Bildiğiniz gibi çok sayıda tıp fakültesi açılmış ve bu yeni açılan fakülteler sınırlı sayıda öğretim üyeleri ile tıp eğitimini sürdürmeye çalışmaktadır.
Sınırda dengedeki bu fakültelerdeki öğretim üyeleri kazara başka bir yere giderse, hastalanırsa, vefat ederse veya gebe kalırsa vb. nedenlerle aktif görev yapamadığı durumda öğrenciler ciddi anlamda mağdur duruma düşmektedirler.
Örneğin bir zamanlar Uşak Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Bölümü’nde tek öğretim üyesi vardı.
Halbuki çocuk bölümü TUS’ta klinik branşların sorularının yaklaşık yüzde 30’unu kapsamaktadır.
Hayat pratiğinde de toplum nüfusun yüzde 30’unu çocuklar oluşturmaktadır. Bir pratisyen hekime gelecek hastaların yüzde 30’u çocuk hasta olacaktır.
Bir öğretim üyesi ile bu işi yürütebilmek sizce ne kadar verimli olur?
Bu konuda kısa bir araştırma yapılsa öğretim yılına bu şekilde eksik öğretim üyesi ile başlayan onlarca örnek bulmak mümkündür.
“Tıp fakültesinin her anabilim dalında tıp eğitimi için en az kaç aktif öğretim üyesi olmalıdır?” sorusunun cevabını bir an önce netleştirmemiz gerekir.
Yükseköğretim Kurumunun bu koordinasyonu yapması şarttır. Aksi takdirde yetersiz eğitim alan tıp öğrencilerinden yetersiz hekimler yetişecek bu da şimdiye kadar yüksek seviyede giden hekim kalitesini olumsuz etkileyecektir.
YÖK’ün bir an önce tıp eğitimi yapacak anabilim dallarındaki aktif asgari öğretim üyesi sayısını belirleyip bu standarda uymayan durumlarda tıp eğitimini durdurması veya bu konuya öğretim yılı başlamadan bir çözüm yolu üretmesi gerekir.























