İnönü Üniversitesi’nde 1 Haziran 2026’da yürürlüğe girecek yeni öğretim üyeliği yükselme ve atanma kriterleri, akademisyenler arasında ciddi tepkiye yol açtı. Akademisyenler, yeni kriterlerin ağır olmasının yanı sıra, mevcut şartlara göre yükselme hakkı kazananların kadro süreçlerinin işletilmemesini “hak kaybı” olarak değerlendiriyor. Yönetim ise üniversitede kadro aldıktan sonra akademik çalışmalarını yavaşlatan profesörlerin önüne geçmek istiyor. Kamuoyu bu tartışmada üniversite yönetimini destekliyor.
Malatya’nın önemli yükseköğretim kurumlarından İnönü Üniversitesi’nde, yeni akademik yükselme ve atama kriterleri tartışma yarattı. 1 Haziran 2026 tarihinde yürürlüğe gireceği duyurulan kriterler, üniversitede görev yapan birçok akademisyen tarafından mağduriyet yarattığı gerekçesiyle eleştiriliyor. Akademisyenlere göre asıl sorun, yeni kriterlerin ağırlığından ziyade, 2026 yılında üniversitelere tahsis edilen akademik kadroların, mevcut şartlara göre yükselme hakkı elde etmiş öğretim üyeleri için kullanılmaması. Bu durum, “kazanılmış hakkın verilmemesi” şeklinde yorumlanıyor. Ancak üniversite yönetimi akademisyenlerin çalışma disiplinini korumak ve akademik verimliliği arttırmayı hedefliyor.
“HAK EDİLMİŞ KADROLAR VERİLMELİYDİ”
Akademisyenler, yeni kriterlerin yürürlük tarihinin net bir şekilde Haziran 2026 olarak açıklanmasına rağmen, fiilen bu tarihten önce uygulanmaya başlandığını iddia ediyor. Mevcut kriterlere göre doçentlik veya profesörlük kadrosuna atanma şartlarını yerine getiren akademisyenlerin kadro süreçlerinin bilinçli olarak bekletildiği öne sürülüyor. Böylece bu akademisyenlerin yeni ve daha ağır kriterlere tabi tutulmasının yolunun açıldığı belirtiliyor.
Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan akademisyenler, “Yeni kriterlerin ağır olması ayrı bir tartışma konusudur. Ancak 2026 yılında verilen akademik kadroların, yükselme hakkı bulunan öğretim üyeleri için kullanılmaması kabul edilemez. Bu, hak edilmiş bir hakkın kullandırılmaması anlamına gelmektedir” ifadelerini kullanıyor.
DEPREM SONRASI FEDAKÂRLIK GÖZ ARDI EDİLİYOR MU?
Tartışmanın en hassas boyutlarından biri de 6 Şubat depremlerinin ardından Malatya’da kalan akademisyenlerin durumu. Depremde büyük yıkım yaşayan Malatya’da birçok akademisyen, zor yaşam koşullarına rağmen şehirde kalmayı ve üniversitenin eğitim faaliyetlerinin devam etmesini tercih etti. Akademisyenler, bu fedakârlığın karşılığında kadro süreçlerinde hak kaybına uğradıklarını düşünüyor.
Bazı akademisyenler, “Deprem sonrası Malatya’da kalanlar adeta cezalandırılıyor” değerlendirmesinde bulunuyor. Bu sürecin devam etmesi halinde nitelikli akademisyenlerin başka üniversitelere yönelmek zorunda kalabileceği, bunun da İnönü Üniversitesi’nin akademik birikimini zayıflatacağı endişesi dile getiriliyor
KRİTERLER UYGULANAMAZ MI?
Yeni kriterlerin bazı akademik disiplinlerde neredeyse imkânsız düzeyde ağır olduğu da öne sürülüyor. Yayın, indeks, proje ve puan şartlarının kısa sürede karşılanmasının zorluğu, özellikle dar alanlarda çalışan akademisyenleri olumsuz etkiliyor. Akademisyenler, bu kriterlerin akademik üretimi teşvik etmek yerine, sürekli baskı ve kaygı yarattığını savunuyor.
Ayrıca görev süresi belirli aralıklarla yenilenen doktor öğretim üyelerinin de her yenileme döneminde ağır kriterleri karşılamak zorunda kalmasının, bilimsel üretimi olumsuz etkileyebileceği belirtiliyor.
AKADEMİSYENLERİN TALEBİ
Akademisyenler, yeni kriterlerin tamamen kaldırılmasını değil, geçiş sürecinin adil ve öngörülebilir olmasını talep ediyor. Temel beklentileri, mevcut şartlara göre yükselme hakkı kazanan akademisyenlerin kadro süreçlerinin bir an önce işletilmesi ve Haziran 2026 sonrası için yeni kadro ilanlarının bu kişilere öncelik tanınarak açılması.
Konu, yalnızca bireysel kariyer planlaması değil; akademik adalet, kurumsal aidiyet ve deprem bölgesi yükseköğretiminin sürdürülebilirliği açısından da önem taşıyor. Akademisyenler, üniversite yönetiminden bu konuda hassasiyet beklediklerini ifade ediyor. İnönü Üniversitesi yönetimi ise konuya ilişkin henüz resmi bir açıklama yapmadı.>>MEHMET TURAN ÇİĞDEM