Malatya Lider Gazetesi
HV
09 HAZİRAN Salı 23:17

BİR GÜNDE TAHTA ÇIKARIP BİR GÜNDE İNDİRİYORUZ

MERVE HİLAL ŞİRECİ
MERVE HİLAL ŞİRECİ

Eskiden insanların toplumda bir yer edinmesi kolay olmazdı. Bir kişinin tanınması, güven kazanması, fikirleriyle ya da yaptığı işlerle kabul görmesi uzun bir zaman alırdı. İnsanlar yıllarca emek verir, yıllarca çalışır ve zaman içerisinde bir karşılık bulurdu. Belki bu süreç yavaştı ama insanların birbirini tanıması, anlaması ve değerlendirmesi için de bir alan bırakıyordu.

Bugün ise çok farklı bir çağın içindeyiz. Artık her şey çok hızlı yaşanıyor. Haberler birkaç saniye içerisinde yayılıyor, görüntüler milyonlarca insana aynı anda ulaşabiliyor, bir kişinin söylediği tek bir cümle saatler içinde ülkenin gündemine oturabiliyor. Bu hızın birçok avantajı olduğu gibi beraberinde getirdiği bazı düşünülmesi gereken yönleri de var.

Bunlardan biri de insanlara karşı yaklaşım biçimimiz. Özellikle son yıllarda dikkat çeken bir durum var: Bir insanı çok kısa süre içerisinde çok büyük bir yere koyabiliyoruz. Bir başarısı, bir sözü, bir davranışı ya da yaptığı bir çalışma dikkat çekiyor ve bir anda herkes tarafından konuşulmaya başlanıyor. Destek görüyor, örnek gösteriliyor, övgüler alıyor. İnsanların ona karşı ilgisi hızla büyüyor.

Ancak bazen aynı hızla bambaşka bir tablo da ortaya çıkıyor. Küçük bir hata, yanlış anlaşılmış bir açıklama, eksik bir bilgi ya da gündeme düşen bir olay sonrasında bu kez eleştiriler başlıyor. Dün büyük bir destek gören kişi bugün ağır yorumların merkezine yerleşebiliyor. Dün herkesin yanında olduğu kişi, ertesi gün yalnız bırakılabiliyor.

Bu durum sadece siyaset dünyasında yaşanmıyor. Sanatçılarda, sporcularda, sosyal medya içerik üreticilerinde, hatta günlük hayatın içinde sıradan insanlarda bile benzer örnekleri görmek mümkün. Çünkü artık sadece ekranların arkasında olanları değil, insanların hayatlarının birçok yönünü de çok hızlı tüketiyoruz. Birini tanımak için uzun zaman ayırmak yerine birkaç görüntü, birkaç paylaşım ya da birkaç yorum üzerinden fikir oluşturabiliyoruz.

Elbette yapılan yanlışların konuşulmaması gerektiğini söylemek mümkün değil. Eleştiri, sağlıklı bir toplumun önemli parçalarından biridir. İnsanlar hata yapabilir ve yapılan hataların da değerlendirilmesi gerekir. Ancak burada üzerinde düşünmemiz gereken başka bir konu var. Acaba insanları gerçekten oldukları gibi mi görüyoruz, yoksa onları kendi beklentilerimizle olduğundan daha farklı bir yere mi koyuyoruz?

Çünkü bazen bir kişiyi öyle bir noktaya çıkarıyoruz ki ondan artık hata yapmamasını bekliyoruz. Onun her sözünün doğru olmasını, her davranışının kusursuz olmasını istiyoruz. Oysa insan olmak biraz da hata yapabilmeyi içinde taşır. Hiç kimse tamamen hatasız değildir. Aynı şekilde hiç kimse yaptığı tek bir yanlışla da bütün değerini kaybetmez.

Belki de asıl mesele burada başlıyor. Bir insanı değerlendirirken dengeyi koruyabilmekte. Alkışlarken de ölçülü olmakta, eleştirirken de vicdanı unutmamakta. Çünkü çok hızlı yükseltilen şeylerin çok hızlı düşmesi de kolay oluyor.

Sosyal medya çağında bazen düşünmeye fırsat kalmadan kararlar veriyoruz. Birkaç saniyelik bir görüntü, birkaç cümlelik bir açıklama ya da eksik bir bilgi büyük yargıların oluşmasına neden olabiliyor. Oysa bazen gerçeğin tamamı ilk gördüğümüz şey olmayabiliyor. Bazen birkaç dakika beklemek, araştırmak ve olayın diğer yönlerini görmek gerekiyor.

Çünkü söylenen sözler unutulabilir ama insanların üzerinde bıraktığı etkiler uzun süre kalabilir. Bir insanın yıllarca verdiği emek, kurduğu hayat, oluşturduğu değer bazen birkaç gün içerisinde tartışılır hale gelebiliyor. Bu nedenle belki de bugün daha çok ihtiyaç duyduğumuz şey hızlı yargılar değil, daha fazla anlayış ve daha fazla ölçü duygusudur.

Bir toplumu güçlü yapan şey yalnızca alkışlamak değildir. Gerektiğinde eleştirebilmek ama bunu yaparken insan olmayı da unutmamaktır. Çünkü insanlar bir günde tahta çıkarılacak kadar kusursuz olmadığı gibi, bir günde silinecek kadar da değersiz değildir.

YORUMLAR