Malatya Lider Gazetesi
HV
16 HAZİRAN Salı 06:53

TOPLUMSAL MESAFELERİ GÖRÜNÜR KILAN KELİMELER

MUAMMER TETİK
MUAMMER TETİK

Memleketin bazı meseleleri görünürde küçük bir cümlenin içine sığar, fakat arkasında uzun bir tarih, derin bir hassasiyet ve sessizce birikmiş bir kırgınlık taşır. Bazen bir söz, yalnızca söylendiği ânın değil, onu duyanların hafızasının da imtihanı olur. Çünkü kelâm dediğimiz şey, sahibinden çıktıktan sonra artık niyetin değil, tesirin terazisinde tartılır.

Rahmi Koç’un tepki toplayan sözleri etrafında yaşanan tartışmayı da böyle okumak gerekir. Meseleyi bir şahsın üzerine yıkıp kolay bir hüküm vermek, ne adaletli olur ne de faydalı. Fakat aynı şekilde, “canım bir fıkra” diyerek geçmek de memleketin ince damarlarını görmezden gelmek olur. Çünkü kamusal alanda edilen her kelâm, yalnızca niyetle değil, bıraktığı iz ile de tartılır.

Burada asıl konuşulması gereken şey, sözün sınıf, kimlik ve aidiyet karşısındaki mesuliyetidir. Toplum dediğimiz yapı, yalnız kanun maddeleriyle ayakta durmaz. Görünmeyen hiyerarşiler, alışılmış mesafeler, kültürel sermaye, temsil kudreti, itibar dağılımı ve sembolik sınırlar da o yapının içine sinmiştir. Kimin sözü daha çok duyulur? Kimin hatası daha çabuk bağışlanır? Kimin incinmesi daha kolay küçümsenir? İşte bütün mesele biraz da burada düğümlenir.

Bu ülkede sözün sahibi ile söze muhatap olan arasında her zaman eşit bir mesafe yoktur. Makam, servet, soyadı, kürsü, mikrofon ve itibar; söze ayrı bir ağırlık verir. Bu ağırlık bazen sözü büyütür, bazen de sözün yol açtığı kırgınlığı derinleştirir. Bu sebeple imkânı büyük olanın dikkati de büyük olmalıdır. Eski tabirle, nimetin külfeti vardır. Güç, yalnız yapabilme kudreti değil; yapmamayı bilme irfanıdır. İnsanın dili, sahip olduğu mevkinin gölgesinde daha da dikkatli yürümelidir.

Tepkiler bu yüzden bütünüyle öfke diye okunmamalı. Tepki bazen cemiyetin vicdan refleksidir. Bir topluluk, “Burada bir incelik eksildi” diyorsa, bunu hemen gürültü saymak yerine, o hissiyatın nereden beslendiğine bakmak icap eder. Zira aidiyet dediğimiz şey yalnız nüfus kaydı değildir; hatırlanma biçimidir, anılma tarzıdır, hürmet görme beklentisidir. İnsan, kendisine dair anlatılan hikâyede küçük düşürülmek istemez. İster etnik köken olsun, ister inanç, ister sınıf; her aidiyetin arkasında bir izzet-i nefis vardır.

Elbette her yanlış sözden büyük bir kavga çıkarmak da doğru değildir. Cemiyet, yalnız hesap sormayla değil, imkân tanımayla da olgunlaşır. Fakat imkân tanımak, kırgınlığı yok saymak değildir. Tam tersine, önce kırgınlığın varlığını kabul etmek, sonra o kırgınlığı tamir edecek bir edep dili kurmaktır. İşte burada özür devreye girer.

Özür dilemek mühimdir. Hem de çok mühimdir. Çünkü özür, küçülmek değil, büyüklüğü başka bir mertebeye taşımaktır. İnsan hata edebilir; insan yanlış bir nükteye, eski bir alışkanlığa, farkında olmadığı bir telakkiye yenilebilir. Lakin hatayı fark edip geri adım atmak, nefsin sert kabuğunu kırmak demektir. Özür, kelâmın açtığı mesafeye bir köprü kurma teşebbüsüdür. Bu yönüyle özür, yalnız bireysel bir nezaket değil, kamusal bir tamir iradesidir.

