Yemeğin Zamansızlaştığı Şehirde Lezzetler Sergilendi

Türk Mutfağı Haftası kapsamında Malatya’da kentin coğrafi işaret tescilli lezzetleri dünyaya tanıtıldı. Malatya’nın kayısısından kiraz yaprağı sarmasına kadar zengin mutfak kültürü, gastronomi turizmiyle taçlandırılmayı bekliyor.

YAŞAM - 28-05-2025 11:03

Türk Mutfağı Haftası kapsamında Malatya’da kentin coğrafi işaret tescilli lezzetleri dünyaya tanıtıldı. Malatya’nın kayısısından kiraz yaprağı sarmasına kadar zengin mutfak kültürü, gastronomi turizmiyle taçlandırılmayı bekliyor. Programda konuşan Şef Ömür Akkor, Malatya’nın ülkedeki en iyi mutfaklardan birine sahip olmasına rağmen lezzetlerini tanıtmadığını öne sürdü.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın girişimiyle, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından hayata geçirilen Türk Mutfağı Haftası kapsamında, Malatya Sanat Sokağı’nda kentin coğrafi işaret tescilli lezzetleri tanıtıldı. Malatya’nın binlerce yıllık mutfak mirasının sergilendiği etkinliğe, Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, Vali Yardımcısı Talat Tabur, İl Jandarma Komutanı Kd. Alb. Tolunay Başer, ilçe belediye başkanları, ünlü şef Ömür Akkor ve sektör temsilcileri katıldı. Etkinlik, Malatya’nın gastronomi turizmindeki potansiyelini ortaya koyarken, kentin kültürel zenginliklerini dünya sahnesine taşıma hedefini güçlendirdi.

Türk Mutfağı Haftası’nın Malatya’daki etkinlikleri, Sanat Sokağı’nda düzenlenen renkli bir programla kutlandı. Malatya’nın kayısısından Arapgir kızılcığına, kiraz yaprağı sarmasından kağıt kebabına uzanan eşsiz lezzetleri, ziyaretçilerin beğenisine sunuldu. Programda konuşan Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, Türk Mutfağı Haftası’nın, Türk mutfağını ulusal ve uluslararası ölçekte tanıtmak için büyük bir fırsat olduğunu vurguladı. Er, “Bu özel haftanın kutlanıyor olması Türk mutfağının hem ulusal hem de uluslararası ölçekte tanıtılması adına büyük bir imkan. Çünkü biliyoruz ki mutfak sadece beslenme kültürü değil. Bir milletin hafızası, kimliği ve ortak hikayesidir. Bizler Malatya olarak bu hikayenin kadim anlatıcılarından biriyiz. Yalnızca kayısısıyla değil, binlerce yıllık geçmişiyle, coğrafi işaret ürünleriyle ve zengin sofra kültürüyle Anadolu'nun en bereketli şehirden biri olmanın gururunu ve mutluluğunu yaşıyoruz. Arapgir kızılcığından, kiraz yaprağı sarmasına, tandır ekmeğinden kağıt kebabına kadar uzanan bu çeşitlilik sadece lezzet değil, aynı zamanda tarih, emek ve dayanışmadır. Aslantepe Höyüğü'nde bulunan buğday taneleriyle bu topraklardaki tarım ve mutfak kültürünün binlerce yıl öncesine uzandığını hepimiz biliyoruz. Bugün ise bu mirasın üzerine koyarak doğal, sürdürülebilir ve çağın ihtiyaçlarına cevap veren bir mutfak anlayışını geliştiriyoruz. Özellikle vegan ve vejetaryen mutfakta öncülük eden yerel tariflerimizle hem sağlıklı yaşamı teşvik ediyor hem de çevreye duyarlı bir mutfak kültürünü dünyaya tanıtmış oluyoruz. Malatya Büyükşehir Belediyesi olarak gastronomi turizmini başta olmak üzere, kültür mirasımızın korunması ve dünyaya tanıtılması için çalışmalarımızı aralıksız sürdürüyoruz. Bugün aramızda Anadolu mutfağının dünyaya tanıtan önemli bir ismi olan sayın Ömür Akkor'un bulunması da bu programı daha anlamlı kılmaktadır. Unutmayalım ki bir şehir mutfağı, o şehrin kimliğidir. Malatya olarak bu kimliği dünya ile paylaşmak, sofralarımızdaki lezzetleri evrensel bir kültür diline dönüştürmek için var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz. Malatya’mız depremden sonra yaralarını sarmaya başladı, sardı ve küllerinden ayağa kalkıyor. Malatya’mız eskisinden daha da güçlü olacak. Malatya elbette sadece fiziki olarak değil. Malatya’mız aynı zamanda sosyolojik olarak da kültürel olarak da birtakım sıkıntılar yaşıyor. Ve bunu el birliğiyle bu tür etkinliklerle Malatya’mızın normalleşmesini, Allah'a şükürler olsun sağlamaya çalışıyoruz, sağlıyoruz da.” dedi.

