Mesela "eski insanlar, sevmedikleri kişilerin sigarasını dahi içmezlerdi" diye bir söz işitmiştim. Eskiler sevmiyorsa sevmiyordu arkadaş. Sevmediği insana selam dahi vermiyordu.
İnsanların adam olduğu dönemlerden bahsediyorum. Bugün öyle mi?
Düzen herkesi bozdu, sistem herkesi kendi potasında eritti.
Bizleri, tabiri caizse, birer karaktersize çevirdi.
Şimdi nereden tutsak orası kalıyor elimizde insanlığın.
Hâl böyle olunca artıyor münafıklık.
Bakıyorsunuz, akşama kadar yan yana olanlar, birbirlerine gülenler, birbirlerinin hatırını soranlar yine birbirlerinin arkası sıra konuşup duruyorlar.
Bu benim çok dikkatimi çekiyor. Sevmediği insanlara selam dahi vermezmiş eskiler. Keşke bugün de o duruş olsa. Sevmediğinize selam dahi vermeyin arkadaşlar.
Münafık olmanın, münafıklık yapmanın âlemi yok.
Hoş, öyle bir zaman ki herkes herkesin arkasından konuşur oldu. Ve maalesef herkes eleştirdiği şekilde yaşamaya başladı. Bu yüzden kimse samimi gelmiyor. Çünkü biz iddia ettiğimiz gibi yaşamıyoruz. Allah Resulü Hazreti Muhammed Mustafa Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "Müddei iddiasını ispat etmek zorundadır." buyuruyor.
Hepimiz bugün iddiasını ispat etmeye gücü yetmeyen, iddiasını ispat etmeye gerek dahi duymayan zavallılarız.
Müslüman olduğumuzu iddia ediyor ama gayrimüslimlerden beter yaşıyoruz.
"Müslümanım" deyip caka satıyor, hava atıyoruz ama gel gör ki eleştirdiğimiz batı ve batılın zerresi kadar ahlaklı olamıyoruz.
Bir duruşumuz yok.
Bir tavrımız yok.
Bir tarzımız yok.
Bir adamlığımız yok.
Arkasından konuştuğunuz insanın yüzüne gülmeyin. Arkasından konuşuyorsanız selam dahi vermeyin.
Kimsenin arkasından konuşmaya hakkınız da yok. Erkeklerimiz maalesef, çok özür dileyerek söylüyorum, bu konuda mahalle kadınlarını geride bırakıyorlar. Müslümanlık iddiası taşıyan insanlar birer dedikodu makinesinden farksızlar.
Erkek adam dedikodu yapar mı? Yapıyorlar işte.
Erkek adam milleti çekiştirir mi? Çekiştiriyorlar işte.
Hâl böyle olunca iki insanla oturunca muhabbet bir şekilde dedikoduya geliyor diye kimseyle oturmak istemez olduk.
Gün geçtikçe yalnızlaşıyoruz.
Kabuğumuza çekiliyoruz.
Yanlış anlıyor, kibirden sanıyorlar.
Vallahi ondan değil.
Dilin insanı ateşe götüreceğine emin biriyim. Hazreti Abdullah'a soruyorlar: "Ey Abdullah, bize çok güzel, insanı cennete götürecek on amel söyler misin?"
Mübarek diyor ki: "Dokuzu susmak, onuncusu az konuşmaktır."
Yine bir başka gün soruyorlar: "En güzel huy nedir?"
Mübarek diyor ki: "Susmak, huyların efendisidir."
Dolayısıyla Allah Resulü'nün çok güzel bir ifadesini yazmak istiyorum.
"Susan kurtuldu."
Allah, kulunun ya hayır konuşmasını ya da susmasını istiyor.
Maalesef ne hayır konuşuyoruz ne de susuyoruz.
Dilimizle ateşe gideceğiz belki ama maalesef kendimizi sürekli ateşe doğru çekiyoruz.
Allah Resulü ateşten kurtulmanın yolunu bize göstermiş, biz ise ısrar ediyoruz.
Haşa, Allah Resulü'ne güvenmiyoruz!
Rabbim basiretimizi artırsın, bizlere feraset versin.
Versin de şu dedikodu hastalığından kurtulalım.
Yoksa kendi elimiz ve kendi dilimizle kendimizi ateşe, akıbetimizi cehenneme sürüklüyoruz.
Rabbim sonumuzu hayır etsin.
Selam ve dua ile.
Allah'a emanetsiniz.























