Malatya Barosu Başkanlığı için adaylığını açıklayan Av. Çiğdem Ağdağ Baydoğan, “Malatya Barosu’nun ilk kadın başkanı olmak üzere yola çıkıyorum” dedi. Yeni adliye binasına ilişkin süreci de değerlendiren Baydoğan, adli tatilin sona ermesiyle yeni binaya geçileceğinin ifade edildiğini ancak bu tarihin daha sonra farklı tahminlerle ötelenmeye başladığını söyledi. Baydoğan bu durumun güçlü baro ihtiyacını net bir şekilde ortaya çıkardığını vurguladı
Malatya Barosu’nda Çocuk Hakları Komisyonu Başkanlığı, Yönetim Kurulu Üyeliği, Genel Sekreterlik, Avukat Hakları Merkezi ve CMK Komisyonu gibi birçok kademede görev yapan Av. Çiğdem Ağdağ Baydoğan, Malatya Barosu Başkanlığı için adaylığını açıkladı. Meslektaşları ve basın mensuplarının katılımıyla gerçekleştirilen açıklamada Baydoğan, avukatların mesleki sorunlarının yanı sıra 6 Şubat depremlerinin ardından Malatya’da adalet hizmetlerinin yürütülmesinde yaşanan sorunlara dikkat çekti. Baydoğan, Malatya Barosu’nun yalnızca avukatların meslek örgütü değil, aynı zamanda kentin hukuk güvencesi olması gerektiğini belirterek, “Malatya Barosu Başkanlığı’na adayım” dedi.
Malatya Barosu Başkanlığına adaylığını kamuoyuna duyuran Av. Çiğdem Ağdağ Baydoğan, adaylık açıklamasında uzun yıllara dayanan baroculuk deneyimine dikkat çekti. Baydoğan, açıklamasında, “Bugün burada yalnızca bir adaylık açıklaması için değil, yıllardır emek verdiğim ve sorunlarını bildiğim Cumhuriyet ile eşdeğer köklü Malatya Barosu’nun geleceği için buradayım. Malatya Barosu Başkanlığı’na adayım” ifadelerini kullandı.
Adaylığının, Malatya Barosu içerisinde üstlendiği çeşitli görevlerin ardından ulaştığı bir nokta olduğunu belirten Baydoğan, görev geçmişine ilişkin de bilgi verdi. Baydoğan, “Başkan adaylığım Çocuk Hakları Komisyonu Başkanlığı, meslektaşlarımın takdirleriyle Yönetim Kurulu, Genel Sekreterlik, Avukat Hakları Merkezi, CMK Komisyonu ve üst kurullardaki görevlerle devam eden uzun bir baroculuk deneyiminin bugün ulaştığı noktadır. Bu tecrübe ile baromuzu daha güçlü bir geleceğe taşımak için yola çıkıyoruz” diye konuştu
Türkiye’de avukatlık mesleğinin ve yargı sisteminin önemli bir süreçten geçtiğini belirten Baydoğan, “Mesleğimiz, savunma hakkı ve yargı bağımsızlığının zor sınavlardan geçtiği bir dönemdeyiz” dedi.
Malatya’nın ise 6 Şubat 2023 depremlerinin ardından fiziki, psikolojik ve hukuki açıdan ağır bir süreç yaşadığını ifade eden Baydoğan, kentin yalnızca yapılarını değil, yaşamını ve geleceğini de yeniden kurmaya çalıştığını söyledi. Baydoğan, “Malatya’mız 6 Şubat 2023 asrın felaketi olarak alınan depremlerden bu yana hem fiziki, hem psikolojik, hem de hukuki olarak çok ağır şartlardan geçiyor. Şehrimiz yalnızca binalarını değil, hayatını, hayallerini ve geleceğini yeniden inşa etmeye çalışıyor” ifadelerini kullandı.
“BÖLÜNMÜŞ ADLİYELERDE ZOR ŞARTLARDA GÖREVİMİZİ İFA EDİYORUZ”
Depremlerin ardından adliye binalarının kullanılamaz hale gelmesi nedeniyle adalet hizmetlerinin farklı hizmet binalarında yürütüldüğünü ifade eden Baydoğan, bu durumun hem avukatlar hem de vatandaşlar açısından ciddi zorluklar oluşturduğunu belirterek, “Adliye binalarımızın deprem nedeniyle kullanılamaz hale gelmesinin ardından adalet hizmetleri farklı hizmet binalarına bölünerek yürütülüyor. Bugün hâlâ yargının farklı birimlerinin farklı yapılarda hizmet verdiği bir düzenden söz ediyoruz. Bölünmüş adliyelerde zor şartlarda görevimizi ifa ediyoruz” dedi.
Meslektaşlarının bu süreçte kendi imkanlarıyla büyük bir gayret gösterdiğini ifade eden Baydoğan, “Bu süreçte meslektaşlarımız çoğu zaman kendi imkanlarıyla olağanüstü bir gayret göstererek vatandaşın hakkını ve adalete ulaşabilmesini sağlamak için mücadeleler vermekte” diye konuştu.
Deprem sonrasında adalet hizmetlerinin farklı noktalarda yürütülmesinin mesleğin olağan işleyişini de değiştirdiğini belirten Baydoğan, avukatların duruşmalara yetişebilmek için şehir içerisinde farklı adliyeler arasında hareket etmek zorunda kaldığını dile getirdi. Baydoğan, yaşanan süreci, “Bir avukatın duruşmasına yetişebilmek için şehir içinde adliye adliye dolaştığı, vatandaşın hangi adliyeye gideceğini anlamaya çalıştığı, mesleğin olağan işleyişinin olağanüstü şartlara dönüştüğü bir dönem yaşadık.” şeklinde anlattı.
