Malatya Ziraat Odaları Koordinasyon Kurulu Başkanı Yunus Kılınç, basın konteynerlerinde gerçekleştirdiği basın açıklamasında Ticaret Bakanlığı’na adeta ateş püskürdü. Kayısı üreticisinin bu yıl tarihin en zor günlerini yaşadığını, ürününü satamadığını ve borç batağına saplandığını belirten Kılınç; kaçak ürün girişleri, fahiş fiyat makasları ve serbest bölgelerdeki usulsüzlük iddiaları üzerinden yetkililere acil müdahale çağrısında bulundu.
Malatya’da geçici basın konteynerlerinde basın mensuplarıyla bir araya gelen Malatya Ziraat Odaları Koordinasyon Kurulu Başkanı Yunus Kılınç, kentin can damarı olan kayısı üreticilerinin ve bölge çiftçisinin içinde bulunduğu vahim tabloyu gözler önüne serdi. Çiftçinin alın terinin karşılığını alamadığını, banka ve işçi borçlarını ödeyemeyecek duruma geldiğini belirten Kılınç, devletin acilen müdahale alımı yapması gerektiğini vurgulayarak seslerini duyurmaya çalıştı.
Açıklamasında tarım sektörünün içinde bulunduğu çıkmazı ve tarladan markete uzanan fahiş fiyat artışlarını sert sözlerle eleştiren Kılınç, üretim yapan Tarım ve Orman Bakanlığı ile denetim yetkisi olan diğer kurumlar arasındaki işleyiş kopukluğuna dikkat çekti.
"BEŞ İHRACATÇININ İNSAFINA BIRAKILDIK, TMO MÜDAHALE ETMELİ"
Üreticinin bu sezon ürününü elden çıkaramadığını ve müşteri bulmakta büyük zorluk yaşadığını ifade eden Yunus Kılınç, Toprak Mahsulleri Ofisi'nin (TMO) acilen devrede olması gerektiğini dile getirdi. Yıllardır Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar’ın tarla ile market arasındaki uçurumu feryat ederek açıkladığını hatırlatan Kılınç, şu ifadeleri kullandı: “Değerli arkadaşlar, üretici olarak bu yıl Malatya kayısısı üreticisi olarak çok mağdur ve çok perişan durumdayız. Bunu defalarca dile getirdik. Bu yıl kayısı üreticimiz ürününü satamıyor, bankadaki borçlarını ödeyemiyor, işçiye olan borcunu ödeyemiyor. Çok mağduruz. Kayısımız satılmıyor, müşteri bulamıyoruz. Çiftçi kayısını satamıyor. Bu konuda defalarca sesimizi yükselttik. Değerli devlet büyüklerimize seslendik. ‘Bizi beş tane ihracatçının eline bırakmayın. TMO bu kayısıyı alsın, müdahale alımı yapsın’ dedik. Ancak sesimizi kimse duymadı. Şu anda üreticimiz ne yapacağını şaşırmış durumda.”
ADALET VE İÇİŞLERİ BAKANLIKLARINA TEŞEKKÜR
Konuşmasında, tarladan markete ürün fiyatlarının 10 kata kadar çıkmasıyla ilgili yürütülen adli soruşturmalara ve operasyonlara değinen Kılınç, Adalet Bakanı Akın Gürlek ve İçişleri Bakanlığı’nın adımlarını takdirle karşıladıklarını belirtti. Sahte müstahsil makbuzlarıyla yürütülen usulsüzlüklere dikkat çeken Ziraat Odası Başkanı, asıl sorumluluk alanının Ticaret Bakanlığı olduğunu belirterek yüklenmeye devam etti:
“Gerçekten yıllardır TZOB Genel Başkanımız Sayın Şemsi Bayraktar, her ayın sonunda tarla ile market arasındaki makas farkını açıkladı. Hatta fiyatları açıklarken limonda 7 kat, domateste 6 kat fark olduğunu söyledi. Ama yetkililerimiz maalesef bu uyarıya kulak vermedi. Son zamanlarda ise Adalet Bakanımız Akın Gürlek ve İçişleri Bakanımızın çalışmaları sonucunda, ürünlerin tarladan markete nasıl 10 kata çıktığının araştırılmasıyla 41 kişi gözaltına alındı. Şimdi defalarca insanlar kendi aralarında sahte müstahsil makbuzları keserek Ahmet’ten Mehmet’e, Mehmet’ten Ali’ye şeklinde işlemler yaparak hem üreticiyi zarara uğrattılar hem de tüketicinin bu ürünlere erişimini zorlaştırdılar. Biz bunu defalarca söyledik: ‘Bu ülkede ticaret mafyası var, bu mafyanın önüne geçin.’ İşte burada yapmış oldukları bu girişimden dolayı çiftçimiz adına Adalet Bakanlığımızın harekete geçmesine Malatya’dan selamlarımı ve şükranlarımı arz ediyorum.”
"GÜMRÜKLER KONTROLSÜZ: KAÇAK KAYISI, ŞAP HASTALIĞI VE ACIMIŞ ÇEKİRDEK İTHALATI"
Tarım ve Orman Bakanlığı’nın mazot, gübre, hayvancılık destekleri ve gıda denetimleriyle üzerine düşeni yapmaya çalıştığını ifade eden Kılınç, Ticaret Bakanlığı’nın gümrüklerde ve piyasa denetimlerinde tamamen yetersiz kaldığını iddia etti. Kaçak ürünlerin ülkeye sokularak yerli üreticinin baltalandığını savunan Kılınç, şok edici iddialarda bulundu:
“Tarım Bakanlığı üretimi artırmak için elinden geleni yapıyor, eğitimler veriyor, sağlığa aykırı gıdaları imha ediyor. Tarım Bakanlığı bu görevi yaparken merak ettiğim şu: Türkiye’deki diğer bakanlıklarımızdan Ticaret Bakanlığı ne iş yapıyor? Bunu size soruyorum. Tarladan markete fiyat 10 kat artarken Ticaret Bakanlığı nerede? Şimdi bakıyoruz: Kayısımızı niye satamıyoruz? Dışarıdan kaçak kayısı geliyor. Bunu kendimiz kanıtladık ve açıklamalarını yaptık. Ticaret Bakanlığı nerede? Buna niye tedbir almadı? Dünya kayısı üretiminde birincisi iken ülkemize neden kayısı sokuluyor? Ticaret Bakanlığı’na soruyorsunuz, bilmiyor.”
