İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi’nde anjiyo ve stent işlemleri öncesinde hastalardan alınan yüksek ilave ücretler, kamuoyunda "yasal bıçak parası" tartışmasını yeniden alevlendirdi. SGK güvencesi olmasına ve hastanenin ücretlerini oradan temin etmesine rağmen tedavi olabilmek için tek geçim kaynağı olan hayvanını satmak zorunda kalan hastalar duruma “SGK’ya yıllarca para ödedik ki ücretsiz tedavi olalım. Oradan aldıkları para yetmedi bizden bıçak parası istiyorlar” diyerek tepki gösterirken; hastane yönetimi ise uygulamanın mevzuata uygun olduğunu savunuyor.
Malatya’da sağlık hizmetlerine erişim ve sosyal devlet ilkesi çerçevesinde ciddi tartışmalara yol açan bir uygulama, İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi (TÖTM) Araştırma Hastanesi’nde gündeme oturdu. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) kapsamında yer alan vatandaşların; anjiyo, stent ve balon gibi hayati önem taşıyan kardiyolojik operasyonlar öncesinde vezneye yönlendirilerek "Öğretim Üyesi İlave Ücret Tahsilatı" adı altında yüksek miktarlarda ödemeye zorlandığı iddiaları, hasta ve hasta yakınlarının tepkisine neden oldu.
Ödeme Yapılmadan Müdahaleye Başlanmıyor İddiası
Kalp rahatsızlığı nedeniyle hastaneye başvuran F.Ç. isimli vatandaşın yaşadıkları, sağlık sistemindeki mali yükün ulaştığı boyutu gözler önüne serdi. İddiaya göre, tedavi süreci başlatılmadan önce kendisine binlerce liralık ilave ücret çıkarıldı ve ancak ödeme yapıldıktan sonra operasyon gerçekleştirildi. Ekonomik imkânsızlıklar nedeniyle tek geçim kaynağı olan hayvanını satmak zorunda kaldığını belirten F.Ç., yaşadığı mağduriyeti şu sözlerle dile getirdi:
“Biz ineğimizi sattık ve anjiyo parasını ödedik. Durumumuz iyi değil ancak geçim kaynağımız olan ineğimizi satarak anjiyo olabildim. Peki durumu olmayan, satacak bir şeyi bulunmayan insanlar ne yapacak? Ölecek mi? Sağlıkta önce insan deniliyor. Sağlık güvencesi olan bir vatandaş tedavi olabilmek için hayvanını satmak zorunda kalıyorsa burada ciddi bir sorun var. Sağlık Bakanlığı’nın bu konuya acilen müdahale etmesi gerekiyor.”
Resmi Makbuzlar Yüksek Maliyeti Belgeliyor
Kamuoyuna yansıyan İnönü Üniversitesi Döner Sermaye Saymanlığı’na ait resmi tahsilat belgeleri, alınan ücretlerin boyutunu net bir şekilde ortaya koyuyor. Söz konusu belgelerde "Öğretim Üyesi İlave Ücret Tahsilatı" başlığı altında tek bir hasta için farklı kalemlerde 8 bin 29 TL 31 kuruş ve 13 bin 162 TL 38 kuruş olmak üzere toplam 21 bin 191 TL 69 kuruşluk bir maliyet çıkarıldığı görülüyor. Nakit ya da çek ile yapılan bu ödemelerin, ameliyat ve girişimsel müdahaleler öncesinde peşin istenmesi ise eleştirilerin odağında yer alıyor.
Yasal Mevzuat mı, Fırsatçılık mı?
Konuya ilişkin hastane yetkilileri, kurumun üniversite hastanesi statüsünde bulunduğunu ve öğretim üyelerinin gerçekleştirdiği tıbbi işlemler için mevzuatın elverdiği sınırlar dahilinde ilave ücret alındığını belirterek uygulamayı savundu.
Ancak bu durum, yasal düzenlemelerin vicdani ve etik boyutunu yeniden sorgulatıyor. Bir yanda üniversite hastanelerinin döner sermaye gelirlerini artırma gereksinimi ve yasal dayanaklar yer alırken, diğer yanda anayasal bir hak olan sağlık hizmetine erişimde vatandaşın karşılaştığı ekonomik bariyerler bulunuyor. Özellikle kalp krizi ve damar tıkanıklığı gibi saniyelerin hayati önem taşıdığı acil durumlarda "ön ödeme" veya "ilave ücret" şartının koşulması, kamuoyunda geçmişte "bıçak parası" olarak bilinen kayıt dışı ödemelerin, bugün "öğretim üyesi farkı" adı altında meşrulaştırıldığı yönündeki eleştirileri güçlendiriyor.
Gözler Sağlık Bakanlığı ve Üniversite Yönetiminde
Gelişmelerin ardından vatandaşlar, sosyal güvenlik garantisinin geçerlilik sınırlarının netleştirilmesini ve acil/hayati hastalıklarda bu tür ek mali yüklerin kaldırılmasını talep ediyor. Yaşanan mağduriyet karşısında Sağlık Bakanlığı ile Yükseköğretim Kurulu’nun (YÖK) konuya ilişkin nasıl bir denetim mekanizması işleteceği ve resmi bir açıklama yapıp yapmayacağı merakla bekleniyor.Mehmet Turan Çiğdem
EDİTÖR




















