Türkçe bilimsel yazıların sağlıklı olabilmesi ve iletişimin anlaşılabilir olması için hekimlerin tıp dilini bilmeleri gerekir.
Tıp dili bilmek demek sadece Latince kelimeleri bilmek demek değildir.
Çünkü tıp dili; Grekçe (sepsis), Fransızca (lavaj), İngilizce (baypas), Arapça (alkol), Farsça (kalp krizi) , İtalyanca (karantina), mitolojik terimler (Achilles), eponimler (Behçet hastalığı gibi), kısaltmalar (SB: Sağlık Bakanlığı), akronimler (AIDS), etimoloji (köken bilim), halk dilinde tıbbi kavramlar (kulunç, döş, böğür), tıp dilindeki kavram kargaşaları (Vücut sıcaklığı mı, yoksa vücut ısısı mı 37 °C?), benzetme terimler (kuğu boynu deformitesi, Don Juan kırığı), yansıma terimler (gargara, bıngıldak), bitki ve mikroorganizmaların adlandırılmaları, sık yapılan yazım hataları (EKG, elektrokardiyografinin mi yoksa elektrokardiyogramın mı kısaltmasıdır?) gibi konuları içermelidir.
Ayrıca tıbbın karmaşık ve zor terminolojisini öğrenmeyi biraz eğlenceli hale getirmek çabası için; tıbbi bilmeceler, tıbbi özlü sözler, ünlülerin hastalıkları, tıp sözlükleri gibi konuların eklenmesi sadece “tıp terminolojisi” diye geçen derse farklı boyut getirecektir.
Tıp dilini yukarıda bahsettiğim gibi bir Türk dili gibi düşünerek o şekilde konuları belirlemek gerekir.
Bu bakış açısıyla konular işlendiği takdirde “sevimsiz terminoloji” dersleri hem daha zevkli hale gelecek hem de tıbbin temeli sayılabilecek ve olmazsa olmaz olan bu ders daha akılda kalıcı bir şekilde işlenecektir.
Aslında sağlıkla ilgili tüm branşlarda; diş hekimliği dili, eczacılık dili, hemşirelik dili dersleri yukarıda bahsettiğimiz şekilde işlendiği takdirde bu branşların temeli olan terminoloji yeterince öğrenilmiş olacaktır.
Bir mesleğin dilini bilmek, o meslekte devam etmek için olmazsa olmaz kuraldır.
Dil mesleğin temelidir ve her meslek, diliyle kimlik kazanır.























