Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA), kenelerle bulaşan ve ölümcül olabilen virüslerin neden olduğu bir hastalıktır. Özellikle ilkbahar ve yaz aylarında, özellikle Sivas ve Tokat gibi kırsal bölgelerde yaşayan ya da hayvancılıkla uğraşan bireyler arasında daha sık görülmektedir. Hastalığın kesin bir antiviral tedavisi olmamakla birlikte, destek tedavisi hayati öneme sahiptir.
Destek tedavisinde temel amaç; hastanın genel durumunu stabil tutmak, kanamaları kontrol altına almak ve organ yetmezliklerini önlemektir. Tedavi hastanın kliniğine göre şekillenir ancak bazı temel yaklaşımlar standarttır.
KKKA hastalarında yüksek ateş, kusma ve ishalle birlikte ciddi sıvı kaybı oluşabilir. Bu nedenle damar yolu açılarak serum fizyolojik veya Ringer laktat gibi izotonik sıvılarla sıvı kayıplarının yerine konması gereklidir. Sıvı takibi titizlikle yapılmalı, böbrek fonksiyonları izlenmelidir.
Kanama bulguları olan hastalarda pulyuvar süspansiyonu, taze donmuş plazma ve gerektiğinde alyuvar süspansiyonu uygulanabilir. Özellikle pulyuvar sayısı 20.000/mm³’ün altına düşmüşse ya da aktif kanama varsa pulyuvar verilmesi önerilir.
Birçok kaynakta KKKA tedavisinde ribavirin isimli antiviral ilacın kullanılabileceği belirtilmektedir. Ancak ribavirin’in etkinliği halen tartışmalıdır. Bazı çalışmalar erken dönemde kullanıldığında fayda sağlayabileceğini belirtse de, geniş çaplı klinik çalışmalar bu konuda yeterli veriye sahip değildir. Bu nedenle ribavirin bazı merkezlerde tercih edilirken, bazı yerlerde rutin olarak uygulanmamaktadır.
Ateş düşürücü olarak parasetamol önerilir. Ancak kanamayı artırabileceği için Aspirin ve nonsteroit antienflamatuvar ilaçlardan kaçınılmalıdır. Gerekli durumlarda antibiyotikler, ikincil enfeksiyonların önlenmesi veya tedavisi amacıyla devreye girebilir. Ağır vakalarda bazı merkezlerde kortikosteroit kullanımı da gündeme gelmektedir ancak bu yaklaşım rutin değildir.
Ağır seyreden KKKA vakalarında solunum desteği, diyaliz ve yoğun bakım takibi gerekebilir. Çoklu organ yetmezliği gelişen hastalarda tedavi multidisipliner bir yaklaşımla sürdürülmelidir.
Sonuç olarak, KKKA’nın kesin bir ilacı olmamakla birlikte, zamanında ve doğru destek tedavisi ile hastaların büyük bölümü iyileşebilmektedir. Erken tanı, hastane yatışı ve dikkatli izlem, KKKA’da hayat kurtaran temel unsurlardır.
Kene küçük ama tehlikesi büyüktür.























