Malatya’da buğday, arpa ve tek hasatlık yem bitkilerinin ardından ikinci ürün olarak toprağa ekilen silajlık mısırlar boy vermeye başladı. Ancak koçan bağlama dönemine giren mısırların yaydığı koku, yaban domuzu sürülerini tarlalara çekiyor. Küçük arazisini çitle çeviren üretici ürününü kısmen koruyabilirken, yüzlerce dönümlük alanda ekim yapan çiftçi çaresiz kaldı. Tarlaları adeta mesken tutan sürülerin talanından korunamayan üreticiler, yetkililerden acil sürek avı ve koruma desteği talep ediyor.
Kentin tarımsal üretiminde önemli bir yere sahip olan ve özellikle hayvancılık sektörünün en temel kaba yem kaynağını oluşturan silajlık mısırda üreticiler zorlu bir döneme girdi. Malatya genelinde ilkbahar döneminde ekilen hububatın ve tek biçimlik yem bitkilerinin biçilmesinin ardından tarlasını sürüp gübreleyen çiftçiler, mibzerlerle ikincil ürün olarak silajlık mısırı toprakla buluşturdu. Hava sıcaklıkları ve sulamayla birlikte hızla gelişen, çiçeklenip koçan tutmaya başlayan mısır tarlaları, bugünlerde yaban domuzlarının ana hedefi haline geldi. Gece yarısı sürüler halinde tarlalara giren domuzlar, hem ürünü yiyerek hem de çiğneyerek hektarlarca alanı kullanılmaz hale getiriyor.
KOKUYU ALAN SÜRÜLER TARLALARA AKIN EDİYOR
Mısır bitkisinin süt olum ve koçan bağlama döneminde yaydığı tatlı koku, kilometrelerce uzaktaki yaban domuzlarını cezbediyor. Tarlaların içine giren sürüler, kısa sürede dönümlerce araziyi talan ederek çiftçinin aylar süren emeğini ve yatırdığı sermayeyi bir gecede sıfırlama noktasına getiriyor.
Özellikle küçük ölçekli arazisi olan çiftçiler, tarlalarının etrafını çelik tel örgü veya elektrikli çit sistemleriyle çevirerek bir nebze olsun koruma sağlayabiliyor. Ancak onlarca veya yüzlerce dönüm genişlikteki büyük arazilere sahip çiftçiler için maliyetlerin yüksekliği nedeniyle bu tür fiziki tedbirleri almak imkânsız hale geliyor. Koruma kalkanından yoksun devasa mısır tarlaları, domuz sürülerinin açık hedefi durumunda.
"HASAT YAPACAK MISIR BULAMAMA RİSKİYLE KARŞI KARŞIYAYIZ"
Tarlalarında gece nöbeti tutmaktan ve kendi imkânlarıyla kovalama yöntemleri uygulamaktan bitap düşen Malatyalı çiftçiler, bireysel çabaların sürülerin büyüklüğü karşısında yetersiz kaldığını vurguluyor. Gübre, mazot, tohum ve sulama maliyetlerinin halihazırda bütçeleri zorladığını belirten üreticiler, zararın her geçen gün katlandığını ifade ediyor.
Zararın önü alınmaz bir boyuta ulaştığı bölgelerde çiftçiler, tarlalarından biçer geçirecek ürün bile bulamamaktan endişe ediyor. Mahsulün heba olmasının sadece kendilerini değil, yem tedariki sağlayan besicileri ve kent ekonomisini de doğrudan etkileyeceğine dikkat çekiliyor.
ÇİFTÇİDEN YETKİLİLERE ÇAĞRI: "ACİL SÜREK AVI DÜZENLENSİN"
Sadece kendi imkânlarıyla bu tehditle baş edemeyeceklerini dile getiren Malatyalı çiftçiler, kentin tarımsal üretimini korumak adına kontrollü ve planlı sürek avlarının bir an önce başlatılmasını, yetkililerin sahaya inerek mağduriyet oluşturan alanlarda koruyucu ve destekleyici adımlar atmasını bekliyor.
>>MEHMET TURAN ÇİĞDEM
EDİTÖR




