“DEĞERLERE SAHİP ÇIKILMALI”

Ülke genelinde eşsiz bir mutfak kültürü olduğunun altını çizen Vali Yardımcısı Talat Tabur, “Binlerce yıllık bir geçmişe sahip olan aynı zamanda medeniyetimizin, geleneklerimizin ve misafirperverliğimizin aynası olan Türk mutfağımızı 21-27 Mayıs tarihleri arasında büyük bir gururla dünyaya tanıtıyoruz. Bu kapsamda ilimizde de çeşitli etkinliklerle bu özel haftayı coşkuyla yaşıyoruz. Bugün Sanat Sokağı'nda düzenlediğimiz bu etkinlik ile Malatya'nın damak çatlatan lezzetlerini tanıtıyor, geleneksel tariflerimizi yaşatıyor ve geleceğe aktarıyoruz. Türkiye sahip olduğu yedi bölgesi, her biri kendine özgü iklimi, zengin tarımsal ürün yelpazesi ve çok katmanlı kültürel geçmişiyle dünyada eşi benzeri bulunmayan bir mutfak mirasına sahiptir. Selçuklu'dan Osmanlı'ya, Osmanlı'dan günümüze uzanan bu tarihsel derinlik Türk mutfağını yalnızca bir beslenme biçimi değil, aynı zamanda bir yaşam biçimi haline getirmiştir. Bugün artık dünya mutfakları arasında kendi yerimizi daha güçlü şekilde alabilmek, yerel değerlerimizi kültürel düzeyde tanıtabilmek için dijitalleşmenin sunduğu imkanlardan da faydalanmalı, kültürler arası bir köprü kurmalıyız.  Malatya sadece kayısısı ile değil, zengin kültürel, zengin yemek kültürü ile de Anadolu'nun göz bebeğidir. Birbirinden lezzetli köfteleri, fırın yemekleri bizlere eşsiz damak zevki sunmaktadır. Bu eşsiz tatları markalaştırmak ve şehrimize gastronomi turizmini kazandırmak adına kamu kurumlarımız ve özel sektörümüzle el ele vererek yeni bir vizyon oluşturmak zorundayız. Bu amaçla Malatya Valiliği olarak Büyükşehir Belediyemizle istişarelerimizi sürdürüyor, şehrimizin turizmle hak ettiği noktaya ulaşması için var gücümüzle çalışıyoruz. Unutulmamalıdır ki mutfak bir milletin hafızasıdır. Sofralar sadece karın doyurmaz, gönülleri birleştirir. Bu nedenle Türk Mutfağı Haftası'nı bir tanıtım aracı olmanın ötesinde, kültürel bir buluşma vesilesi olarak görüyoruz. Türk Mutfağı Haftası'nın hayırlı olmasını diliyorum.” İfadelerini kullandı.

“YEMEK BURADA ZAMANSIZLAŞIYOR”

Malatya’nın dünyanın en eski mutfak kültürüne sahip olduğunu vurgulayan Şef Aşçı Ömür Akkor, “İstanbul'da son 10 yıldır aslında Malatyalılarla beraber yaşıyorum. Hem Arapgir hem Darende hem de diğer ilçelere çok sık gelip gidiyoruz. Buranın yemeklerini yiyoruz. Kendi restoranında da şu an hem kiraz yaprağı sarmasını ikram ediyoruz hem de kendi yaptığımız Malatya ayranı yapıyoruz. Yandım Çavuş ayranı. Malatyalılar bence kendi evlerinin içinde yaşadıkları kendilerine has kültürü sanki herkes yaşıyormuş gibi zannediyor. O yüzden de çok yemeklerini övmüyorlar. Bulgurun en çok yemeği burada yapılıyor ve tek malzemeden en çok yemek üreten mutfaklardan bir tanesi.  Malatya'ya çok keyifle gelip gidiyoruz.  Malatya'yı, tarihi geçmişini, Aslantepe kazılarından beri çok yakın takip ediyorum. Genel olarak Anadolu'nun bir sonraki evreye geçmesinde, insanlığın koloni olarak yaşayıp sonra devletleşmesi Aslantepe'de başlıyor. Onun haricinde, gıdayı koruma, fermente etme ve saklama sürecinde de dünyanın en eski verileri gene bu tarafa ait ve gıdayı zamansızlaştırıyorlar. Yani bugün taze olan bir şeyi kurutup ya da sirke haline getirip bir yıl sonra tüketmek fiilini zamansızlaştırması da Aslantepe'yi gösteriyor. Gastronomi tacı var Malatya'nın. Sayın Başkanım'la beraber, Sayın Valim'le ve değerli hazurumla beraber, gerektiği yere kavuşturmak için elimizden geleni yapacağız. İnşallah bir Malatya kitabı da hazırlarız, başkanımla beraber. Çünkü Malatya, bu konuda çok öne çıkması gereken bir yer. İlk üç derken de hiç torpil geçtiğimi düşünmeyin. İnanılmaz yemekler yiyoruz Malatya'da ama insanların çoğu bundan haberdar değil. Bence biz de haberdar edeceğiz inşallah. Yani sadece ben değil de her Malatyalının görevi olsun. Malatya'nın gastronomide Antep gibi çok fazla ismi geçmek zorunda. Biz de elimizden ne gelirse yapmaya hazırız.” açıklamasını yaptı.>>MEHMET TURAN ÇİĞDEM

Günün Diğer Haberleri