“BAŞKA TARİHLERE ÖTELENDİĞİNİ GÖRÜYORUZ”
Yeni adliye binasına ilişkin sürecin de gündeminde olduğunu belirten Baydoğan, adli tatilin sona ermesiyle yeni binaya geçileceğinin ifade edildiğini ancak bu tarihin daha sonra farklı tahminlerle ötelenmeye başladığını söyledi. Baydoğan, “Yeni adliye binasına adli tatilin bitmesiyle geçeceğimiz söylenirken şimdi bu tarihin tahminlerle başka tarihlere ötelendiğini görüyoruz” dedi.
“BARO BİR ŞEHRİN HUKUK GÜVENCESİDİR”
Yaşanan sürecin Malatya’da güçlü bir baroya duyulan ihtiyacı daha görünür hale getirdiğini ifade eden Baydoğan, baronun yalnızca avukatların meslek örgütü olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi. Baydoğan, “Bütün bunlar bize çok önemli bir şey gösterdi. Bir şehir yeniden ayağa kalkmak zorundadır. İşte tam da bu nedenle bugün Malatya’nın baroya her zamankinden daha fazla ihtiyacı olduğunu görüyoruz. Baro yalnızca avukatların meslek örgütü değil. Baro bir şehrin hukuk güvencesidir. Hafızasıdır, vicdanıdır. Ve gerektiğinde halkın sesidir” ifadelerini kullandı.
Deprem sonrasında ortaya çıkan hukuki sorunların geniş bir alana yayıldığını belirten Baydoğan, mülkiyet sorunlarından hak kayıplarına, kadınların ve çocukların korunmasından vatandaşların adalete erişimine kadar birçok başlıkta hukukun daha fazla önem kazandığını dile getirdi. Baydoğan, “Deprem sonrasında ortaya çıkan mülkiyet sorunlarından, hak kayıplarına, kadınların ve çocukların korunmasından, vatandaşın adalete erişimine kadar hukukun hayatın her alanında daha fazla hissedildiği bir dönemden geçiyoruz” dedi.
Adaylığı sürecinde nasıl bir baro hedeflediğini de anlatan Baydoğan, “Baro her daim şehrin içinde olmalı. Benim hayalim liyakatin esas alındığı, şeffaflığın bir söylem değil, yönetim biçimi olduğu, meslektaşının ve vatandaşının kendisini güvende hissettiği bir baro. Elbette meslektaşlarımızın yıllardır çözülemeyen CMK ve adli yardım sorunları ve diğer sorunlarına da çözüm arayacağımız bir baro. Kadınların ve çocukların hakları ihlal edildiğinde sesini yükselten, mağdurun yanında duran, hukukun üstünlüğünün kimden geldiğine bakmaksızın savunan, gücünü meslektaşından alan, sözünü meslektaşıyla söyleyen, yönünü hukuk ve adaletten ayırmayan, yan yana, omuz omuza bir baro.” diye konuştu.
“BARONUN YALNIZCA ADI DEĞİL AĞIRLIĞI DA HİSSEDİLMELİ”
Baydoğan, adaylığının kendisi açısından özel bir anlam taşıdığını da belirterek, Malatya Barosu’nun ilk kadın başkanı olma hedefiyle yola çıktığını açıkladı. Baydoğan, “Bu yolun benim için özel bir anlamı daha var. Malatya Barosu’nun ilk kadın başkanı olmak üzere yola çıkıyorum. Bunu yalnızca bir ilk olarak değil, kadınların, gençlerin ve bu mesleğin geleceğine inanan herkesin daha fazla söz sahibi olacağı yeni bir dönemin başlangıcı olarak görüyorum. Ben bu göreve bir makam için değil, bir emaneti daha ileri taşımak için talibim. Çünkü artık Malatya’da baronun yalnızca adı değil, ağırlığı da hissedilmeli” ifadelerini kullandı.
Malatya’nın yeniden inşa sürecinde hukuk ve adaletin de güçlendirilmesi gerektiğini belirten Baydoğan, baronun kentin yeniden ayağa kalkma mücadelesinde önemli kurumlardan biri olması gerektiğini ifade etti. Baydoğan, “Şehrimiz yeniden kurulurken hukuk da yeniden güçlenmeli. Adalet yeniden güçlenmeli ve baro bu şehrin yeniden ayağa kalkma mücadelesinin en güçlü kurumlarından biri olmalıdır” dedi,
Açıklamasının sonunda adaylığını bir kez daha kamuoyuna duyuran Baydoğan, Malatya Barosu’nun kent içerisindeki etkinliğini artırma hedefini yineledi. Baydoğan, “Bu inançla bugün huzurlarınıza açıkça ifade ediyorum. Malatya Barosu Başkanlığı’na adayım. Malatya Barosu bu şehirde bir baro olduğunu yeniden hatırlayacağımız baro için yola çıkıyoruz” ifadelerini kullandı.
Baydoğan, açıklamasının sonunda kendisini yalnız bırakmayan meslektaşlarına ve basın mensuplarına teşekkür ederek, “Hepinizi saygıyla selamlıyor, bu önemli günde yanımızda olduğunuz için hepinize teşekkür ediyorum” dedi.>>TUĞÇE ERBAŞ
EDİTÖR




















