KOVA DOLUNAYI KAPIDA…

MERVE HİLAL ŞİRECİ

23-07-2026 15:47

Gökyüzüne bakmayı unuttuğumuz zamanlardan geçiyoruz.

Başımız öylesine eğik ki… Kimi telefon ekranına, kimi geçim derdine, kimi yarım kalmış hayallerine bakıyor. Oysa gökyüzü her ay sessizce bize bir şeyler anlatmaya devam ediyor.

Şimdi ise Kova dolunayı kapıda…

Kimileri için yalnızca bir gök olayı, kimileri için ise yeni farkındalıkların habercisi.

İnanın ya da inanmayın…

Dolunayların insana hatırlattığı bir gerçek var: Hiçbir şey sonsuza kadar karanlıkta kalmıyor.

Kova burcu denildiğinde akla özgürlük gelir. Sorgulamak gelir. Kalabalığın içinde kaybolmak yerine kendi yolunu çizebilmek gelir. Belki de bu yüzden Kova dolunayı, insanın önce kendisine sorduğu soruların zamanıdır.

Ben gerçekten mutlu muyum?

Sırf alıştığım için mi aynı yerde kalıyorum?

Sustuklarım beni koruyor mu, yoksa yavaş yavaş tüketiyor mu?

Hayat bazen öyle bir hızla akıyor ki, kendimizi unutuyoruz. Sabah başlayıp gece biten telaşın içinde, “Ben ne hissediyorum?” diye sormaya bile vakit bulamıyoruz.

Belki de dolunayın asıl anlamı burada gizlidir.

Durmak…

Bir adım geri çekilip kendimize dışarıdan bakabilmek.

Eksiklerimizi görmek kadar, güçlü yanlarımızı da hatırlayabilmek.

Malatya’nın son yıllarda yaşadığı büyük sınavlar bize çok şey öğretti. Bir gecede değişebilen hayatlar, bir anda yıkılan düzenler, yeniden kurulan umutlar…

Bazen en karanlık gecelerin ardından doğan sabahlar, insana yeniden başlamanın mümkün olduğunu gösteriyor.

Belki de gökyüzüne bu yüzden bakıyoruz.

Çünkü insan, umut edecek bir sebep arıyor.

Kova dolunayı belki hayatınızı değiştirmeyecek.

Belki ertesi sabah yine aynı işe gidecek, aynı yolları yürüyecek, aynı insanlarla karşılaşacaksınız.

Ama eğer içinizde uzun zamandır susturduğunuz bir cesaret varsa…

Belki onu duymanın zamanı gelmiştir.

Gökyüzü bize kader yazmıyor olabilir.

Fakat bazen doğru soruları sormamız için ışığını üzerimize tutuyor.

Ve bazen bir dolunay, geleceği haber verdiği için değil; içimizde çoktan doğmuş olan gerçeği görünür kıldığı için kıymetlidir.

Kim bilir…

Belki de bu kez aydınlanan gökyüzü değil, biz oluruz.

DİĞER YAZILARI BİR ZAMANLAR YAZ GECELERİ DAMLARDA BAŞLARDI 01-01-1970 03:00 ESKİ MALATYA ÇARŞISINDA BİR GÜN 01-01-1970 03:00 BİR ZAMANLAR MALATYA’DA KAPILAR KİLİTLENMEZDİ 01-01-1970 03:00 MALATYA’NIN UNUTULAN LEZZETLERİ 01-01-1970 03:00 KAPISI AÇIK EVLERİN ŞEHRİ 01-01-1970 03:00 ESKİDEN KOMŞULUK VARDI...ŞİMDİ BİLDİRİMLER VAR 01-01-1970 03:00 MALATYA NEDEN BU KADAR PAHALI? 01-01-1970 03:00 TOPRAĞIN ALTINDAKİ SESSİZ TEHLİKE 01-01-1970 03:00 BİR GÜNDE TAHTA ÇIKARIP BİR GÜNDE İNDİRİYORUZ 01-01-1970 03:00 YENİ BİR YAŞAMIN GELİŞEN RİTMİ 01-01-1970 03:00 OKULLARDA EKSİK OLAN ŞEY GÜVENLİK Mİ GERÇEKTEN 01-01-1970 03:00 GÖRMEYE ALIŞIYOR MUYUZ? 01-01-1970 03:00 SINIRSIZLIK MI, SAHİPSİZLİK Mİ? 01-01-1970 03:00 MALATYA İNSANININ KARAKTERİ NEDEN BU KADAR GÜÇLÜ 01-01-1970 03:00 TAHAMMÜL ÇAĞI KAPANDI MI? 01-01-1970 03:00 DEPREM BİTİYOR AMA KORKU BİTMİYOR 01-01-1970 03:00 DEPREM BİTİYOR AMA KORKU BİTMİYOR 01-01-1970 03:00 MALATYA NEDEN BU KADAR SİNİRLİ? 01-01-1970 03:00 KALBİMİZİN AYARI RAMAZAN 01-01-1970 03:00 GİDENLERİ GERİ ÇAĞIRMAK 01-01-1970 03:00 SUSARAK YORULDUK 01-01-1970 03:00