak” dedi.

ANLIK TATMİN GERÇEK BAŞARININ YERİNİ ALIYOR

Oyunların bireye kısa sürede yapay bir başarı hissi sunduğunu ifade eden Demez, bu durumun uzun vadede ciddi sorunlara yol açabileceğini dile getirdi. Demez, “Oyunlar, gerçek hayatta uzun süren bir çabayla elde edeceğimiz başarı ve takdir duygusunu bize anlık kısa bir zaman dilimi içinde verir. Level atlamak, bir düşmanı yenmek ya da bir statü almak beyne ‘çok iyisin, başardın’ türü yapay bir tatmin sunar” ifadelerini kullandı.

İnsanın doğası gereği gerçek dünyada anlam ve başarı arayışı içinde olduğunu belirten Demez, bu ihtiyaçların karşılanamaması halinde bireyin sanal dünyaya yöneldiğini vurguladı. “İnsan fıtratı gereği gerçek dünyada anlam ve başarı peşinde gezer. Eğer bir birey; gerçek hayatta takdir görmüyor, aidiyet hissetmiyor ve geleceğe dair bir umut besleyemiyorsa, oyunlar ona sahte ama çok güçlü bir varoluş sunabilir” dedi.

“BOŞLUK DUYGUSUNA SÜRÜKLENEBİLİR”

Oyun bağımlılığının bireyin karakteri ve yaşam kalitesi üzerinde ciddi etkiler yarattığını kaydeden Demez, sürecin ilerlemesiyle birlikte gerçek hayatın geri planda kaldığını söyledi. Demez, “Oyun bağımlılığı kişinin karakterini ve yaşam kalitesini sarsan bir etkiye sahiptir. Zamanla gerçek dünya, oyuna oranla sıkıcı gelmeye başlar. Böylece birey günlük aktivitelerden keyif alamayıp derin bir boşluk duygusuna sürüklenebilir” şeklinde konuştu.

Sanal ilişkilerin gerçek ilişkilerin yerini almaya başladığına dikkat çeken Demez, “Birey sanaldaki arkadaşlıklarını gerçek ilişkilere tercih edip gerçek dünyada yalnız kalabilir. Odaklanma problemlerini yaşayabilir. Oyun oynaması engellendiğinde ya da oyunda kaybettiğinde buna bağlı olarak öfke ortaya çıkar. Büyük patlamalar yaşayıp sabır eşiği düşebilir” dedi.

ŞİDDET İÇERİKLİ OYUNLARA DİKKAT

Şiddet içerikli oyunların etkilerine de değinen Demez, bu tür içeriklerin bireylerin algısını ciddi şekilde etkileyebileceğini ifade etti. “Ateşlenen silahlar, ölen düşmanlar ve alınan ödül puanlar. Şiddet içeren bu tür oyunlar zihinlerde gerçeklik ile kurgu arasındaki çizgiyi silikleştirip tehlikeli bir duruma dönüştürebiliyor” diye konuştu.

Şiddet içeriklerine sürekli maruz kalmanın duyarsızlaşmaya yol açtığını belirten Demez, “Şiddet içeren bir görüntüye maruz kaldığımızda insan beyni savaş ya da kaç tepkisi verir ve stres düzeyimiz artar. Bununla birlikte günde saatlerce şiddet içerikli -silahlı oyun oynayan kişilerde, bu tepki zamanla körelir ve duyarsızlaşma olarak adlandırılan bir sonuç ortaya çıkar” dedi.

“VİCDANİ BİR SORGULAMADAN YOKSUN BIRAKIR”

Sanal dünyada sürekli şiddet içeren eylemlerin yer almasının, bireyin empati duygusunu zayıflatabileceğine dikkat çeken Demez, “Sürekli birilerini öldürmek ya da avlamak üzerine kurulu bir sanal dünyada, karşıdaki kişi sadece bir hedeftir. Bu şekilde beynin gerçek hayattaki insanların acısını hissetme yetisi de körelir bu durum, bireyi şiddet eylemi gerçekleştirirken vicdani bir sorgulamadan yoksun bırakır.” ifadelerini kullandı.

Gerçek hayatta bireyin karşısındaki kişinin duygularını görmesinin davranışlarını sınırlayabildiğini vurgulayan Demez, sanal ortamın bu dengeyi bozduğunu belirtti. “Gerçek yaşamda insan ilişkilerinde, karşıdakinin gözündeki korkuyu görmek bireyi durdurabilir. Ancak sanalda sürekli ve defalarca kez ekran başında rakiplerini avlayan bir birey için, gerçek hayattaki insanlar da birer oyuncu karakter haline gelebilir. Birey kurbanını bir insan olarak değil, sadece aşılması gereken bir engel veya yok edilmesi gereken bir hedef olarak gördüğünde tehlike başlamıştır diyebiliriz” dedi.

“CEZASIZLIK YANILGISINA DÜŞEBİLİR”

Oyun dünyasında yapılan hataların kolayca telafi edilebilmesinin gerçeklik algısını zedelediğini belirten Demez, “Sanal dünyada yapılan her hata yeniden başlayarak telafi edilebilir. Şiddet davranışlarının oyun içinde bir cezası ya da vicdani bir karşılığı yoktur. Bağımlılık düzeyi arttıkça gerçeklik algısı bozulup, kişi gerçek hayatta yapacağı bir şiddet eyleminin sonuçlarının da bir şekilde geçeceği algısıyla cezasızlık yanılgısına düşebilir” şeklinde konuştu.

Özellikle ergenlik dönemindeki bireylerin daha büyük risk altında olduğunu ifade eden Demez, “Özellikle ergenlik dönemindeki bireyler, oyundaki karakterlerle aşırı özdeşim kurarak onların davranışlarını, dilini ve problem çözme biçimi olan şiddeti hayatlarına entegre edebilirler” dedi.

Dijital oyunların bireylerin algı, muhakeme ve değerlendirme becerileri üzerinde olumsuz etkiler oluşturabileceğini belirten Demez, ailelere de önemli görevler düştüğünü vurguladı.

AİLELERE ÇAĞRI

Ailelere çağrıda bulunan Demez, açıklamasını, “Dijital oyunlar bireylerin algı, muhakeme ve değerlendirme kabiliyetlerini hasara uğratabilir. Çocuklarımızın oynadıkları oyunlara lütfen dikkat edelim. Asıl tehlike, gerçek dünyanın zor ve sevgisiz, sanal dünyanın ise bu denli güçlü ve ödüllendirici hissettirmesidir.” diyerek tamamladı.

>>TUĞÇE ERBAŞ

Günün Diğer Haberleri