Malatya Lider Gazetesi
HV
14 MAYIS Perşembe 06:32

“Başkan Er’in 6 Ayı Kaldı”

MÜSİAD Malatya Şube Başkanı Yunus Akçin, Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er’in başarılı olup olmadığının anlaşılması için 2 yıl görev yapması ve projelerini hayata geçirmesi gerektiğini belirtti. Akçin, Er’in hakkında net bir eleştiri yapılabilmesi için 6 ay süresinin kaldığını söyledi.

GÜNCEL
“Başkan Er’in 6 Ayı Kaldı”

MÜSİAD Malatya Şube Başkanı Yunus Akçin, Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er’in başarılı olup olmadığının anlaşılması için 2 yıl görev yapması ve projelerini hayata geçirmesi gerektiğini belirtti. Akçin, Er’in hakkında net bir eleştiri yapılabilmesi için 6 ay süresinin kaldığını söyledi.

İş adamlarının Başkan Er’e nasıl baktığı hakkında konuşan Akçin, “Sami Başkan’a sürekli şunu söylüyorum: “Biz ekonomide 62. sıradayız. Sen devral, yarın 60’a düşersek seni başarılı görürüm, başka türlü değil.” Sami Başkan’a süre vermek lazım. Bir buçuk yılı gitti, altı-yedi ayı kaldı. Binaların yoğunluğu bittikten sonra yanlışları eleştirebiliriz, ama vicdanen bu süreyi herkes hak eder. Sorunlar sizi yönetiyor, siz sorunları yönetemiyorsunuz, çünkü sorun çok fazla. Esnaf akşam yatıyor, “Dün şundan para aldım, buna nasıl vereceğim?” diyor. İşi o yönetiyor, yeni yatırımlar planlayamıyor. Sami Başkan’ın durumu da bu. Altı-yedi ay sonra projeleriyle değerlendiririz. Adını sen koy, yanlış varsa eleştiririz, ama bu süreyi hak ediyor.” dedi.

SÜREÇTE İSMİMİZ ÖNE ÇIKMADI

Deprem dönemi dernek çalışmalarını anlatan Akçin, “Malatya İş Adamları Derneği (MÜSİAD), sadece şehrimizdeki iş insanlarını organize eden, çok kıymetli ve değerli bir dernek. 81 ilde ve 99 yurt dışı şubesiyle dünya çapında güçlü bir sivil toplum örgütü. Deprem sürecinde konteyner kent kurulmasıyla ilgili Malatya’dan talebimiz oldu, ancak İçişleri Bakanlığı bunu kendi yönlendirdi. Elbistan’da 1.500, Maraş’ta 500, Adıyaman’da 500 olmak üzere 2.500 konteyner kuruldu. Dolayısıyla kontrol bizde değildi. MÜSİAD’ın genel merkezince toplanan yardımlar, Malatya’ya yüzlerce tırla ulaştırıldı. İlk baştaki insani yardımlar ve konteynerler bireysel kullanıldı. Çok şükür, organize sanayide çok üyemiz var. Çarşıda, merkezde az, ama 10-15 hasar gören üyemize ve onların çalışanlarına destek verdik. Yüzden fazla konteyner dağıttık. Bu süreçte ismimizin öne çıkmamasına üzülüyoruz. Ama gerçek şu: Malatya’ya genel anlamda yardım yaptık. Normal yardımları herkes yapar, biz de yapmaya devam edeceğiz. MÜSİAD tabelasıyla bir okul, meslek lisesi, cami ya da taziye evi gibi bir şey yapamadık, bu bir eksiklik, içimizde ukde kaldı. İnşallah, tabelamızın olduğu bir projeyi görmek isteriz. Gündem dışı bir şey söyleyeyim: Malatya’da asrın felaketi, asrın sabrını gerektirir. Bu çok önemli. Herkes, “İstemeyiz, beğenmiyoruz,” derse, kendimize zarar veririz. Şeytan da bize zarar verir. Şöyle söyleyeyim: Bir binanız vardı, yıkıldı. Rabb’im daha iyisini nasip eder inşallah. Binanızın başında ağlasaydınız, bugüne gelebilir miydiniz? Ne yaptınız? Bir metrekarelik konteynere masanızı küçülttünüz, fedakârlıkla çalışmaya devam ettik. Hepimiz bunu yaptık, yapmak zorundayız. Çünkü doğal bir felaket yaşadık. Bu bize büyük bir tecrübe kazandırdı.” açıklamalarını yaptı.

