Yeniden Refah Partisi, Malatya 3. İl Kongresi Genel Başkan Fatih Erbakan’ın katılımıyla Kongre ve Kültür Merkezinde gerçekleştirildi. İl başkanlarından MKYK üyelerine kadar geniş katılımla düzenlenen toplantıda konuşan Erbakan, ülkenin ekonomik kriz yaşadığını ve ekonomik verilerin Afrika ülkeleri verilerini geride bıraktığını söyledi. Halkın yüzde 45’inin açlık sınırı altında, yüzde 85’inin ise yoksulluk sınırı altında gelir düzeyine sahip olduğunu belirten Erbakan, çarenin 2026 baharında gerçekleştirilecek erken seçimde olduğunu ileri sürdü.
“Malatya Susuz, Kayısı Sahipsiz, Üretici İcrada; Kaldı”
Malatya kayısısına yeteri destek verilmediğini öne süren Erbakan, “Sadece depremle ilgili değil dünyanın kayısı başkenti olan Malatya'mız yapılan yanlış uygulamalarla yeterli desteğin devlet tarafından sağlanmamasıyla bugün dünyadaki ihracat pazarını Özbekistan'a kaptırma tehlikesiyle karşı karşıya kaldı. Türkiye genelinde yaşanan büyük don felaketinden en çok etkilenen Malatyalı kayısı üreticileri olmuştur. Ancak devletin desteğini olması gerektiği gibi yanlarında görememişler. Çiftçilerimizin Ziraat Bankası'na olan çiftçi kredileri ertelenmemiş. Bütün bu deprem ve don olaylarına rağmen tam tersine faizi ile birlikte tahsilatlar başlamıştır. Malatya gibi önemli ve büyük bir şehrimizde bu devirde su kesintileri artık normal hale gelmiş. Plansız, programsız bir şekilde su kesintileri hayatın doğal akışı haline gelmiştir. Bütün bu sorunlar daha da uzun uzun anlatılabilir. Hepsinin farkındayız değerli kardeşlerim. Ve şunu açık ve net bir şekilde söylüyoruz. Bu sorunların hepsinin çözümü geçmişte olduğu gibi bugün de milli görüştedir. Yeniden refahtadır. Bunu neye dayanarak söylüyorum? 54. hükümette merhum Erbakan hocamızın başbakan olduğu dönemde yapılan icraatlara dayanarak söylüyorum. 12 Eylül öncesinde Milli Selamet Partisi'nin iktidar ortağı olduğu dönemde yapılan icraatlara dayanarak söylüyorum. Ve 89 ve 94'te belediyelerde, yerel yönetimlerde Milli Görüş'ün yaptığı efsane hizmetlere dayanarak söylüyorum. Bugün de sorunların çözümü Milli Görüş'tedir. O Milli Görüş'ün tek temsilcisi olan Yeniden Refah Partisi'dir.” ifadelerini kullandı.
