İKİ DEVLET, TEK MİLLET SINAVI, AYNI KÂBUS AYNI UYANIŞ!

EMRAH FIRAT EĞİTİM UZMANI

12-10-2026 16:28

Zulüm; dini, dili, ırkı ve milleti olmayan evrensel bir acıdır.

İnsanın inancına, fikrine, kişiliğine ve özgürlüğüne yönelik her türlü haksız müdahale, insan aklına ve vicdanına yapılmış açık bir zulümdür.

Nerede ve kime karşı yapılırsa yapılsın, bu zulmün karşısında dimdik durmak ise insan olmanın en asli gereğidir.

Günümüzde, kendi iç bünyemizi ve coğrafyamızı tahkim etmeye çalıştığımız son derece kritik bir eşikten geçiyoruz.

Bir yanda kardeşliğimizi pekiştirecek tarihi adımlar atılırken; diğer yanda Orta Doğu’dan Asya’nın batısına, Orta Asya'dan Afrika'ya kadar geniş bir coğrafyada yıllarca dökülen kanın ve yaşanan acıların asıl tasarımcısı olan Siyonist akla karşı direniş ve çevreleme hatları kuruluyor.

Tam da böyle hayati bir süreçte, ne yazık ki üzüntü ve şaşkınlıkla izlediğimiz bir manzarayla karşılaşıyoruz:

Kardeş Azerbaycan’da başörtüsü yasağının yeniden baş göstermesi.

"İki devlet, tek millet" anlayışımızı, kalbi ve fikri bağlarımızı zedelemek isteyen vesayet artığı hücrelerin adeta yeniden uyandırıldığına şahit oluyoruz.

Akla, mantığa ve inanç özgürlüğüne sığmayan bu kararların ardında mağdurlar, gözyaşı ve ne yazık ki derin bir zulüm kalıyor.

Aslında bu manzara, ülkemizde belirli bir kuşağın hafızasında derin yaralar açmış, gayet tanıdık bir kabustan ibarettir.

Ancak bu topraklarda inanç özgürlüğü mücadelesini sadece anlatılanlardan duyan yeni nesil genç kardeşlerimiz, bu anlamsız uygulamayı büyük bir şok ve anlamlandıramama haliyle izliyor.

Bizler, bu tür hak ihlallerinin sadece canımızdan bir parça olan Azerbaycan’da değil; mensubu olduğumuz hoşgörü dininin evrensel ilkeleri gereği, inancı ne olursa olsun dünyanın hiçbir yerinde yaşanmasını istemiyoruz.

Sadece istememekle de kalmıyor; elimizle, dilimizle ve kalbimizle bu haksızlığın karşısında duruyoruz.

Siyonist akla ve bölgeyi ayrıştırma emellerine hizmet eden bu insanlık dışı uygulamanın en kısa sürede son bulacağına yürekten inanıyoruz.

Fakat bu yaşananlar, bir zamanlar kendi ülkemizde milletimizin enerjisinin nasıl sömürüldüğünü ve ne tür tuzaklardan geçtiğimizi bizlere bir kez daha hatırlatıyor.

Yıllarca bizi Mısır'dan, Katar’dan, Suriye’den, Irak’tan ve diğer tüm coğrafyalardan ve o coğrafyaların stratejik konumundan kalben ve duygusal olarak koparan, suni sınırlar çizen zihniyet tam da buydu.

28 Şubat döneminde bir grup azınlığın milletimize dayattığı başörtüsü yasakları ve "ikna odaları" zulmü, dış dünyada Türkiye’nin adeta "inançsız bir ülke" olarak algılanmasına yol açmıştı.

Gönül bağlarımızın koparılmasıyla, her bir köşede mezhep savaşlarıyla kardeşin kardeşe kırdırıldığı o büyük çıkmaza nasıl sürüklendiğimizi bugün çok daha net görebiliyoruz.

İşte tam da bu yüzden; milletimizin bunca seçimdir, karşılaştığı türlü badirelere ve sıkıntılara rağmen inatla ve ısrarla belirli bir siyasi iradeden yana tercih kullanması, bu hafızanın ve kazandığı özgürlükleri kaybetmeme kararlılığının da bir anlam okumasıydı.

Bütün bunlara rağmen artık; uyanan bir gençlik, uyanan bir ümmet ve uyanan bir coğrafyada bu ve ileride yine bölge bölge çıkacak benzeri provokasyonlara karşı zihni ve ruhani bağışıklık sistemini pekiştirmiş bir duruş var.

İşte bu duruş, zulmün de önüne geçip Siyonist tuzakları bertaraf edecek en güçlü direniştir.

Bu direnişin, gönül coğrafyamızın enerjisi daha fazla sömürülmeden ve duygusal bağlarımız koparılmadan başarıyla sonuçlanacağına canıgönülden inanıyoruz.

Bu uyanış ve direnişi kardeş halkımıza Bahtiyar Vahapzade'nin mısraları ile hatırlatıyor, tüm mağdur ve zulüm yaşayan kardeşlerimizin yanında olduğumuzu, tarihin ise herşeyi kaydettiğini belirterek yazımı sonlandırıyorum:

"Mən kökümdən ayrılmadım,

Öz ruhumu danmadım.

Hər yetənin qabağında

Mən kölətək sınmadım.

Əslimi, nəslimi tanıyıram mən,

Qarışıq deyiləm, özümdən hürkəm."

DİĞER YAZILARI İÇERİYE ANARŞİYİ KOYUP, DIŞARIYA POLİSİ DİKMEK! 01-01-1970 03:00 BUZDAĞINI GEMİ SANMAK! 01-01-1970 03:00 İNSAN İHMAL EDİLEREK MEDENİYET İNŞA EDİLMEZ 01-01-1970 03:00 ŞARKI MI YAZALIM, TARİH Mİ? 01-01-1970 03:00 HANGİ SUYUN SAKASIYIZ? 01-01-1970 03:00 TARİH PİKSELLERİ DEĞİL,ŞAHSİYETLERİ YAZAR 01-01-1970 03:00