Malatya Lider Gazetesi
HV
15 MAYIS Cuma 14:42

Okul Saldırıları Sonrası Eğitimciler İş Bıraktı...Artık yeter!

Memur-Sen Malatya İl Başkanı ve Eğitim-Bir-Sen Malatya 1 No’lu Şube Başkanı Hüseyin Söylemez, eğitimde artan şiddet olaylarına sert tepki gösterdi. Türkiye genelinde eş zamanlı yapılan basın açıklamasında, eğitim çalışanlarının hedef haline geldiği vurgulanarak acil önlem çağrısı yapıldı.

MALATYA HABERLERİ
Okul Saldırıları Sonrası Eğitimciler İş Bıraktı...Artık yeter!

Ülkede yaşanan okul saldırıları sonrası Eğitimde giderek artan şiddet olaylarına dikkat çekmek amacıyla Memur-Sen Malatya İl Başkanı ve Eğitim-Bir-Sen Malatya 1 No’lu Şube Başkanı Hüseyin Söylemez tarafından sendika binasında basın açıklaması gerçekleştirildi. “ARTIK YETER!” temasıyla yapılan ve Türkiye genelinde eş zamanlı düzenlenen açıklamada, eğitim kurumlarının güvenliğinin ciddi tehdit altında olduğu ifade edilirken, Söylemez’in “Öğretmene uzanan el geleceğe uzanmıştır” sözleri dikkat çekti. Açıklamada, eğitim çalışanlarının korunması ve okullarda güvenli bir ortamın sağlanması için somut adımlar atılması gerektiği vurgulandı.

Memur-Sen Malatya İl Başkanı ve Eğitim-Bir-Sen Malatya 1 No’lu Şube Başkanı Hüseyin Söylemez, “ARTIK YETER!” temasıyla yaptığı açıklamada, “Şiddet olayları toplum içinde yaygınlaşmış, eğitim kurumları şiddet olaylarının sıklıkla yaşandığı alanlara dönüşmüş, eğitim çalışanları şiddetin adeta açık bir hedefi olmuştur. Bu manzara toplumsal değerlerin çöküş göstergesidir. Bu yaşananlar karşısında herkes başını iki eli arasına alıp ‘nereye bu gidiş’ sorusunu sormalı, sorumluluğunu düşünmelidir. Öğretmenin itibarsızlaşması toplumsal değerlerin çöküş alametidir. Bu topraklarda bin yıldır var olan ‘Bir harf öğretene 40 yıl hizmet etmek gerekir’ anlayışı terk edildi. Eğitimciler, her türlü mecra kullanılarak yıpratılan, şikayet edilen, darp edilen insanlara dönüştürüldü. Bu yanlış iklimin sonucunda Siverek’te yaşadığımız vahim tablo oluşmuştur.” ifadelerine yer verdi

ABD gibi ülkelerde sıklıkla görülen silahlı okul baskınlarının bir benzerinin Türkiye’de yaşanmasının kaygı verici olduğunu ifade eden Söylemez, “ABD gibi ülkelerde sıklıkla görülen silahlı okul baskının bir benzerinin ülkemizde gerçekleşmesi, bugüne kadar yaşananlar sebebiyle görevleri başında can güvenliğinden endişesi taşıyan eğitim çalışanlarını daha büyük bir endişeye sevk etmektedir. Tüm Türkiye’de olduğu gibi Malatya'mızda da bir gün iş bırakarak gösterdiğimiz tepki bu büyük endişenin görülmesini de sağlamak amacı taşımaktadır.” dedi.

“ÖĞRETMENE DEĞER HER ŞEYE DEĞER”

Öğretmenler Günü’nde verilen mesajların sahada karşılık bulmadığını belirten Söylemez, “Her yıl öğretmenler günü kutlamaları yapılıyor. Öğretmenliğin değerine dair güzel sözler söyleniyor, öğretmenlerle yaşanmış kıymetli hatıralar paylaşılıyor. Ama hemen ertesinde hiçbir şeyin değişmediğini görüyoruz. Geliştirilen, kurulan mekanizmalar, toplumun üzerine boca edilen haberlerle öğretmenin itibarı yok edilmeye devam ediyor. Biz ‘öğretmene değer her şeye değer’ derken toplumda öğretmen sahipsizdir, vuranın yanına kar kalır düşüncesi hakim olmaktadır. Bu iklimde maalesef öğretmenler öğrencisinden ve velisinden korkar hâle gelmiştir. Bu tablo doğru değildir. Bu tablodan ülkemize fayda gelmez. Yarınlarımız aydınlanmaz. Bu tablodan sevgi saygı çıkmaz. Bu tabloyu kabul etmiyoruz!” diye konuştu.