“Deprem Bölgesinde Yaralar Sarılamadı”
Deprem bölgesinde vatandaşların mağduriyetlerine dikkat çeken Erbakan, “Çok değerli Malatyalılar, kıymetli milli görüşü ile 21. asrı yaşadığımız şu günlerde 1 trilyon dolarlık milli gelire sahip, 86 milyon nüfusa sahip, bölgesel güç olduk, dünyanın sayılı ülkelerinden olduk dedikleri bir dönemde Malatya'mızdaki depremden 2,5 sene zaman geçtikten sonra manzaraya baktığımızda bu anlatılanların maalesef Malatya'da vücut bulmadığını ve Türkiye'mize yakışacak bir yara sarma operasyonunun yapılmadığını görüyoruz. Biraz evvel değerli hocamız da genel başkan vekilimiz de ifade ettiler. Kıymetli il başkanımız da ifade ettiler. Depremin üzerinden 2,5 sene geçmesine rağmen Malatyalıların mağduriyetleri devam ediyor. Yaralar gerektiği gibi sarılmadı. Trilyonlar faize giderken trilyonlar imtiyazlı holdinglere giderken trilyonlar kamudaki Lüks ve şatafata giderken Malatya'ya gelince, Kahramanmaraş'a gelince, Gaziantep'e gelince, Hatay'a gelince, Adıyaman'a gelince depremin yaraları maalesef sarılamadı. Malatya'nın kalbi durumundaki çarşımız üç kez teslim tarihi değişmesine rağmen halen daha teslim edilemeyerek esnaflarımız mağdur edildi. Depremden hemen sonra esnafımız nefes alsın diye bir sene ödemesiz %8 faizle kredi garanti fonu kredileri verildi. Ancak bir sene zaman geçtikten sonra faizlerin artması bahanesiyle %50 faizle bu krediler tahsil edilmeye kalkılarak esnafımıza ikinci bir şok daha yaşatıldı. Sadece bunlarla hayır. Biraz evvel de ifade ettim. Yeni TOKİ yerleşimleri yapılmış. Ne yolu var? Ne bakkalı var, ne berberi var, ne ulaşımı var. Dağın başında bir yere dört duvar yapmışsınız ve insanlara anahtar veriyorsunuz. En temel ihtiyaç maddelerinin, en temel gıda maddelerinin satıldığı marketler bile ortada yok. Yine rezerv alanın uygulamasıyla 200-250 metrekare hak sahibi olan vatandaşlarımıza 90 metrekare yerler verilerek vatandaşlarımız maalesef mağdur edildi.” dedi.
“Ülkenin yüzde 45’i aç, 85’i yoksul”
Ülkede ekonomik kriz yaşandığına dikkati çeken Erbakan, “Afrika ülkeleri verileri değil bunlar. Bugün Türkiye'de halkın %45'i açlık sınırı altında gelire sahip. %85'i yoksulluk sınırının altında gelire sahip. Bugün matematik olarak halkın %45'i elde ettiği gelirle sağlıklı ve düzenli beslenebilmekten aciz durumdadır. Aç durumdadır. Neden aç kalmıyor? Milyarlarca liralık sosyal yardımlar var. Sadaka var, zekat var, akrabası var, annesi, babası var, hemşerisi var. Bunların yardımlarıyla aç kalmıyor. Yoksa matematik olarak elde ettiği gelir açlık sınırının altındadır. İşte emekli maaşı açlık sınırının neredeyse yarısı seviyesinde. Türkiye'de 4 kişilik aile için açlık sınırı ₺27.000 seviyesine geldi. Emekli maaşı ₺14.469. Asgari ücret yoksulluk sınırının 4/1 seviyesinin yoksulluk sınırı 90.000 liraya dayandı. Asgari ücret 22.100 lira. Bir haneye iki asgari ücret girse dahi yoksulluk sınırının yarısı kadar bir gelire sahip. Bakınız yapılan araştırmalar İstanbul'da 4 kişilik ailenin yaşama maliyetinin 96.559 lira olduğunu ortaya koydu. 96.000 lira geliri olmayan 4 kişilik bir aile bugün temel ihtiyaçlarını kendisi karşılayabilmekten aciz durumdadır. İstanbul'da kaç ailenin aylık 96.000 liranın üzerinde geliri var? Türkiye genelinde kaç ailenin aylık 90.000 liranın üzerinde geliri var? Bu hesabı yaptığınız zaman Türkiye'nin %85'i yoksul durumdadır. Hele bir de Sayın Cumhurbaşkanının tavsiyesine uyup da üç çocuk sahibi olacak olursak İstanbul'da aylık 120.000 lira gelirimiz olması lazım ki üç çocuklu beş kişilik bir aile olarak temel ihtiyaçlarımızı karşılayabilelim. Bir yandan yine asgari ücretin de 22.000 lira olduğunu ve en düşük emekli maaşının 14.400 lira olduğunu da hatırlatmak istiyorum. Bu tablo içerisinde her yıl 20 milyona yakın insan sosyal yardım alıyor. Bununla beraber paylaşımda adalet diye bir şey kalmadı. En zengin %5'lik kesim %55'lik kesimle milli gelirden aynı payı alıyor.
