Malatya Lider Gazetesi
HV
14 MAYIS Perşembe 00:21

İnönü Üniversitesi’nde “Doğurganlık Çöküşü” Alarmı

Malatya’da İnönü Üniversitesi ev sahipliğinde başlayan “Türkiye’de Doğurganlık Çöküşü ile Mücadele Çalıştayı”nda uzmanlar, Türkiye’nin doğurganlık oranının 1,48’e düşmesinin varoluşsal bir tehdit haline geldiğini vurguladı.

YAŞAM
İnönü Üniversitesi’nde “Doğurganlık Çöküşü” Alarmı

Malatya’da İnönü Üniversitesi ev sahipliğinde başlayan “Türkiye’de Doğurganlık Çöküşü ile Mücadele Çalıştayı”nda uzmanlar, Türkiye’nin doğurganlık oranının 1,48’e düşmesinin varoluşsal bir tehdit haline geldiğini vurguladı. Rektör Prof. Dr. Nusret Akpolat, “Bu durum bir milli güvenlik sorunudur” derken, yetkililer ailenin korunması ve güçlendirilmesinin acil bir zorunluluk olduğunu belirtti. Cumhurbaşkanlığı Yerel Yönetim Politikaları Kurulu Üyesi Dr. Mehmet Karabay ise durumu tam bir beka sorunu olarak nitelendirdi.

Malatya’da İnönü Üniversitesi Turgut Özal Kongre ve Kültür Merkezi’nde “Demografik Gelecek Zirvesi’26” temasıyla düzenlenen “Türkiye’de Doğurganlık Çöküşü ile Mücadele Çalıştayı” başladı. 28-30 Nisan tarihleri arasında üç gün sürecek olan çalıştayda, Türkiye’nin hızla düşen doğurganlık oranları ve bunun toplumsal, ekonomik, sosyolojik ve stratejik boyutları masaya yatırılıyor. Çalıştayın açılışında konuşan akademisyenler ve yöneticiler, Türkiye’nin karşı karşıya olduğu demografik krizin sadece nüfus meselesi olmadığını, aynı zamanda ülkenin geleceği ve milli güvenliği açısından ciddi bir tehlike oluşturduğunu vurguladı.

“DOĞURGANLIK HIZI 1,48’E DÜŞTÜ”

İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nusret Akpolat, açılış konuşmasında Türkiye’nin derin bir demografik krizin eşiğinde olduğunu belirterek şu değerlendirmelerde bulundu:

“Dünyada olduğu gibi ülkemizde de derin bir demografik krizin eşiğinde bulunuyoruz. Bir ülkenin nüfusunu sürdürebilmesi için gerekli olan yenilenme eşiği 2,1 olarak tanımlanmaktadır. Oysa ülkemizde doğurganlık hızı 1,48’e inmiş durumdadır. Bu oran Avrupa Birliği’nde 1,4, OECD ülkelerinde ortalama 1,5 seviyesindedir. 2026 yılında nüfusumuz 86 milyonu geçmiş olmakla birlikte, 2100 yılında iyimser senaryoya göre 77 milyona, kötümser senaryoya göre ise 54 milyona kadar inme tehlikesiyle karşı karşıyayız. Sayın Cumhurbaşkanımızın da sık sık ifade ettiği şekliyle bu durum bir varoluşsal tehdit, bir felaket, hatta bir milli güvenlik sorunu olarak karşımıza çıkmaktadır.”

“2017 SONRASI UÇURUMDAN YUVARLANMA”

Cumhurbaşkanlığı Yerel Yönetim Politikaları Kurulu Üyesi Dr. Mehmet Karabay ise doğurganlık hızındaki düşüşün özellikle 2017 yılından sonra dramatik bir hal aldığını dile getirdi:

“Türkiye özellikle son 25 yıllık sürece baktığımızda nüfusun kendini koruması ve yenilemesi için gerekli olan 2,1 düzeyini 2001’den 2017’ye kadar belli bir salınımda yatayda sürdürüyordu. Ancak 2017’den sonra inanılmaz bir şekilde adeta uçurumdan yuvarlanırcasına bir düşüş yaşandı. Böylesi bir düşüşün nedenleri başta kentleşme, sanayileşme ve dünyadaki gelişmeler olmak üzere çok yönlü şekilde ele alınacaktır. Eğer gerekli önlemleri zamanında alamaz, nedenlere ve yansımalarına yönelik doğru tespitleri yapamazsak tam bir beka sorunuyla karşı karşıyayız.”

“AİLENİN KORUNMASI EN ÖNEMLİ KONU”

Malatya Valisi Seddar Yavuz da konuşmasında nüfus krizinin yalnızca sayısal bir sorun olmadığını, aynı zamanda sosyolojik ve kültürel boyutları bulunduğunu ifade etti: “Geldiğimiz noktada bugün artık nüfus krizi ile karşı karşıyayız. Bu sadece yerel bir problem olmayıp, küresel düzende insanın doğal yaşamına müdahaleyi de içeren dijital saldırıların bulunduğu bir durumdur. Cinsiyetsizlik başta olmak üzere aileyi hedef alan yaklaşımlar, çocuk sahibi olmanın ötekileştirildiği bir anlayışı beraberinde getiriyor. Psikolojik etki, sosyolojik etki ve dijital etki bugün karşı karşıya olduğumuz temel problemler arasındadır. Dolayısıyla tartışmamız gereken konuların en önemlisi ailenin korunması ve güçlendirilmesidir.”

ÇALIŞTAY DEVAM EDİYOR

Açılış konuşmalarının ardından çalıştay oturumlarına geçildi. Üç gün boyunca devam edecek programda doğurganlık oranlarındaki düşüşün nedenleri, aile yapısının korunması, kentleşme ve sanayileşmenin etkileri, dijital dönüşümün toplumsal yapıda yarattığı değişimler ile 2100 yılına yönelik olası nüfus senaryoları uzmanlar tarafından detaylı bir şekilde ele alınacak.

Çalıştay, Türkiye’nin demografik geleceği konusunda farkındalık oluşturmak ve çözüm odaklı öneriler geliştirmek amacıyla düzenleniyor. Akademisyenler, bürokratlar ve sivil toplum temsilcilerinin katılımıyla gerçekleşen etkinlik, Malatya’da bilimsel ve stratejik bir platform oluşturması açısından önem taşıyor.

İnönü Üniversitesi’nde düzenlenen bu önemli çalıştay, Türkiye’nin karşı karşıya olduğu düşük doğurganlık sorununun artık “sadece istatistik” olmaktan çıktığını, ülkenin uzun vadeli varlığı ve güvenliği açısından kritik bir mesele haline geldiğini bir kez daha gözler önüne serdi. Yetkililer, ailenin güçlendirilmesi, gençlere yönelik teşvikler ve bilinçlendirme çalışmalarının acilen hayata geçirilmesi gerektiğini vurguluyor. Çalıştayın sonuç bildirgesi önümüzdeki günlerde kamuoyuyla paylaşılacak.>>MEHMET TURAN ÇİĞDEM

EDİTÖREDİTÖR

YORUMLAR