“Edep, ilimden önce gelir.”
“Aradım tüm meclisleri, kıldım ilmi talep;
Dediler ilim en sonda, önce gerek edep.” demiş. Mevlana.
İç dünyaları güzel “içiyle dışı bir, alçak gönüllü, hoş görülü, saygılı, sevgili, değer bilen ve utanma duygusu olan, akıl alınması gerekirken TÜRKİYE’ de çok ezilen ALTINDAN DAHA DEĞERLİ insanlardır.”
Toplumda herkesin örnek aldığı, özünü ve törelerini unutmayan, türlü yalanlarla insanları uyutmayan, olaylara eleştirel bakarlar ve yanlış yaptıklarında dönerler. İnsanları kendi çarkları arasına alıp istedikleri tarzda yetiştirmek için çalışmazlar.
Okuyarak, gezerek ve düşünerek kabiliyetlerini ve kavrayışlarını geliştirerek “kültürlü ve terbiyeli insan olurlar. Hem hadlerini bilirler hem de kimseyi hor görmezler. Vefalıdırlar, yapabileceklerini ve yapamayacakları işleri söylerler.
İnsanın en güzel süsü olan ahlaki güzelliklerle yaşarlar. Sahip oldukları dili doğru ve etkili kullanabilme becerisine sahiptirler. Görgü kurallarına uygun ve nazik davranırlar. İnsani olmayan toplumsal problemlerin çıkmasına sebep olan sorunların artmasına engel olurlar.
Edepli ve terbiyeli kimseler “söz ve davranışlarında, iş ve uğraşlarında ölçülü oldukları, hal ve hareketlerinde dikkatli davrandıkları için değerlerini artırırlar, derecelerini yükseltirler, insanlar arasında aranılan olurlar, herkesten hürmet ve saygı görürler.
Üretmeyi herkese saygı duymayı, işi kolaylaştırmayı, kimseyi darıltmamayı severler, bilinçsizce sürekli tüketimi sürdürmeyi benimsemiş insan olmazlar. Egolarını tatmin etme hevesiyle edepsizce sen çalış ben yiyeyim anlayışıyla yaşamazlar.
Toplumdaki sorunlarla ve çevresindeki olaylarla ilgili “bana ne demeden objektif yaklaşarak, araştırmalar yaparak ilgilenirler. Bu sorunlar hakkında çözüm üretmek için, Bildikleriyle yetinmeyip, kendilerini sürekli yenilemeye çalışırlar.
Edepli insan bir kişiye yapılan haksızlığı bütün topluma karşı işlenmiş bir şuç olarak görür. Dostluğu gibi düşmanlığı da mertcedir. Edepli insanlar iyiyi kötüyü gösterirken insan seçmez herkese karşı edepli davranır.
Aklını iradesini doğru kullanarak sorunlara yaklaşırken birilerine yol gösterirken hakaret etmeden, bildiklerini merhametli ve vicdanlı olarak söyler. Edepli insanlar iyiyi kötüyü gösterirken insan seçmez herkese karşı edepli davranırlar.
İlim ile öğrendikleri faydalı bilgileri hayata yansıtırlar. El yarasının çabuk geçeceğini, dil yarasının geçmeyeceğini bilerek rasgele gönül yıkan söz söylemekten, sonunu düşünmeden ileri geri konuşmaktan kaçınırlar.
Edepli insanlar zorda kalsalar da sözlerinde yalan olmaz, hakkı bilirler, bey olmak için hiçbir şartta şeytana yakın durup haram yemezler. Menfaat ve çıkar hesaplarıyla kusurları örtmezler. Yanlışlıkla bile bir kusur işleseler toplum önüne çıkmazlar.
Ahlakı her şeyin esası olarak görürler. Ellerinin ve gönüllerinin eriştiği her yere gönül kazanmak için kibar, efendi ve edep ölçüsünde kalplerinde kibir ve gurur bulunmadan, tepeden bakmayarak iyilikle uzanmak isterler.
Bilmeyenlerle bilenleri bir tutmazlar. Düşünerek ve bilgiyle iş yaparlar, yol tutarlar. “Nefslerini küçülterek, kalplerini temizleyerek kendisini çiğneyenlerin bile gönlünü kırmazlar. Hz. Ömer’in dediği gibi “hiçbir hırsızın çalamayacağı güzel bir mücevher” olan edeple yaşarlar.
“Edepli biriyle konuşun, dost olun korkmayın” Alim de olsa edepsiz olandan korkun, yanına bile yaklaşmayın.






















