İki buçuk senedir Malatya halkı olarak boğuştuğumuz pek çok sıkıntı var. Bu kadar derdin içinde bunu mu düşüneceğiz deyip çok fazla üzerinde durmadığımız bir konuda şehrin yok olmaya yüz tutan hijyeni ve ciğerleri iflasa sürükleyen kirli havası! Merkezde bitmeyen yıkımlar toz bulutlarının rüzgarla oradan oraya savrulmasına neden olurken insanların bu rüzgarla gelen kötü havayı sinesine çekmesi de kaçınılmaz oluyor. İş makinalarının şehrin trafiğini alt üst ettiğinden yakınmayan herhalde yok. Taşıtların kendilerine bir saniye yol vermediği anlarda yüksek desibelli kornaları ile bizleri ürpertiyorlar sağ olsunlar. Toz içinde kalan kaldırımda seyir ediyoruz seyrüseferlerini sadece. Şantiye şehrinde normaldir diyebilir miyiz bilmiyorum lakin bu toz bulutlarının savrulmasında düzensiz trafiğin de rolü büyük. Bütün bunları şehrin yeniden inşasına bağlayıp bir nebze hoş görelim. Peki ya sokakların, caddelerin kirliliğine ne diyeceğiz? Bunu da düzelir diyerek kendi haline mi bırakmak gerekiyor acaba? Bir hayvan ölüsünün günlerce sokaklarda kaldığına tanık olarak hijyenin ne kadar hafife alındığını üzülerek yazmak durumundayım. Üstelik bu hijyensizlik ara ve kuytu sokaklarda değil işlek caddelerde gözümüze çarpıyor. Yani görmezden gelmek mümkün değil! Suçlu kim? Şehrin insanının etrafa attığı üç beş çöpün bu kadar korkunç bir manzaraya sebep olacağına herhalde ihtimal vermiyorsunuz. Üstelik Malatya halkı çöp konteynerlarına ehemmiyet veren bir halk. Bu konuda hassasiyetleri büyük. Her mahallede en fazla talep edilen şeylerin başında geliyor.
Herkes görevini yapıyor olabilir fakat göz bu görüyor işte. Sokak ve caddelerdeki sağlığı tehdit eden kirliliğin çözümü aciliyet arz etmektedir. En azından şu ölen hayvanlar günlerce kalmasın sokaklarda,caddelerde. Temizlik işine daha fazla önem verilmelidir. Daha fazla personel lazımsa binlerce işsiz gencimiz var. Üstelik yüksekokul mezunu bu gençler temizlik işi yapmayı asla küçümsemiyor hatta işe acil ihtiyaçları var. Temizlik işinin büyük hassasiyet gerektirdiği malum. Hele ki depremin yıktığı şehrimizde. Şantiye şehri olmayı senelerce sineye çekip yaşamaya devam edebiliriz. Ama bu durum hijyensizlik ile devam ederse sağlığımızı tüketir günden güne!
İşini öylesine özveri ile yapan temizlik işçileri var ki. Belki personel yetersizliği var bu konuda. Ama şehrin işlek cadde ve sokaklarında bariz bir kirlilik var. Bu durumun insan sağlığını tehdit ettiğini düşünüyorum ve uzun vadede ciddi sorunlara yol açabileceğini üzülerek yazıyorum. Şimdi sıcakların da artması ile yağmurların bitmesi toza karşı bizleri savunmasız bıraktı. Bir ferahlık arıyor insan. Mümkün mertebe merkezi kullanmayalım desek de oralarda da esnaf iş yapmaya gayret ediyor ve mecburiyetler var. Yani nihayetinde bu şantiyelerin kıyısından köşesinden geçmek durumunda kalıyorsunuz. Ciğerlerimizin daha fazla oksijene ihtiyacı var. Bu yüzden merkezde yaşayan insanlar boş zamanlarında şöyle bir Tabiat Parkına doğru çıkıp temiz hava almalı.
Temiz hava, temiz şehir… Kulağa hoş geliyor. Bizler de uzak olmayan bir gelecekte daha ferah bir yaşama kavuşmayı ümit ediyoruz. Elbetteki şehrin yeniden inşasında bazı şeylere katlanmak zaruri ama belirttiğim gibi hijyeni sağlamak her koşulda mümkündür. Geleceğimiz için bu şarttır.