Cumhurbaşkanı Malatya’ya teşrif edince şehirde bir hafta rahat nefes almıştık. Bütün şantiyelerin etrafı çevrilmiş, kaldırımlar bariz, yollar asfaltlı, caddeler nezihti. Bunun kalıcı olmasını umardık. Bu şehre devamlı siyasetçilerin teşrif etmesi gerekiyor sanırım. Hatrınıza gelir mi, şehir mezarlığının içerisinde iş makinaları vızır vızır dolanırken bunu defalarca yazmış, haber yapmıştık ancak nafileydi. Sonra bir şehidimiz olunca siyasetçiler şehrimize akın etmiş ve o iş makinalarının yolu değişmiş, mezarlık rahat bir nefes almıştı. Ben de şehrimize sürekli siyasetçilerin gelmesini umut ediyorum artık. Sayın Kurum gelip denetlesin, Sayın Cumhurbaşkanı gezinsin, diğer bakanlar kolaçan etsin şehrin caddelerini ki biz de rahat bir nefes alalım.
Dün yine caddelerde toz toprak içinde adımlarken, Fuzuli’den aşağı inemeyip (su basmıştı yolu) Cengiz Topel’den Emeksiz’e dolanarak çarşıya gidince bu isteğimde ne kadar haklı olduğumu bir kez daha anlamış oldum. İki buçuk senedir şehirde yuttuğumuz tozun,toprağın haddi hesabı yok. Ciğerlerimiz ne alemde acaba? İstenildiğinde bazı şeylerin yapıldığını gördüğümüz için mazaretlerin de anlamı kalmıyor. Yani şehrimize önemli bir ziyaretçi geldiğinde sokakların nezihliği, düzeni, temizliği nasıl sağlanıyorsa bu her zaman yapılabilir. İnsanlarımızın her şeyden önce sıhhati için bu durum şarttır.
Benim yazılarımda devamlı dile getirdiğim hijyen mevzusu şehrin en önemli meselelerinden birisidir. Şimdi okullarda açıldı. Caddelerde çocuklar cıvıl cıvıl . Daha fazla dikkat ve rikkat şarttır. Şehrin temizliği sadece yerel yönetimin de görevi değildir. Bu her vatandaşa düşen hususi bir görevdir. Caddelere tükürmemek, çöp atmamak, kamu malına zarar vermemek bilinçli her insanın vazifesidir. Bazen kaldırım taşını söküp götürenlerden tutun da kamu banklarını hususi olarak kullananlara kadar her çeşit insanı görüyorum. Kernekte adımlarken kanala içtiği içeceğin tenekesini atan, pet şişe bırakan , parklara kuruyemişin kabuklarını atan ve çevreye, kamu malına bireysel olarak zarar veren insanın maalesef yakınma hakkı da yoktur.
Şuur her şeyden önce kendisinde başlar insanın. Üzerine düşeni yapan insan uyarma hakkına da sahiptir. Beklentiye girmek de hakkıdır. Bizim inancımız kamu malını korumayı, toplumu temiz tutmayı, yolun üzerinde görülen rahatsızlık verici bir taşı bile yolun kenarına koymayı öğütlüyor. Bize bizden sonrakileri düşünmeyi öğreten, nesilleri ve şehirleri muhafaza eden bir inancımız var. Şayet herkes üzerine düşen vazifeyi bu bilinçle yaparsa güllük gülistanlık olur memleket. Ancak işleri savsaklamak, kamu işini ertelemek, kamu malına zarar vermek ki bunların hepsi de vebali olan şeylerdir. Allah muhafaza.
İnsanların sıkıntısını gideren Allah’ın rızasını da kazanır. İnsanlar toz toprak içinde kalmasın diye gayret eden, insanlar temiz bir çevrede ferah bir nefes alsın diye uğraşan, görevini kamu bilinci ile hızlı bir şekilde ifa eden herkesten Allah razı olsun.
Harıl harıl çalışıp gecesini gündüzüne katan kadirşinas insanlar iyi ki varlar.
Yapılan hiçbir iyi iş zayi olmaz.