Son dönemde yaşanan olayların bardağı taşırdığını dile getiren Söylemez, “Yakın zamanda İstanbul’da Fatma Nur Çelik’in şehit edilmesi, Ankara Pursaklar’da bir grubun okula saldırarak öğretmeni darp etmesi ve dün Siverek’te öğretmenlerimizi, öğrencilerimizi, polisimizi ve vatandaşlarımızı hedef alan menfur saldırı ile zaman zaman Malatya'mızda da şahit olduğumuz vahim hadiseler bizi 81 ilde iş bırakmaya ve kitlesel eylem kararı almaya sevk etmiştir. Bu saldırılar sadece bireylere değil; eğitime, topluma ve doğrudan geleceğimize yapılmaktadır.” ifadelerini kullandı

Siverek’te Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde yaşanan saldırıya dikkat çeken Söylemez, “Siverek’te Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde eski bir öğrenci tarafından gerçekleştirilen saldırı, bir kez daha göstermiştir ki; okullarımızda eğitimcilerimize ve öğrencilerimize yönelen şiddet artık münferit değil, yaygın bir toplumsal sorundur. Bu durum, toplumsal çürümeyi açıkça gözler önüne sermektedir. Bugün daha iyi bir eğitim için müfredatı, pedagojiyi ve geleceği konuşmamız gerekirken; şiddeti konuşmak zorunda kalıyoruz. Bunun sebebi, şiddetin artan toplumsal maliyetine rağmen, çözüm üretmekte yetersiz kalınmasıdır.” dedi.

“TOPLUMSAL HUZURU TEHDİT ETMEKTEDİR”

Şiddetin geldiği noktaya dikkat çeken Söylemez, açıklamasını, “Artık öyle bir noktadayız ki; eğitim çağındaki çocuklar şiddetin faili hâline gelmekte, silaha erişim kolaylaşmakta ve okullar güvenli alanlar olmaktan uzaklaşmaktadır. Aklı olanın da olmayanın da öğretmene, öğrenciye ve eğitim çalışanına yöneldiği bir zemin oluşmaktadır. Bu gidiş kabul edilemez! Eğitimciye yönelik şiddet, bireysel bir suç olmaktan çıkmış; doğrudan bir iş güvenliği sorunu hâline gelmiştir. Eğitimcilerimize yönelik her saldırı, geleceğimizi karartmakta, eğitim ortamını zehirlemekte ve toplumsal huzuru tehdit etmektedir.” şeklinde sürdürdü.

Dijital ve fiziki güvenlik açıklarına da değinen Söylemez, “Yaşanan bu elim hadise, dijital ve fiziki güvenlik açıklarımızı acı bir şekilde yüzümüze vurmuştur. Failin önceden yaptığı tehditlerin zamanında tespit edilerek önlenmesi mümkündü. Sosyal medya platformlarının oto-tespit algoritmaları, belirli toplumsal hassasiyetler dışında adeta körleşmektedir. Cana veya mala yönelik açık tehditler, sistem tarafından anında tespit edilmeli; failin bulunduğu bölgedeki emniyet ve adli mercilere derhâl bildirilmelidir.” ifadelerini kullandı.

“ŞİDDET EĞİLİMİNİ GÖRMEZDEN GELEMEZ”

Akran zorbalığına karşı etkin mücadele çağrısında bulunan Söylemez, “Akran zorbalığına karşı etkin mücadele şarttır. Öğrenci disiplin yönetmeliği baştan aşağı yenilenmeli; zorbalık eyleminde bulunduğu tespit edilen öğrencilere yönelik, pedagojik gereklere uygun ancak tavizsiz bir disiplin mekanizması işletilmelidir. Akran zorbalığı yapan veya dijital mecralarda şiddet tehdidi savuran çocukların eylemlerinden dolayı veliler de hukuki ve idari yaptırımlara, müteselsil sorumluluk ilkesi çerçevesinde dahil edilmelidir. Aile, çocuğunun şiddet eğilimini görmezden gelemez.” diye konuştu.

Okul güvenliğine ilişkin önerilerini de sıralayan Söylemez, “Okul polisi” uygulamasının hayata geçirilmesi gerektiğini vurgulayarak, “Okul polisi uygulaması hayata geçirilmelidir. Okulların güvenliği; yetki ve etki alanı sınırlı özel güvenlik görevlileri yerine, polislerin doğrudan görev alacağı ve okul bünyesinde kurulacak resmî güvenlik birimleri aracılığıyla sağlanmalıdır. Giriş-çıkış noktalarında kesici ve delici aletlere kesinlikle müsaade edilmemelidir. Güvenlik, bizzat kolluk kuvvetleri eliyle temin edilmelidir.” ifadelerini kullandı

Psikolojik destek mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini belirten Söylemez, “Periyodik psikolojik tarama yapılmalıdır. Okullardaki rehberlik servisleri proaktif bir rol üstlenmelidir. Öğrencilere düzenli aralıklarla psikolojik tarama testleri uygulanmalı; potansiyel şiddet eğilimi veya sosyal izolasyon vakaları erken aşamada tespit edilerek önleyici müdahalede bulunulmalıdır ve de çok önemli olan bu alandaki meslektaşlarımıza her türlü moral yüklenmelidir.” diye konuştu.