“ESNAF SAYISI ARTTIRILMALI”

Şehir nüfusunun toparlanması için şehrin bir an önce ayağa kaldırılması gerektiğini söyleyen Akçin, şu ifadeleri kullandı:

“On beş katlı binalarımız yıkıldı, imar verilmiş, şehrin olmayacak yerlerine yapılmış. Aslında bina yıkılmaz, deprem de binayı yıkmaz. Allah’ın gücü her şeye yeter, o ayrı. Akpınar’da büyüdüğüm yerde, parmakla gösterilen bir yerde su çıkıyor, kaç katlı bina sallanıyor! Doğru proje, doğru yapı lazım. Otelde, 15. katta genel başkanla kahvaltı yaparken deprem oldu, 5.0 büyüklüğünde, sandalyemizi geri çekmedik. Sokaktayız, 18 ya da 11 katlı bina, doğru yapılırsa sorun olmaz. Artık depremle ilgili daha tedbirli olmalıyız. Peki, Yunus Bey, bu kadar bina yapıldı, yerelde dönüşüm sürüyor. Ders alındı mı? Evet, gerçekten denetleniyor. Organize sanayide fabrika yapıyoruz, yeni bir yatırım var. Sadece çatıyı taşıyan taşıyıcı işler yapılıyor, bina gibi değil. Sekiz tane soketi kırdırdılar, beton kalitesi C30 yerine C28 çıktı. “Kır,” dediler, kırdık. Bu bilinçle hareket ediliyor. Felaket yaşanmasaydı, normalde fazla bir şey yapmadan geçiştirirdik. Ama artık daha dikkatliyiz. Konteyner kentlerde yaşayan, maddi durumu iyi olmayan, üç-dört çocukla hayat sürdüren insanların durumunu anlatmaya gerek yok. Bundan sonra deprem olduğunda eşyamız kırıldı mı diye bakmamalıyız. Eşyalarımızı depreme göre nasıl sabitleriz, bunu öğrenmeliyiz, bilinçli olmalıyız, unutmamalıyız. Şehir nüfusu artacak, demografik yapımız değişecek. Elazığ’ın, Kayseri’nin, Maraş’ın girişine barikat kuramazsınız. Sosyal medya üzerinden bunları nasıl çözeriz, çalışmalıyız. Malatya’nın örf, adetlerini, kent görünümünü planlamalıyız. Konut sayımız artıyor, kiralar düşecek, talep artacak, bu doğal. Van’da, Elazığ’da da böyle oldu. Esnaf sayısını artırmalı, fahiş fiyatları düşürmeliyiz. Anladınız mı? Basit gibi görünen şeyler, şehrin önüne kilit vuruyor, ekonomi ilerleyemiyor. Akpınar’ı, çarşıyı güzelleştirecek olan esnaftır, bina değil. Eskiden baharatçı, “Oradayım,” derdi, sokağı söylemezdi. Simitçi vardı, önünde beklerdiniz. Çarşıyı esnaf yapar. Esnafımız çabuk toparlanmalı, şehri adres gösterilen yer haline getirmek için fikir üretmeli, şikâyet etmemeli. Şikâyet daraltır, eline bir şey geçmez. Eleştirebiliriz, yanlış bulabiliriz, yüzlerce hata var. Sen bende 50, ben sende 100 hata bulurum. Ama “Nasıl yapabiliriz?” sorusu çözüm üretir, sizi tutar. “Niye böyle oldu?” sorusu ise şikâyete sürükler. Önümüze bakmalıyız. Çarşıya geçmek için fayda sağlamalıyız. Eleştirdiğimizde bir kenarda kalır, ama yeni şeylerde daha büyük dersler alabiliriz. Sürekli haberlerden, internetten Malatya’yı takip edenler var. Dükkânları, mahalleleri, sokakları ne kadar kötülersek, insanlar buraya gelmeyi erteler ya da vazgeçer. Ama güzelleşmiş dersek, merak edip gelirler. Bunun vebali var. Dışarıda tutmayalım, buraya getirelim.”>>MEHMET TURAN ÇİĞDEM

EDİTÖREDİTÖR

YORUMLAR