Gümrüklerdeki denetimsizliğin hayvancılığa ve diğer tarım ürünlerine de büyük darbeler vurduğunu sözlerine ekleyen Kılınç, kaçak canlı hayvan ve aşı girişlerine işaret etti: “Dışarıdan sığır varyantı şap hastalığı ülkemize giriyor. Doğu ve Güneydoğu’dan başlayıp Türkiye’nin her tarafına yayılıyor, on binlerce hayvan telef oluyor. Nereden geldi? İran’dan kaçak hayvan girdi. Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, sen ne iş yapıyorsun? Bunları görmedin mi? Arkasından şap aşıları… Güney ve Doğu Anadolu’daki özel veterinerlerin elinde İran’dan gelen kaçak aşılar dolaşıyor. Ya arkadaşlar, siz bu gümrük kapılarında neler oluyor, hiç araştırdınız mı? Araştırmıyorlar. Dışarıdan çerezlik ayçiçeği… Üretici kendi ürününü satamazken, Çin’de depolarda beklemiş, acımış çekirdeği ülkemize sokuyorlar. Ticaret Bakanlığı, sen ne iş yapıyorsun?”
"SERBEST BÖLGELER KAPATILSIN, TİCARET MAFYASINA NEŞTER VURULSUN"
Mersin ve İzmir gibi illerdeki serbest bölgelerin usulsüzlük yuvası haline geldiğini ileri süren Yunus Kılınç, yurt dışından gelen kalitesiz kayısıların bu bölgeler üzerinden "Türk Kayısısı" gibi pazarlanarak Malatya ekonomisine hıyanet edildiğini belirtti. Kılınç, bürokrasideki belirli odakların görevden alınması gerektiğinin altını çizdi: “Bugün Mersin’de, İzmir’de serbest bölgeler açılmış. Serbest bölge ne işimize yarıyor? Sahtekârlığın ve dolandırıcılığın kol gezdiği mekânlar haline gelmiş. Defalarca dedik ki ‘Bu serbest bölgeleri kapatın.’ Biz dünyada birincisi iken diğer ülkelerin kayısısının gelip Türkiye’den pazarlanmasına, Türk çiftçisinin bitirilmesine, Malatya’ya ve Türkiye ekonomisine ihanet edilmesine karşı bağırırken, Ticaret Bakanlığı hiçbir şeyde sesini yükseltmedi. Bugün onların yapması gereken denetimleri ve görevleri Adalet Bakanımız ile İçişleri Bakanımız yapıyor. İşte biz onlara sesleniyoruz: 41 kişiyle kalmayın. Bu ülkede et piyasasında, bitkisel üretim piyasasında her yerde ticaret ve ihracat mafyalaşmış durumda. Üreticiyi ve tüketiciyi kasıp kavururken siz niye müdahale etmiyorsunuz?”
"AĞAÇLARI SÖKTÜRMEYİN, CUMHURBAŞKANIMIZIN DESTEĞİNİ BU YIL DA BEKLİYORUZ"
Konuşmasının son bölümünde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a seslenen ve geçen yıl sağlanan destekler sayesinde ayakta kalabildiklerini belirten Kılınç, bu yıl da benzer bir devlet elinin uzatılmaması halinde 30 yıllık emek olan kayısı ağaçlarının sökülme tehlikesiyle karşı karşıya kalacağını söyledi: “Eğer Gümrük ve Ticaret Bakanlığı olarak görevinizi yapmış olsaydınız, bu insanlar bu kadar mağdur olmazdı. Buradan sayın bakanlarımıza, yeni bakanlarımıza sesleniyorum: Bu serbest piyasa düzenine neşter vurun. Neşter vurduğunuz her yerde çiftçinin alın teri fışkıracaktır. Bunu böyle bilin. Bugün serbest bölgeye attığınız neşterde Malatya kayısısı üreticisinin alın teri fışkıracaktır. Değerli bakanları Malatya’mıza davet ediyorum. Daha konuşulacak çok şey var. Bu ülkede birileri zannetmesin ki çiftçi hiçbir şey bilmiyor. Ey Ticaret Bakanlığı, bu yapılanların sizin bürokrasinizle ortaklıkları bitecek. Bu ortaklıklar bitmediği ve orada yıllardır bürokratlık yapan insanların görevine son verilmediği müddetçe bu ülkede ne ekonomi düzelir ne de gıda enflasyonunun önüne geçilebilir. Sayın Cumhurbaşkanımız, buradan Malatya’dan selam olsun. Geçen yıl kayısı üreticisine o desteği vermemiş olsaydı, bugün artık konuşulacak bir kayısımız olmayacaktı. O destekleri verdiler, ayakta kaldık. Ama bu yıl durum çok kötü. Tüm bakanlıklarımıza ve tüm yetkililere sesleniyorum: Bu işe bir çözüm bulun. Malatya kayısısı üreticisine 20-30 yıl emek verilen ağaçları söktürmeyin. Malatya ismine zarar vermeyin.”>>MEHMET TURAN ÇİĞDEM