“UZMANLAŞMIŞ BİRİMLER KURULMALIDIR”

Siber zorbalık ve dijital suçlara karşı da eğitim verilmesi gerektiğini ifade eden Söylemez, “Siber zorbalığın, internet ortamında işlenen suçların ve dijital ayak izinin hukuki sonuçları müfredat kapsamında öğretilmelidir. ‘Sanal dünyada’ yapılanların gerçek ve bağlayıcı adli sonuçları olduğu bilinci öğrencilere kazandırılmalıdır. Bilişim ve çocuk suçlarında adli ihtisaslaşma sağlanmalıdır. İnternet üzerinden okullara veya şahıslara yöneltilen tehditlerin soruşturulmasında, adli süreçler daha etkin ve hızlı işletilmelidir. Bu tür ihbarları değerlendiren uzmanlaşmış birimler kurulmalıdır.” açıklamasında bulundu.

Şiddeti özendiren içeriklere karşı da önlem alınması gerektiğini belirten Söylemez, “Çocukları ve gençleri şiddete özendiren oyunlar ile ahlaki yozlaşmaya sebep olan sosyal medya içeriklerine karşı gerekli tedbirler alınmalı ve bu içeriklerin yaygınlaşması engellenmelidir Bu önlemleri almadığımız, toplum olarak çocuklarımız ve gençlerimiz adına bir hassasiyet geliştirmediğimiz takdirde yaşanacak her yeni şiddet olayının sorumluluğu, gerekli adımları atmayan yetkililerin, omuzlarında olacaktır!” dedi.

“ÜLKEMİZİN YARINLARINI KORUMAK İÇİNDE DURUYORUZ”

Velilere de çağrıda bulunan Söylemez, “Velilere de açıkça sesleniyoruz: Öğretmenler sizlerin en kıymetli varlığınız olan çocuklarınıza hizmet için dişini tırnağına takarak çalışmaktadır. Bu temel gerçeği kabul etmek gerekir. Çok basit konularla şikayet edilmek, okulda derste yaşananların aslını öğrenmeden tepki göstermek ve hedef haline getirmekle hiçbir yere varılamaz! Bizler ülkemizin geleceği için sizin kıymetlileriniz çocuklarınız için buradayız. Öğretmeni değersizleştiren, hedef hâline getiren anlayış en büyük zararını ilk başta çocuklarımıza ve ailelerine vermektedir. Biz bu kötü anlayışın karşısında öğretmenlerimizin itibarını korumak kadar, çocuklarımızı ve ülkemizin yarınlarını korumak içinde duruyoruz. Bugün Siverekli çocuklar için buradayız. Siverekli öğretmenlerimiz için buradayız.  Yarın Malatyalı çocuklar ve öğretmenler için bir daha alanda olmayalım istiyoruz.” şeklinde konuştu.

Açıklamasının sonunda net mesajlar veren Söylemez, “Şunu herkes bilmelidir: Öğretmene uzanan el, geleceğe uzanmıştır! Öğretmene yapılan saldırı, bu milletin vicdanına yapılmıştır! Bu bir uyarıdır! Eğitimciler sahipsiz değildir! Şiddeti normalleştiren, görmezden gelen ve gerekli tedbirleri almayan herkes bu tablonun sorumlusudur! Artık sabrımız kalmamıştır! Devletin en temel yükümlülüğü, vatandaşlarının can güvenliğini sağlamaktır. Eğitimcilerin ve öğrencilerin güvenliğini sağlamak, okullarda huzurlu bir eğitim ortamı oluşturmak ertelenemez bir sorumluluktur. Eğitimciler; savunmasız, korumasız ve yalnız bırakılmamalıdır. Yaptıkları işin onuruna yakışır güvenlik ve çalışma şartları derhal sağlanmalıdır. Öğretmene sahip çıkmak, bu ülkenin geleceğine sahip çıkmaktır!” ifadelerini kullandı.

Söylemez, gerekli adımların atılmaması halinde sürecin takipçisi olacaklarını ve mücadeleyi her platformda sürdüreceklerini belirterek, şiddeti kınadı >>TUĞÇE ERBAŞ

EDİTÖREDİTÖR

YORUMLAR