Malatya Ticaret Borsası Başkanı Ramazan Özcan, gazetemizi ziyaret ederek kayısısız geçecek hasat sezonunun şehre etkilerini değerlendirdi. Zirai don nedeniyle bu yıl hasat sezonunun pas geçilmesi, her yıl Malatya’ya 40 bin aileyi ve yaklaşık 250 bin iş gücünü getiren hareketliliği durdurdu. Özcan, kayısı krizinin sadece tarımı değil, hizmet sektöründen hayvancılığa kadar tüm ticari faaliyetleri vurduğunu vurguladı. İklim değişikliğinin getirdiği zorluklar ve ilaç kalıntıları gibi ek sorunlar, Malatya’nın ekonomik yapısını derinden sarsarken, çözüm için acil önlemler talep edildi.
ŞEHİR EKONOMİSİNİ FELÇ ETTİ
Özcan, kayısının Malatya’nın hayat akışını etkileyen bir ürün olduğunu belirterek, “Geçmiş yıllarda haziranın yirmisinden ağustosun onuna kadar elli günlük hasat döneminde, üretim miktarına bağlı olarak otuz bin, hatta kırk bin aileyi misafir ediyorduk. Bu yıl rekolte yüz bin ton olsaydı otuz bin kişi, yüz elli bin ton olsaydı kırk bin kişi gelirdi. Ancak zirai don, bu hareketliliği yok etti.” dedi. Kalabalık ailelerden oluşan 250 bin iş gücü, şehre ciddi bir tüketim hareketliliği sağlarken, bu yıl gelmemeleriyle ticaret durma noktasına geldi. Özcan, “Şarküteri dükkanı olan bir esnafın, ‘Yedi ton peynirim işçiler gelmeyince dolapta kaldı.’ sözünü aktararak Urfa’dan Şırnak’a kadar civar iller de bu krizden etkilendi.” diye ekledi.
BÖLGESEL KRİZ ŞİMDİ FARK EDİLDİ
Zirai donun etkisi, sadece ekonomiyi değil, sosyal yapıyı da vurdu. Özcan, “Kayısı, sosyolojik bir eksiklik yarattı. Bahçelerde hazırlık yapanlar, civar illerden gelen işçiler bu yıl yok. Elazığ, Baskil, Sivas, Kahramanmaraş, Elbistan, Urfa, Mardin, Şırnak gibi bölgeler iş gücü transferinden mahrum kaldı.” diyerek krizin bölgesel boyutuna dikkat çekti. İç hizmet sektörü, üreticinin gelirinin yanı sıra işçilerin kazancından da pay alıyordu. Özcan, “Kayısının hayatı doğrudan etkilediğini şimdi fark ettik.” ifadesiyle durumu özetledi. Şehirde her yıl yaşanan bu canlılık, bu yıl yerini sessizliğe bıraktı.
“TEKNOLOJİMİZ YETERSİZ”
Özcan, iklim değişikliğinin on üç yıldır Türkiye’nin gündeminde olduğunu ve Yeşil Mutabakat ile bu sorunun hızlandığını belirtti. “11 Nisan’da eksi 3,6 ile başlayan ve eksi on üç nokta dört’e düşen ‘iklim kırbacı’ yaşadık. Akademisyenler bunu nadir bir olay olarak tanımlıyor, ama tekrarlanabilir. Rüzgâr tribünleri veya saman yakma gibi yöntemler eksi dört’e kadar etkili, ancak bu teknoloji yetersiz.” dedi. Ağaçları kamufle etmenin yüksek maliyetli olduğunu vurgulayan Özcan, “Otuz yaşındaki bir ağacı kamufle etmek mümkün değil.” diye ekledi. Meclis Araştırma Komisyonu’nun tarım teknolojilerini transfer etme önerisini desteklediğini ifade eden Özcan, “Aksi halde tarımsal üretim zayıflayacak, enflasyon artacak.” uyarısında bulundu.
8 MİLYON TON ÜRÜN EKSİLDİ
Türkiye’nin yıllık meyve üretimi yirmi sekiz milyon ton iken, bu yıl yirmi bir milyon tona geriledi; sekiz milyon ton kayıp yaşandı. Özcan, “Bu, enflasyonu ve ekonomiyi vuracak. Maliyetler artınca üretici üretmekten kaçınıyor.” dedi. Komisyonun sadece ekonomik zararı değil, sosyal etkileri de incelediğini belirten Özcan, “Türkiye’nin tarım geleceği tehlike altında.” diye konuştu. İklim değişikliğinin en çok kayısıyı vurduğunu aktaran Özcan, önümüzdeki yıl da benzer riskler olduğunu vurguladı.>>MEHMET TURAN ÇİĞDEM
EDİTÖR


















