Kan dolaşımı organların oksijen, besin vb. ihtiyaçlarını sağlamaktadır. Yalnız bazı organlarda kan dolaşımı ile organ arasında bir bariyer vardır. Vücudumuzda bu şekilde altı farklı bariyer mevcuttur. Bunlardan en bilineni kan-beyin bariyeridir. Bu bariyer nedeniyle kan dolaşımındaki bütün maddeler beyne direkt olarak gidememekte ancak kan-beyin bariyerinin izin verdiği şekilde seçici olarak maddeler beyne ulaşmaktadır.
Vücudumuzda kan-beyin bariyeri dışında; kan-testis bariyeri, kan-retina bariyeri, kan-timus bariyeri, kan-sinir bariyeri, kan-hava bariyeri bulunur. Ayrıca gebelik esnasında kan-plasenta bariyeri oluşur.
Diğer taraftan en çok bilinen coğrafik bariyer Cebelitarık Boğazındaki Atlas Okyanusu ile Akdeniz arasındaki bariyerdir. Akdenizin Atlas Okyanusuna göre nispeten tuzlu olan suyu Atlas Okyanusu ile Akdeniz arasındaki bu bariyerin oluşmasını sağlamaktadır. Tabii ki bu bariyer vücudumuzdaki bariyerler gibi mutlak geçişe engel değildir. Bir miktar Akdeniz ile Atlas Okyanusu arasında geçiş söz konusudur. Ama sonuçta Akdenizin tuzlu su ve Atlas Okyanusunun tuzsuz su özelliği korunmaktadır.
Asya kıtası ile Amerika kıtasını bağlayan Bering Boğazı yaklaşık 92 km genişliğinde, 30-50 metre derinliğindedir ve kuzeyindeki Kuzey Buz Denizi (Chukchi Denizi) ile güneyindeki Büyük Okyanusunu (Bering Denizi) birbirine bağlamaktadır. Bu doğal boğazda da Cebelitarık Boğazındakine benzer bir durum söz konusudur.
Vücudumuzdaki ve coğrafyadaki bariyerler arasındaki ilginç benzerlik elbette araştırılmalıdır.
Bu bariyerleri “kavuşan ama karışmayan sular” şeklinde ifade edebiliriz.