Lütfen sonuna kadar sabırla okuyun. Zekeriya Efiloğlu Hoca öyle bir yazı kaleme almış ki alıntılamadan yapamadım. Bu yazıyı yazmalı ve yaymalıydım.
Şimdi sizi yazı ile baş başa bırakıyorum.
Uyuşturucu kullanma yaşı 12'ye düştü. Alkol 11'e indi. Sigara daha da aşağıda. Ve şimdi en ağır, en utanç verici hakikat: Cinsel ilişki rezaleti 13 yaşına kadar indirildi. Bu sadece ahlaki bir çöküş değil, bu Allah'ın emanetine ihanettir. Çünkü çocuk, Kur'an'da emanettir. "Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi ateşten koruyun." ayetini hatırlayın.
Bugün çocuklarımız ateşe sürükleniyor. Ve bu ateş cehennem ateşi değil; uyuşturucu ateşi, şehvet ateşi, kimliksizliğin ateşi, maneviyatsızlığın ateşi ve sanal kumar ateşi. Bir çocuğun zihnine erken yaşta cinsellik sokmak zulümdür. Oyunlarda bu var, sosyal medyada bu var, şarkılarda bu var. Sanatçı dediklerimizin giyinmeden çıktıkları videoları ve görselleri en çok bu kitle izliyor.
Evet, bu bir zulümdür ve zulüm İslam'da en büyük suçlardan biridir. "Zulüm, kıyamet günü karanlıklardır." Buna çağın gereği diyenler yalan söylüyor. Buna "BİLİM" diyenler bilimi kirletiyor. Buna "ÖZGÜRLÜK" diyenler Allah'a savaş açıyor. Çünkü Allah sınır koyar. Ve sınır, kulunu korumak içindir. "İşte bunlar Allah'ın hudutlarıdır. Sakın onları çiğnemeyin." ayetine ne oldu?
Hudutlar yıkıldığında ne olur? İşte bugün gördüğümüz olur. Utanma duygusu yok edildi. Oysa Peygamberimiz (s.a.v.) buyurur ki: "Hâyâ imandandır." Hâyâ gittiğinde iman zayıflar. İman zayıfladığında nefis azgınlaşır. Nefis azgınlaştığında çocuk bile korunmaz hâle gelir.
Bugün çocuklarımıza: "Helal haram yok." deniyor, "Canın ne isterse yap." deniyor, "Beden senindir." deniyor. Oysa İslam der ki: Beden senin değil, emanet. Ruh senin değil, emanet. Çocuk senin değil, emanet. Ve emanete ihanet eden, Allah katında mesul olur. Uyuşturucuyla ve bağımlılıklarla bedeni çökertilen, erken cinsellikle ruhu yaralanan, maneviyattan koparılan bir nesil.
Sonra bu nesilden ne bekleniyor? İbadet mi? Ahlak mı? Merhamet mi? Üretim mi, çalışmak mı? Hayır! Maneviyatı olmayan bir toplumda vicdan da olmaz. "Kalpler ancak Allah'ı anmakla huzur bulur." ayetine kulak verelim. Nerede zikir? Nerede ibadet? Nerede ahlak? Allah'ı unutturan bir düzen, çocuğu da unutur. Bilmeliyiz ki:
Çocuklar bu milletin namusudur. Maneviyat geri gelmeden bu toplum düzelmez.
Ahlak, baskı değil kurtuluştur.
Sınırsız özgürlük, şeytanın vaadidir.
"Her şey serbesttir." diyenler, hesabı ağır verecek.
İnançtan, maneviyattan, ahlaktan koparılmış bir toplumda boşluk olur. VE O BOŞLUĞU YA DEĞER DOLDURUR YA DA ZEHİR. Biz ne yaptık peki?
Değeri "geri kalmışlık" diye aşağıladık.
Ahlakı "baskı" diye etiketledik.
Sınırı "özgürlük düşmanlığı" sandık.
Aileyi zayıflattık.
Öğretmeni etkisizleştirdik.
Anne babayı yalnız bıraktık, itibarsızlaştırdık.
İnancımızı da yanlış örneklere kurban ettik.
Sonra da "Neden böyle oldu?" diye şaşırdık. Hayır! Şaşıracak bir şey yok. BU SONUÇTUR. Bugün susan anne-baba, bugün görmezden gelen yönetici, bugün "Bana ne!" diyen toplum yarın şu ayetle yüzleşecek: "O gün kulaklar, gözler ve deriler yaptıklarına şahitlik edecektir." Bugün çocuklara "Her şey serbest." diyenler, yarın onların mezar taşlarına bakıp timsah gözyaşı dökecek.
Bugün "Aman baskı olmasın." diyenler, yarın bağımlılık zincirine vurulmuş bir neslin enkazında ahkâm kesecekler.
BU BİR ÇAĞRI DEĞİL. BU BİR RİCA HİÇ DEĞİL. BU, ÇÖZÜLMEYE KARŞI SON ÇIĞLIKTIR.
Duyarsınız duymazsınız bilmem, ama BEN HAYKIRMAYA DEVAM EDECEĞİM...
Selam ve dua ile...
Allah'a emanetsiniz!



