En zengin %1'in sahip olduğu servet toplam servetin %40'ı mertebesinde. Paylaşımda adalet yok. Gelir dağılımında Adalet yok. Servet dağılımında adalet yok. İsimlerinin ilk harfi adalet diye başlıyor ama 23 senede Türkiye'de adaletten eser bırakmadılar maalesef.” açıklamasını yaptı.
“Vatandaşın borcu 800 kat arttı”
Aile Bakanlığının açıkladığı veriler üzerinden hükümete yüklenen Erbakan, “Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın verilerini söyleyeceğim. 2011 yılında 849.000 haneye sosyal yardım yaptık diyor. 2024'e geldiğimizde 4.262.000 haneye sosyal yardım yaptık. Ne demek bu? 13 senede yüzde 400 oranında artış oldu. 2011'de 849.000 hane sosyal yardım alırken 2024'te 4.262.000 hane sosyal yardım alıyor. 4.262.000 hane demek 20 milyon insan demektir. 20 milyon insan nüfusun dörtte biri sosyal yardımlarla ve gıda yardımlarıyla hayatta kalmaya çalışıyor. Bir Afrika ülkesinin istatistikleri ibadet. Bir araştırma şirketi bir anket yapmış. Katılımcıların %53'ü geçen ay zar zor geçindim diyor. %29'u da geçinemedim, borçlanmak zorunda kaldım diyor. Ne demek bu? Bu ikisinin toplamı %82,5 yapar. Halkın %82,5. Geçtiğimiz ay geçinemedim diyor, borçlandım diyor veya zar zor geçinebildim diyor. Biraz evvel söylediğim halkın %85'inin yoksulluk sınırının altında gelir sahiptir dediğim gerçeğini bu araştırmada bir kez daha ortaya koymuş olduk. Bireysel kredi kartı borçları 2.4 trilyon liraya gelmiş değerli kardeşlerim. Sadece 86 milyon memleket evladının kredi kartı borcu var. Bir de bireysel krediler var. Taşıt kredisi, ihtiyaç kredisi, konut kredisi bunlar da 2.4 trilyon. Toplam 4.8 trilyon lira bu milletin bankalara borcu. AK Parti 2002'de iktidara geldiğinde toplam borcu ne kadardı? Milleti bankalara borcu 6.6 milyar lira 6.6 milyar liradan 4.8 trilyon liraya gelmiş. 800 misli artmış 800 misli Böyle bir artış dünyanın başka hiçbir yerinde görülmez. Sadece bu rakam milletin geçim derdi yaşadığının ve ekonominin iyi yönetilmediğinin en açık bir göstergesi. Gelir seviyesi yeterli ol Olsa bir millet, bir toplum gidip de bankalara 23 senede 800 misli borçlanır mı Allah aşkına? İşte size Türkiye'nin gerçekleri, işte matematik gerçekler. 86 milyonluk Türkiye'de icra ve iflas dosyaları 23 milyona ulaştı. Nüfusun dörtte birinden daha fazla sayıda icra ve iflas dosyası var. Avrupa İstatistik Ofisi, Eurostat Türkiye'de geniş iş tanımlı işsiz sayısını 13.8 milyon olarak verdim.
Avrupa Birliği ülkelerinin toplam işsiz sayısından daha fazla işsiz sadece Türkiye'de var. 13.8 milyon. Diğer Avrupa Birliği ülkelerindeki işsiz sayısını toplasanız bizim 13.8 milyonun yanına yaklaşamıyoruz. Geçen temmuz ayında 11.7 milyondu. Bu sene temmuz ayında 13.800.000 oldu. 2.000.000 yeni işsiz bir senenin içerisinde eklenildi.” şeklinde konuştu.
