Malatya Lider Gazetesi
HV
24 AĞUSTOS Pazartesi 05:52

PROF. DR. HACI AHMET ACET’İN ARDINDAN

Doç.Dr.ONURAL ÖZHAN
Doç.Dr.ONURAL ÖZHAN

Prof. Dr. Hacı Ahmet ACET hocayla ilk tanışmam, eczacılık lisans eğitim sürecimde farmakolojiye nasıl çalışmam gerektiğini danışmak için gittiğimde oldu. Yüksek lisansımı tamamladığımda akademiye devam edip etmemekte kararsız kaldığımda tekrar fikrini almak için ziyaretine gittim. Tıbbi Farmakolojideki serüvenim bu şekilde başladı.

Yıllar geçtikçe hocayı daha yakından tanıma fırsatı buldum. Ahmet Hoca öngörülerinde hiç yanılmaz, söylediği bir gün mutlaka çıkardı. Her şey zamana bu kadar yenik düşerken, kazanılan tecrübenin her devri bu kadar kuşatmasına şaşırırdım. Doğru bildiğini karşısındakinin yüzüne açıkça söyler, taviz vermezdi. Üç günlük dünya için fırıldak olmamanın olgunluğuna erişmişti.

Yol arkadaşlarının hangi yol ayrımında kendisinden ayrıldığını anlatırdı; o zamanlar söylediklerini tam olarak anlayamazdım. Bazen farklı görüşlere laf dokundurur, üzerime alınır ama renk vermezdim. Arada Ankara’ya, partiyi ziyarete gider; döndüğünde, samimi fakat saygılı bir ifadeyle “Devlet Bey” ile yaptığı sohbetten satır başları aktarırdı. 28 Şubat’ta üniversitelerin kan ağladığı dönemde, havlusunu omzuna atıp abdest almaya gittiği, ardından odasına dönerek kapısı açık biçimde namaza durduğu rivayet edilirdi.

Odası adeta bir dergâh gibiydi. Üst düzey yöneticilik yapmış akademisyenler de gelirdi; şalvar giyip kasket takan, sakallı Harputlu ahbapları da... Bu kadar farklı çevreden insan tanımasını anlamlandıramaz, içimden “Derin devlet gibi adam” diye geçirirdim. Bazen kıdemli hocalar odasında toplanır, ben de “Yine bir vukuat var galiba” derdim.

Sabahları mesaiye odasında Kur’an okuyarak başlar; bize de güne yarım saat gazete ve ardından güncel bir makale okuyarak başlamamızı öğütlerdi. Sadi Şirazi okumayı çok severdi. Sanal medyada onun sözlerine rastladığımda, anlamak için tekrar tekrar okumam gerekirdi. Okuduğu kitaplardan seçtiği cümleleri duvarına asardı. Odasının duvarında son olarak, “Hüzünler Kulübesi” anlamına gelen “Külbe-i Ahzân” yazısı asılıydı.

Üniversite lojmanlarında oturur, kar kış demeden fakülteye yürürdü. Yolda karşılaştığımızda kendisini bırakmayı teklif ederdim; her defasında “Yok oğlum yok, işine bak sen” diyerek teklifimi geri çevirirdi. Hocayı evine bırakabildiğim tek gün, yağmurun sicim gibi yağdığı bir gündü.

Kitap hazırlığı sırasında onun kaleme aldığı notları sesli okur, önerdiği düzenlemeleri yapardım. Redaksiyona odaklansam okuduğumu anlamaz; anlamaya odaklansam vurgulu okuyamazdım. Hoca kızardı. Derse girmeden önce, yeni kitaplardan güncellediği ve mavi mürekkepli dolma kalemle sayfalarca yazdığı ders notlarına mutlaka hazırlanırdı. Dersin başında gündeme dair ne varsa eleştirisini yapar, ardından konuya geçerdi. Derslerini hiçbir zaman slayttan anlatmazdı. Derse hastalığın patofizyolojisini açıklayarak başlar; sonrasında çok sayıdaki ilacı ezberinden tahtaya yazar, her birinin etki mekanizmasını dozlarıyla birlikte ayrıntılı biçimde anlatırdı.

Güncel literatürü yakından takip eder, Amerika Kalp Cemiyetine ait yayın organı olan AHA’da dikkatini çeken makalelerin çıktısını alarak okumamızı tavsiye ederdi. Projelerde inceleyeceğimiz belirteçlere çoğu zaman hoca karar verirdi. Bir gün benden “kardiyorenal (kalp-böbrek ile ilgili) sendrom” hakkında bir sunum hazırlamamı istedi. İşlerimin yoğun olduğu bir döneme denk geldiği için yeterince odaklanıp hazırlayamadım. Hoca bununla ilgili arada dokundurur, hiç unutmazdı.

Bypass ameliyatı olması gerekiyordu. Ameliyatı sürekli erteler; kendisine hatırlattığımızda “Allah’ın dediği olur” diyerek pek önemsemezdi. Kanser teşhisi konmadan önce ACET Farmakoloji serisine bir Farmakoloji Soru Bankası eklemeyi planlıyordu. Hatta radyoterapi ve kemoterapi aldığı dönemde de sanırım bir süre bu kitap üzerinde durdu. Hastalığının henüz ilerlemediği ve araç kullanabildiği yakın bir dönemde fakülteye gelmiş, Elazığ’dan aldığı vişneli badem şekerlerini bölümdekilere dağıttıktan sonra dönmüştü.

Haziran 2025’te akciğer kanseri teşhisi konulmasından vefatına kadar geçen süreçte her zaman arayıp danışabildiğimiz, her daim kendisine destek olan Prof. Dr. Tamer ELKIRAN hocamıza da bu yazı vesilesiyle teşekkürlerimi sunarım.

Hocamıza Allah rahmet eylesin.

 

 

YORUMLAR