Türkiye’de sosyal medya uzun süredir bir özgürlük alanı olarak görülüyor. Özellikle X (eski adıyla Twitter), birçok kişi için düşüncenin filtresiz ifade edildiği son mecra. Ama son dönemde ortaya çıkan tablo, başka bir soruyu zorunlu kılıyor: Bu gerçekten özgürlük mü, yoksa sahipsizlik mi?
Çünkü artık sınırların belirsizleştiği bir noktadayız.
Hakaret, linç kültürü, özel hayatın ifşası, sansürsüz şiddet görüntüleri… Bunlar tekil olaylar olmaktan çıktı; neredeyse gündelik akışın parçası haline geldi. Bir paylaşımın doğruluğu sorgulanmadan yayılıyor, bir insanın itibarı birkaç saat içinde yerle bir edilebiliyor. Ve çoğu zaman bunun bir bedeli olmuyor.
Burada en kritik mesele şu: Sınır olmaması, özgürlük değildir.
Gerçek özgürlük, başkasının varlığını yok saymadan var olabilmektir. Ama bugün sosyal medyada gördüğümüz şey çoğu zaman bu değil. Daha çok, “ben söyleyeyim de ne olursa olsun” anlayışı.
Peki sorumluluk kimin?
Platformların mı, devletin mi, yoksa kullanıcıların mı?
Aslında hepsinin.
Platformlar algoritmalarıyla neyin öne çıkacağını belirliyor. Ve çoğu zaman en çok etkileşim alan içerik, en sağlıklı olan değil; en uç, en sert, en provoke edici olan oluyor. Bu da doğal olarak daha fazla gerilim, daha fazla kutuplaşma demek.
Devlet ise dengeyi kurmak zorunda. Ama burada ince bir çizgi var: Düzenleme ile baskı arasındaki fark. Aşırı müdahale ifade özgürlüğünü zedelerken, tamamen geri çekilmek de dijital kaosa yol açıyor.
Ve kullanıcılar… Belki de en kritik halka. Çünkü bu düzeni besleyen de, değiştirecek olan da onlar. Bir içeriği paylaşmamak, linç zincirine katılmamak, doğrulamadan yaymamak… Bunlar küçük gibi görünen ama büyük etkisi olan tercihler.
Bugün Türkiye’de sosyal medya, özellikle X, bir aynaya dönmüş durumda. Toplumdaki öfkeyi, sabırsızlığı ve kutuplaşmayı büyüterek geri yansıtıyor.
Belki de artık şu soruyu sormanın zamanı geldi: Biz bu aynaya bakıp kendimizi mi düzelteceğiz, yoksa kırılmasını mı bekleyeceğiz?
Çünkü sınırsızlık cazip olabilir. Ama sınırın olmadığı yerde, çoğu zaman sorumluluk da kaybolur.