Ekonomi yönetiminin değiştirilmesi gerektiğine dikkati çeken Erbakan, “Kötü ekonomi yönetiminin diğer bir ispatı da kamu kuruluşlarına ve kamu bankalarına ödenen görev zararları. Bunlar belediyeleri olduğu gibi Merkezi hükümetin kuruluşlarına da zarar ettiriyor. Kamu kuruluşlarına 2025'in ilk 6 ayında 185 milyar lira görev zararı ödemesi yapılıyor. Kamu bankalarına 2025'in ilk 6 ayında 69 milyar lira görev zararı ödemesi yapılıyor. Yani kamu kuruluşları, kitler ve kamu bankaları 6 ayda 254 milyar lira zarar ediyor. Bir senede 500 milyar lira yapar. 12 milyar, 13 milyar dolar yapar. Kamu bankalarının ve kitlerin toplam zararları Şimdi gelin bir de Milli Görüş'e bakalım. Rahmetli Erbakan hocamız 54. hükümette başbakan olduğu zaman o güne kadar yılda 5 milyar dolar zarar eden kitler Milli Görüş gelir gelmez yılda 2 milyar dolar kara geçti. İşte bu. Rahmetli Erbakan hocamız Hocamız "At sahibine göre kişiler." diyor. O zaman da ekonomik kriz var. O zaman da enflasyon var. O zaman da faizler almış başını gitmişti. Ve 11 ay gibi bir süre ve koalisyon hükümeti olmasına rağmen yıllık 5 milyar dolar zarar eden kamu kuruluşları birdenbire yılda 2 milyar dolar kara geçti. İşte milli görüş farkı bu. Bunlar şimdi kamu bankaları ve kamu kuruluşlarına yılda 500 milyar lira zarar ettiriyorlar. Yıllık 12-13 milyar dolar zarar ödemek zorunda kalıyor. Sadece bunlar mı? Hayır. Hükümetin açıkladığı ve milyonlarca memurla emekliyi hayal kırıklığına uğratan zam teklifine de değinmemiz gerek. 2026 yılı için %10 + %6 2027 yılı için %4 Artı %4 zam teklifi yapıyor. El insaf. Bugün TÜİK'in enflasyonu bile %32,5 seviyesine gelmiş. Bağımsız akademisyenlerin en ağın hesapladığı enflasyon %60 seviyesinde duruyor. Bunlar %10 + %6. 2027'de de %4 + %4 maaş zamı verecek mi? Peki Erbakan hocamızın başbakan olduğu 54. hükümette durum neydi? Erbakan hocamız işçiye, memura, emekliye %100, %200, %320'ye varan maaş zamları yap. İşte size milli görüş var. Milli görüş nerede? AKP zihniyeti nerede? %4 + %4 vereceğim diyor. İşçiye %100 yaptı Erbakan hocamız. Memura %200 yaptı. Bağkur emeklisine %320 maaş zammı yaptı. Nereden yaptı? Faizden kurtararak. Dökme bütçeyle havuz sistemi ile faizden milyarlarca doları kurtararak.” diye konuştu.
“Kürecik Kapatılsın”
Gazze politikası konusunda hükümetin sorumluluk almadığını söyleyen Erbakan, şu ifadeleri kullandı:
“Zarar eden kamu kuruluşlarını rüşveti, yolsuzluğu, israfı önleyip kara geçirerek milli kaynak paketleriyle kaynak üreterek ve o imkanları da asıl sahibi olan millete vererek yaptı. Şimdi paralar varsa yoksa faize gidiyor, israfa gidiyor, imtiyazlı holdinglere gidiyor ve millete para kalmıyor. İşte milli görüş zihniyetiyle AKP zihniyetinin arasındaki fark budur. Ekonomide durum böyle de dış politikada farklı mı? Hayır değil. İşte biraz evvel değindiler. Gazze'deki kanayan yaramız halen daha ciğerlerimizi yakmaya devam ediyor. Kendi çocuğumuzun başını okşarken utanıyoruz. Akşam evimizde sofraya oturup çorba içip yemek yerken utanıyoruz. Oradaki açlık, oradaki susuzluk, oradaki perişanlık ümmet olarak millet olarak bizi perişan ediyor. Ancak böyle bir noktada bizim yetki