Bugün geldiğimiz noktada eğitim, adeta bir yılan hikayesine dönmüş durumda. Lise eğitimi dört yıla çıkarıldı; ancak bu sistemden de beklenen verim alınamadı. Her ile birçok üniversite açıldı; fakat sayının artması kaliteyi beraberinde getirmedi. Özel okul sayısı her geçen gün artıyor. Temel lise adı altında, gerçekte dershane gibi işleyen pek çok özel kurum, eğitimi adeta bir ticarethaneye dönüştürmüş durumda. YKS, LGS, KPSS, YDS, YÖK-Dil gibi sınavlara hazırlık için öğrenciler astronomik ücretler ödeyerek kurslara gitmek zorunda kalıyor. Kurs ücretleri evrensel fiyatı geçmiş durumda. Her yıl olduğu gibi, bu yıl da ülkemizin sınav karnesi değerlendiriliyor; ama değişen pek bir şey yok. Başarı oranı konuşulamayacak kadar düşük. Ve yine her yıl olduğu gibi, sınav sorularının çalındığı iddiaları gündemi meşgul ediyor. Örneğin, bu yıl LGS’de tam 719 birincinin çıkması, muhalefet tarafından soru güvenliğine dair ciddi şüpheleri gündeme taşındı. Hatırlarsanız, geçmişte Yediiklim Yayınları’nın KPSS soru bankasında yer alan bazı sorular sınavda birebir çıkmıştı. Bu durum, kamuoyunda büyük infial yaratmış, "sorular çalındı mı?" sorusunu tekrar gündeme getirmişti. Ancak yayın evi, bunu “başarı” olarak nitelendirmiş, soru tahminindeki isabetli yaklaşımlarına bağlayarak kendilerini savunmuştu. 2015 KPSS’deki tarih sorularının neredeyse tamamı, o yıl yayımlanan "Tarihin Pusulası" adlı soru bankasında aynen yer alıyordu. Bu kitap sonraki yıllarda yok sattı. Sınavlarda aynı ya da çok benzer soruların çıkması, her defasında benzer tartışmaları beraberinde getiriyor. Peki gerçekten sorular çalınıyor mu? Eğer çalınmıyorsa, bu kadar yüksek başarı nasıl açıklanabilir? Özel koleje giden, özel ders alan, aylarca çalışan pek çok aday neden barajı bile geçemiyor? İşte bu yazının amacı, sınavlarda üstün başarı elde eden adayların bu duruma nasıl ulaştıklarını anlamaya çalışmak. Öncelikle, okul hayatımız boyunca bize öğretilen bir ilkeyi sorgulamamız gerekiyor: Ezberci olmamak. Yıllar boyunca öğretmenlerimiz, ailemiz, çevremiz bize hep şunu söyledi: “Ezber yapma, sorgula, düşün, eleştir, kıyasla.” Biz de bu tavsiyeye uyarak ezberden uzak durduk. Ancak gözden kaçırılan önemli bir gerçek var: Bu tür bilişsel faaliyetler (sorgulamak, eleştirmek, çözüm üretmek) ancak belirli bir bilgi birikimine, yani ezbere sahip olunduğunda yapılabilir. Bugün geldiğimiz noktada, bu yöntemle başarılı olamayan birçok kişi öğretmen, mübaşir, hademe ya da memur kadrolarında çalışmak zorunda kalıyor. Elbette bu meslekleri küçümsemiyoruz, ancak daha yüksek hedefleri olan pek çok kişi, sınav başarısını yakalayamadığı için bu kadrolara razı oluyor. Aynı şekilde, birçok kişi üçüncü ya da dördüncü sınıf üniversitelerin tıp veya mühendislik gibi bölümlerinde okuyor çünkü daha iyi üniversiteleri kazanacak başarıyı gösteremiyor. Bunun nedeni başarının yolunu bilmiyor olmalarıdır. Sevgili adaylar, şunu çok iyi anlayın: Sınav salonu sizin, bir soruyu okuyup anlayamadığınızda tekrar başa dönüp bir daha okuyacağınız, sonra bir çözüm düşüneceğiniz, işlem yapıp sonuca ulaşacağınız bir yer değildir. Hangi bir soru için böyle yapacaksınız? Her soruya ortalama bir dakika süre veriliyor. Eğer anlamakta zorlanırsanız, zamanınız yetmeyecek ve başarılı olamayacaksınız. Bu nedenle, sınavda çıkan bir soruyu önceden aynen ya da benzerini çözmüş olmanız gerekir. Soruyu çözmüşseniz ve hatırlıyorsanız hızlı ve doğru çözüm üretebilirsiniz. Bu da ancak ezber ile mümkündür. İşte derecelik öğrenciler bu şekilde birinci oluyorlar. Sayısal derslerde ezber nasıl olur diye sorabilirsiniz. Bu, aynı soruları tekrar tekrar çözmekle mümkündür. Aslında piyasadaki tüm kaynaklardaki sorular, daha önceki çıkmış soruların türevleridir. Soru hikayeleri, sayı değerleri değişmiş olabilir; ancak kalıp aynıdır. Bu yüzden, sınavlara hazırlanırken, soruları hazırlayanların mantığını ve sistemini anlamak gerekir. Sınav yapıcılar, ya geçmişte sorduklarını yeniden sorar, ya da piyasadaki kaliteli kaynaklardan esinlenerek yeni sorular oluştururlar. Hazırlık sürecine buradan başlamak gerekir. Gerçek şu ki, artık soracakları her şeyi sordular. Soracak pek bir şeyleri kalmadı. Bu nedenle ne soracaklarını tahmin etmek artık o kadar da zor değil. En önemlisi ise artık nasıl başarılı olacağınızı biliyorsunuz. Başarılı olun uzun yaşayın Vesselam…
-
HAMZA ATLI
ESKİLERDE BİR DURUŞ VARDI!
-
MUAMMER TETİK
DUMAN, MEKÂNIN RUHUNU DA KİRLETİR
-
SEVİM MORDOĞAN GÖĞER
ÖZGÜRÜZ AMA NE KADAR?
-
MEHMET CENGİZ YAKINCI
TIP EĞİTİMİNDE ŞİDDET KOMİTESİ DE OLMALI
-
MERVE HİLAL ŞİRECİ
KAPISI AÇIK EVLERİN ŞEHRİ
-
Doç.Dr.ONURAL ÖZHAN
D VE B12 VİTAMİNİ EKSİKLİĞİ
-
REMZİ ÖNEL
ANKET SAVAŞLARI
-
TAHİR SAĞIR
GÖKYÜZÜ ORADAYKEN
-
BİLAL GÜRER
Toplumların Çöküşü
ÇOK OKUNANLAR















