ZARİF ŞEHİR OLAMAMAK

TAHİR SAĞIR

22-05-2025 11:54

Bir şehir pek çok sıfatla anılabilir. Büyük şehir, sanayi şehri, turizm şehri, ucuz şehir, sahil şehri, eğitim şehri, tarım şehri, sıcak şehir, eğlence şehri vs. vs.  liste uzar gider.

Ancak bence bir şehrin alabileceği en güzel sıfat ‘zarif şehir’ dir. Çünkü pek çok büyük, gelişmiş şehir zerafetten yoksundur. Hatta ‘başkent’ olmuş ancak zarif olamamış şehirler bile vardır. Çünkü bir şehri zarif yapan nüfusu, ticari kapasitesi, potansiyel cazibe merkezi olması değil kadim dokusudur. Akdeniz'in şehirleri palmiye ağaçlarının gölgesinden bakar dünyaya, Karadeniz şehirleri dik ve serttir, İç Anadolu uzayıp giden bozkırlarda dinlenir, Marmara şehirleri dumanlar içinde boğulurken figan ederler, Doğu şehirleri ise bakiredir.

Yaşam koşulları açısından her şehrin avantajı da dezavantajı da vardır. Kimi şehirlerde musluk suyu hiç içilmezken  kimi şehirlerde alt yapı sorunları vardır. Bazı şehirler yazın çok göç alırken bazı şehirler kafa dinlemeye dört mevsim namzettir. İnsan, yaşadığı şehrin psikolojisinden etkilenir. Sürekli kapalı hava ve soğuk şehirlerde kasvete bürünmek kaçınılmazken açık bir gökyüzü daha ferah bir ruh hali anlamına gelebilir. Hassas bir varlık olan insanın da şehirle ilişkisi kaçınılmazdır. Bazı şehirler insanın içinde hoş bir tat bırakırken bazı şehirlerden bir an önce çıkmak isteriz.

Kendi şehrimiz ise elbette farklıdır. Memleket insanın her koşulda yaşadığı, yaşamayı başardığı yerdir. Bu anlamda memleket insanın evidir. Olumlu yönleri ile övünürken olumsuzluklarına tahammül ederiz. Tarihine hasret çekerken değişimine üzülürüz. İnsanı memlekete bağlayan şey toprak bağıdır. İnsanın toprakla derin bir ilişkisi vardır. Memleket de nihayetinde yeryüzünde bir toprak parçasıyken insanda bu aşinalığı, bu aidiyeti uyandırması yine sevdikleriyle ilgilidir. İnsan memleket toprağına sevdiklerini, büyüklerini defnettikçe orayı daha çok sahiplenir. Ecdadımızın kan döktüğü her yeri vatan bellemesi de bununla ilişkilidir. Ait olma hissi.

Bu topraklarda yaşamak insana çok şey öğretiyor. Şehir bir anlamda tarihteki mahrem odalardır. Her şehrin kendi hikayesi var. Akşam olduğunda insanların yalnızlığına çekilmesi gibi şehirlerde kendi yalnızlıklarında pek çok şeyi saklıyor.  Şehrin geçmişini en çok tarihi yapılarında, sokaklarında, caddelerinde, tabiatında okuyabiliriz. Malatya’nın da uzun bir hikayesi var. Binlerce yıllık tarihi ile nice devleti, insanı ağırlamış şehrimiz. İslam’la buluşması ise sahabe-tabiin nesli vasıtasıyla olmuştur. İyaz bin Ganem komutasında sahabe-tabiin vasıtasıyla İslam şehrimize gelmiştir. Malatya tarihi için Selçuklu Devleti’nin önemi ise çok büyük. Şehrimizi en çok Selçuklu Devleti ihya etmiştir. Eski Malatya’dan bakınca bunu görmek mümkün. Malatya ‘da Konya gibi, Sivas gibi bir Selçuklu şehridir diyebiliriz.

Osmanlı ile geç buluşan şehrimiz, Cumhuriyet döneminde ise Turgut Özal ile birlikte kıymet buldu.

Günümüzde 30 büyükşehirden biri olan Malatya depreme rağmen hâlâ ülkemizin en önemli şehirlerinden biri.

Yeni şehir merkezinden yükselen beton binalar beni kara kara düşündürtüyor. Bu beton yığınlarını gördükçe Eski Malatya’ya Gündüzbey’e doğru kaçası geliyor insanın. Eski Malatya’daki Selçuklu kadim hatıralarını, Konak’taki Aspuzu  günlerini düşünmemek mümkün değil. Şehir merkezi şehirden öylesine uzaklaşıyor ki. Daha kaç sene toz bulutları içinde dolanacağız bilmiyorum. Yitirilen sadece sağlığımız da değil. Yeniden yapılması kaçınılmaz olan şehri daha güzel inşa edebilirdik. Bu ele bir daha geçmeyecek fırsatı yitirdik. Şehrin merkezini beton yığınlarının içine hapsettik. Yeni şehri bekliyoruz ancak bu kadar tozun toprağın içinde yeni ahvali görmeye ciğerlerimiz dayanabilecek mi Allah bilir…

Yeni şehir nasıl olacak bilmiyorum. Güzel, modern, gelişmiş, büyük, cazip belki ama zarif olmayacak, orası kesin…

DİĞER YAZILARI GÖKYÜZÜ ORADAYKEN 01-01-1970 03:00 BİR MALATYASPOR YAZISI 01-01-1970 03:00 HAFTADA BİR BEKLERİZ 01-01-1970 03:00 GENÇLİĞİ KURTARMAK 01-01-1970 03:00 BAŞLIĞA ALDANMA MUHTEVAYI OKU 01-01-1970 03:00 EBU UBEYDE’NİN HASMI OLMAYACAĞIZ 01-01-1970 03:00 AĞAÇLAR, SICAKLAR VE YAZ 01-01-1970 03:00 İHMAL EDİLEN HİJYEN 01-01-1970 03:00 KARİKATÜR REZALETİNE İTİDALLİ TEPKİ 01-01-1970 03:00