Malatya Lider Gazetesi
HV
17 TEMMUZ Cuma 02:26

ESKİ MALATYA ÇARŞISINDA BİR GÜN

MERVE HİLAL ŞİRECİ
MERVE HİLAL ŞİRECİ

Her şehrin kendine has bir kalbi vardır. Malatya’nın kalbi ise yıllarca çarşısında attı. Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte kepenklerin açıldığı, esnafın birbirine “Hayırlı işler.” diyerek güne başladığı, sokaklarından bereketin ve samimiyetin eksik olmadığı o eski çarşı bugün hâlâ hafızalarda canlılığını koruyor.

O yıllarda çarşıya gitmek yalnızca alışveriş yapmak demek değildi. Çarşı, insanların birbirini gördüğü, selamlaştığı, dertleştiği, bir bardak çayın etrafında sohbet ettiği koca bir yaşam alanıydı. Bir dükkâna girildiğinde önce hâl hatır sorulur, alışveriş sonra konuşulurdu. Esnaf müşterisini ismiyle tanır, çocuklarını bilir, yılların oluşturduğu güven bağıyla ticaret yapılırdı.

Bakır ustalarının çekiç sesleri daha sokağın başından duyulurdu. Bakırcılar Çarşısı’nda her darbede emek vardı, sabır vardı. Parlayan bakır tepsiler, kazanlar, cezveler yalnızca satılık eşya değil, ustalığın ve alın terinin eseriydi. Dükkânların önünden geçerken o ritmik çekiç sesleri çarşının adeta fon müziği olurdu.

Biraz ilerlediğinizde baharatçıların önünden yükselen kokular sizi karşılar, rengârenk baharatlar, kurutmalıklar ve yöresel ürünler vitrinleri süslerdi. Ayakkabıcılar, manifaturacılar, terziler, saatçiler… Her sokağın ayrı bir hikâyesi, her dükkânın ayrı bir hatırası vardı.

Öğle saatleri geldiğinde çarşının hareketi başka bir renge bürünürdü. Alışverişin arasında dostlarla bir sofraya oturmak adettendi. Malatya kebabının dumanı yükselir, yıllardır aynı lezzeti sunan mekânlarda esnafla memur, öğrenciyle yolcu aynı masada buluşurdu. Güngör Kebap gibi yılların hafızasında yer etmiş işletmeler de sadece yemek yenilen yerler değil, nice dostluğun ve sohbetin adresiydi.

Çarşıdan eli boş dönmek neredeyse mümkün değildi. Kimi evine bir parça kumaş götürür, kimi yeni demlenmiş çayını alır, kimi de çocuklarını sevindirecek küçük bir hediye… Ama herkes yanında bir de güzel sohbet götürürdü.

Bayram arifelerinde ise çarşının bambaşka bir heyecanı olurdu. Yeni ayakkabı almak için sıra bekleyen çocuklar, şeker alışverişi yapan aileler, son telaşını yaşayan esnaf… O kalabalığın içinde bile kimse birbirine yabancı değildi. Herkes birbirine yol verir, güler yüz eksik olmazdı.

Bugün elbette şehir büyüdü. Alışveriş merkezleri çoğaldı, internetten birkaç dokunuşla ihtiyaçlarımızı karşılayabiliyoruz. Bu kolaylıkların hayatımıza kattığı birçok avantaj var. Ancak eski çarşı kültürünün yerini tam anlamıyla doldurabildiğini söylemek zor. Çünkü çarşı sadece ticaret değildi; güvenin, komşuluğun, emeğin ve insan sıcaklığının buluştuğu bir kültürdü.

Bugün hâlâ o sokaklardan geçenler, eski dükkânların hatırasını kafasında canlandırıyor.  Belki artık bazı ustalar yok, o dükkanlar yok  bazı sesler sustu. Ama Malatya’nın çarşı kültürü, onu yaşayanların hafızasında bütün canlılığıyla varlığını sürdürüyor.

Çünkü bir şehri şehir yapan yalnızca binaları değildir. O şehre ruh veren; esnafın güler yüzü, sokaklarında yankılanan sesler, paylaşılan çaylar, kurulan dostluklar ve yıllar geçse de unutulmayan hatıralardır.

Dileğim odur ki Malatya’nın çarşıları sadece alışveriş yapılan yerler olarak değil, bu kadim kültürün yaşatıldığı mekânlar olarak da varlığını sürdürsün. Gelecek nesiller, eski çarşıların hikâyelerini sadece dinleyen değil, o ruhu hisseden insanlar olsun. Çünkü bazı değerler, yaşatıldıkça anlam kazanır.

YORUMLAR