Akademisyenler yıl sonunda o yıl içinde ürettikleri makale kitap gibi yayınlarını YÖK sistemine kaydederek her ay ekstra bir karşılık almaktadır.
Bu teşvik ödülü gerçekten az da olsa güzel bir uygulamadır.
Tabii ki bu ödüllerin yapılan yayınlara göre Türkiye’ye getireceği katkı düşünülerek farklı ödül sistemleri geliştirilebilir.
Peki bu akademik teşvik puanı girdilerinde nasıl bir sorunla karşılaşıyoruz?
Detaya girmeden kuşbakışı görünümde bu girdilerin süresi en az bir hafta sürmektedir.
Diğer bir değişle bir akademisyen bir hafta süreyle asıl görevini yapmamakta, onun yerine bu işle uğraşmaktadır.
Bunun kabullenilmesi mümkün değildir.
Detaylara bakarsak istenen belgeler arasında davet mektubu, kabul mektubu gibi belgeler vardır.
Halbuki yayın ISBN kayıtlı kitap veya ISSN kayıtlı dergide zaten yayımlanmıştır.
O nedenle davet mektubu, kabul mektubu ve benzeri belgelerin istenmesine gerek yoktur.
Gerekirse çekilişle tespit edilen akademisyenlerden veya sabıkalı akademisyenlerden akademik teşvik puanlarını girdikleri esnada detaylı belgeler istenebilir.
Bunu bir kontrol mekanizması olarak kullanabiliriz.
YÖK’ün akademisyenlerine güvenmesi esas olması gerekir.
Üç beş tane sabıkalı akademisyen için tüm akademisyenlere belgelerini doğrulamak için bu kadar zorluk çıkarmak doğru olmaz.
Akademisyenlerden verim almak istiyorsak zamanlarını iyi kullanmalarına yardımcı olmalıyız ve üretmelerini istemeliyiz.























