Ziraat Mühendisleri Odası Malatya Şube Başkanı Fevzi Çiçek, 6 Şubat depremlerinin ardından kırsal konut planlamasında yaşanan eksiklikleri masaya yatırdı. Fevzi Çiçek, özellikle tarımsal üretimin ağır darbe aldığına dikkat çekerek kronik ve akut sorunların birlikte yönetilemediğini ifade etti.
Çiçek konuşmasında, “Tabii içerisinde yaşadığımız durum iki tane sorun ortaya çıkarıyor. Bir, kronik sorun dediğimiz sorunlarımız var. Bu kronik sorunlarımızı biz deprem öncesi, pandemi öncesi de artık şehrin normal sürecinde, yaşam sürecinde halkın normal yaşam süreci artık kanıksadığı, kabullendiği temel sorunlarımızdır. Bir de özellikle pandemi ile başlayıp Elazığ depremi, akabinde pandemi, ardından 6 Şubat depremi, bu yıl yaşadığımız ve şehrin çok önemli bir üretimi olan ekonomisini, sosyal hayatını yönlendiren tarım ürünlerindeki zirai donla beraber konu akut hale gelince bir başka boyut kazandı” dedi.
Çiçek, Malatya'nın geçmişten bu yana şehir ve kırsal alanların yönetimi konusunda ciddi eksiklikleri olduğunu ifade ederek, “Kırsal alanların boşaltılması, kent merkezlerine yığılması… Kırsal alanlarda yeterli sosyal alan oluşturulmadığı için insanlar eğitim, sağlık gibi temel ihtiyaçlarını karşılayacak alanlar bulamadı ya da mevcut olanlar daraltıldı. Bu nedenle insanlar zorunlu olarak kent merkezlerine geldi. Bir noktadan sonra kent merkezleri bu yığılmadan dolayı yönetilemez hale geldi ve kronik sorunlar da böyle başladı” diye konuştu.
“SORUNLAR NORMALLEŞTİ”
Yaşanan sorunların zamanla normalleştiğine dikkat çeken Çiçek, “İnsanlar uzun süredir bu sorunları yaşadığında artık geleneksel hale geldi. Birçoğumuz artık bunları sorun olarak kabul etmemeye başladı. Oysa bunlar hala büyük sorunlar; altyapı, ulaşım, eğitim, ekonomik sorunlar, istihdam ve insanların doğduğu yerde doyamaması gibi birçok neden ortaya çıktı. Ancak 2019-2020 yılından itibaren bu sorunlar akut hale geldi. İnsan hayatına doğrudan dokunan, sosyal ve ekonomik yaşamı, fiziki şartları olumsuz etkileyen acil müdahale gerektiren sorunlar ortaya çıktı” ifadelerini kullandı.
Çiçek, pandemi ile başlayan sağlık problemlerinin ticari hayatı etkilediğini, depremlerle birlikte ise fiziki ve ekonomik koşulların daha da zorlaştığını vurgulayarak, “İnsanların konut ihtiyaçları, istihdam alanları, iş hayatı ve ekonomisi gibi birçok sorun ortaya çıktı. Geldiğimiz noktada da ekonomisini tarımsal üretime bağlamış bir şehirden bahsediyoruz. Her ne kadar Malatya bir sanayi şehri gibi görünse de asıl temelinde tarım ili. Çünkü her aileden bir kişi doğrudan ya da dolaylı olarak tarımın içinde yer alıyor” dedi.
“HİÇBİR ŞEKİLDE KIRSAL ALANLARI DİKKATE ALMADIK”
Deprem sonrası yeniden yapılanma süreçlerinde kırsalın göz ardı edildiğine dikkat çeken Çiçek, “Depremi yaşadık depremin akabinde yeniden ayağa kalkma noktasında biz sadece kent merkezini konuştuk. Hiçbir şekilde kırsal alanları dikkate almadık. Üretim alanlarını dikkate almadık. Ve bu insanların gerek bitkisel üretim, gerekse hayvansal üretim, ikisini birleştirdiğimizde de tarımsal üretimin bütünlüğünde çok ciddi bir aksamalar söz konusu oldu. Ahırların, ağılların yıkılması, hayvanların telef olması gibi mekan problemlerinden kaynaklı üretim daraldı. Kırsalda yaşayan insanların şehirdeki gibi 120 metrekarelik daireye sığması mümkün değil. Üretim materyalleri de olduğu için daha geniş alanlara ihtiyaç var. Bu alanlar daraldı. Deprem sürecinde yaklaşık 7 bine yakın büyükbaş ve küçükbaş hayvan kaybettik. Bu mekanların yıkılmasından dolayı üretim alanlarımız daraldı” diye konuştu.
Tarım sektöründe çalışanların büyük kısmının şehri terk etmediğini ama sanayi ve hizmet sektöründe çalışanların göç ettiğini ifade eden Çiçek, “Tarım sektörü bir süre sonra geri dönmek zorunda kaldı. Ancak onlar da ürettiklerini değerlendiremedikleri, işleyemedikleri ya da depolayamadıkları için bitki deseninde daralma yaşandı. Üretim daraldı” dedi.
KÖY EVİ DEĞİL TATİL MERKEZİ
Bu duruma örnek olarak tütün üretimini gösteren Çiçek, “Her ne kadar yasal olarak ekmesi serbest, satması yasak olan bir tütünden bahsediyoruz. Doğanşehir’de birçok kişi için ciddi anlamda ekonomik getirisi olan bir ürün. Ancak iki yıldır tütün üretim alanı ciddi anlamda daraldı. Çünkü üretilen ürünleri depolayabilecek yer kalmadı” ifadelerini kullandı.
Kırsal alanlardaki yapılaşmaya da değinen Çiçek, “Kent merkezlerinde TOKİ tarafından uygun görülen yerlerde yapılar devam ediyor. Bu yerler şehir planlaması açısından bize göre tartışmalı olabilir. Kırsal alanlarda ise köy evleri yapıldı. Ancak bu evler daha çok tatil merkezi gibi görünüyor. 2 metre betonarme kalıp, üzerine toprak dolduruluyor, üstüne ev yapılıyor. Herhangi bir deposu yok. 4 metrekarelik bir odunluk yapılmış. Tarımsal müştemilatlar, sulama tesisatları, üretim araç gereçleri gibi şeyleri koyacak yer yok. Hayvancılıkta ağır ve ahır konusunu geçtik. Çünkü yerleşim yeri dışında yapılacak” şeklinde konuştu.
Fevzi Çiçek son olarak, yapılan kırsal konutların uzun vadede işlevsizleşebileceğine dair uyarıda bulunarak, “Bu kadar nizami, görsel olarak güzel yapılan binalar yarın çadır kentlere dönüşecek gibi endişemiz var. Çünkü herkes ekonomik durumuna göre ilaveler yapacak. Kimisi tuğladan, kimisi çadırdan, kimisi brandadan eklemeler yapacak. Çok değişik bir sahne oluşacak. Oysa bugünden bu planlamalar doğru bir ihtiyaç analiziyle yapılsaydı, bu sahnelerle karşılaşmazdık” dedi.>>TUĞÇE ERBAŞ
EDİTÖR


