sahibi, yetkililerimiz ne yapıyor? Bir kuru ekmekle bir damla suyu bile oraya ulaştırmaktan aciz halde. Hamasi nutuklar, lanetlemeler, kınamalar, bağırmalar, çağırmalar, bunlar çok güzel. Bunlar güzel de bu yetkiye sahip olan 23 senelik tek başına iktidar olarak bir Türk Silahlı Kuvvetleri'nin gözetiminde yardım koridoru bile oluşturup, bir ekmek, bir su bile ulaştıramadıktan sonra siz ne işe yararsınız Allah aşkına? Ne işe yararsınız? Bak İspanya elin İspanya'sı hiçbir şey yapamadı. En azından havadan paraşütle yardım kolileri atmaya başladı. İspanya'dan NATO gelsin. Ne Amerika'yı takıyor ne İsrail'i takıyor, ne Avrupa'yı takıyor. Hayır, ben bu insanlık derdine karşı bu yardım malzemelerini ulaştıracağım diyor. Türkiye bu kadarını bile yapamıyor. İspanya İsrail'le ticareti dolaylı olarak da yasakladı. Yani bir başka ülkeden İsrail'e gidecek olan bir geminin İspanya limanlarına uğraması dahi yasak. Ama bizde dolaylı ticaret halen daha yasaklanmadı. Evet Türkiye'den gemi göndermiyorsun ama başka ülkeden İsrail'e gidecek gemiler senin limanlarına gelecek. Bunlara yıllardan beri söylüyoruz. 7 Ekim olayları başladığı günden itibaren söylüyoruz. Şu İsrail'e istihbarat sağlayan Malatya Kürecik'teki radar üstünü kapatın diyoruz. İsrail'i göre İsrail'i göre İsrail'i göre İsrail'i göre İsrail'i göre İsrail basınında bile gazeteciler yorumcular İran'ın füze saldırıları sırasında bunu söylediler. Dediler ki neyse ki Türkiye'de Kürecik radar üstü var. Bu radar üstündeki Bilgiler Amerika üzerinden bize geliyor. Biz de böylece kendimizi savunuyoruz dedik. Bize mi kaldı bu çocuk katili siyonistleri korumak Allah aşkına? Diğer taraftan bu katliama açıkça destek olan Amerika'nın İncirlik üstünü kapatın dedik, tık yok. Kürecik radar üstünü kapatın dedik, tık yok. Azerbaycan petrolü Türkiye üzerinden hala daha Bakü Ceyhan Petrol Boru Hattı üzerinden İsrail'e atmaya devam ediyor. Bunu durdurun dedik. Buna da tık yok. Ve yine daha olaylar başladığı andan itibaren Olaylar başladığı andan itibaren itibaren Türk Silahlı Kuvvetleri'nin refakatinde denizden bir yardım koridoru oluşturun. Oraya insani yardım ulaştırın dedik. Buna da tık yok. Bir İspanya kadar olamayan hükümetle iktidarla maalesef karşı karşıyayız. Neden korkuyorsunuz? Neden çekiniyorsunuz? İspanya'ya kadar niye cesaret edemiyorsunuz? Kapalı kapılar arkasında verdiğiniz sözler mi var? Kapılar arkasında yaptığınız gizli görüşmeler mi var? Bakın tarihe Gazze konusunda hiçbir somut atmayan bir hükümet olarak geçiyorsunuz.
Bu ayıp size dünyada da ahirette de yeter. Gazze konusunda hiçbir somut atmayan hükümet olarak tarihe geçiyorsun. Gelin bu yanlıştan bir an evvel dönün. Bu size dünyada da ahirette de kara bir leke olarak yeter. Yazıktır, günahtır. İşte burada da yine Erbakan hocamız aklımıza geliyor. Biz boş konuşmuyoruz, hamaset yapmıyoruz.”
Geniş çaplı katılımın olduğu kongreye; Genel Başkan Vekili Doğan Aydal, Genel Sekreter Bülent Osman Osmanağaoğlu, YRP MKYK Üyeleri, Partinin İl Başkanları Deva Partisi, Gelecek Partisi, Anahtar Parti İl Başkanları, Ticaret Borsası Başkanı Ramazan Özcan ve partililer katıldı.Mehmet Turan Çiğdem
EDİTÖR


