Rahmi Koç’un özür dilemesi bu açıdan değerlidir. Tartışmayı daha fazla sertleştirmek yerine, sözü sükûnetle yerine oturtmak gerekir. Ne linç adalettir ne de incinmişliği yok saymak ferasettir. Bize düşen, bu hadiseden daha zarif, daha dikkatli, daha müşterek bir dil çıkarabilmektir. Çünkü bir arada yaşama fikri, büyük nutuklardan önce küçük kelimelerde sınanır.

Hülasa…

Bir toplumun kalitesi, yalnız zenginliğiyle, yollarıyla, binalarıyla ölçülmez. Sözün edebiyle, özrün samimiyetiyle, incitmemeyi öğrenme kabiliyetiyle de ölçülür.

Çünkü bazen bir özür, yalnız bir cümleyi tamir etmez; cemiyetin kırılmış aynasında küçük ama kıymetli bir ışık yakar.

 

YORUMLAR
DİĞER YAZILARI Dur Bir Dakika İnsan! Siyasetin Mukaddesatı Kendine Benzetme Çabası Modern Şehirlerin Gölgesinde Unutulan İnsanlık Borcu Çayı Soğutmakta Usta Bir Nesil Malatya’nın Sessiz Çığlığı: İnsaf İNSAN SADECE YAŞADIĞI KADAR MI VARDIR, YOKSA HİSSETTİĞİ KADAR MI? Alıştık…Demek ki Her Şey Yolunda (!) Bir kopuş yaşıyoruz. Ama adını bir türlü koyamıyoruz Bir Kaldırımın Anlattığı Şehrin Hikâyesi Değişim Kazandı; Anlam Sessizce Kayboldu Sözün Gücü Vebaldir, Delilsiz Yazma! Hürmüz Boğazı: Ekonomi ve Psikolojinin Kavşağı Manşetler Yargı Dağıtamaz Trumpizm ve Dünya Düzeni Krizi Kâbe’de hacılar hu der Allah: Bir Viral İlahinin Sosyolojisi Ramazan’da İrade, Modern İnsan ve Toplum Çay, TikTok ve Türkiye’nin Halleri Bir Cümle, İki Duygu Değişen Takvimler, Değişmeyen Şikâyetler SOKAK ÇAĞRISI VE EMEKLİNİN SINAVI Doğurganlık Neden Düştü? İnsanlığın En Büyük Yoksulluğu: Benzerlik  Halk Mutfağında Sıkıştı, Raporlarda Her şey Yolunda! Koltuk Büyüdükçe... Asgari Ücret Tartışmaları: Sonuçları Önceden Bilinen Bir Süreç 30 Bin Liralık Seyyanen “Hayal” ŞEHRİN GÖLGELERİ: İBN HALDUN BUGÜN ARAMIZDA OLSA… Türk Toplumu ve Ruh Sağlığı: Sessiz Çığlık  Yüzyılın Konut Projesine Neden Bu Kadar Başvuru Var? Emekli olmak ya da olmamak! Türkiye’de Asgari Ücret Komisyonu ve Sendikaların Rolü  Tüketim Kültürünün, Sürekli Olarak Bir şeyler Biriktirmesi Enflasyonu tek haneye indireceğiz söylemi ve toplumsal refleks Free Free Palestine KALABALIKTA BİREYLERİN KONTROLÜNÜ KAYBETMESİ VE SÜRÜ PSİKOLOJİSİ KAPİTALİZM, BOŞ ZAMANI BİLE TÜKETİM ODAKLI HALE GETİRİR YOKSULLUK VE YOKSUNLUK: KENTİN DEZAVANTAJLI VE AZINLIK GRUPLARI Popüler Kültürün Toplum ve Birey Yaşamına Etkileri Sanayileşme ve Toplumsal değişim SUÇ VE TOPLUM KAPİTALİZMİN MABETLERİ: AVM’LER Şehir ve İnsan Bir Paradigma Değişikliği ''Terörsüz Türkiye'' İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ VE TOPLUMSAL HASSASİYET SAVAŞ VE BARIŞ SAVAŞ SOSYOLOJİSİ VE TOPLUMSAL ETKİLERİ TÜRKİYE’DE MODERNLEŞME SERÜVENİ: GECEKONDULAŞMADAN TOKİLEŞMEYE 2 TÜRKİYE’DE MODERNLEŞME SERÜVENİ MODERNLEŞME VE AİLE