Birleşmiş Milletler "Dünya Su Gelişim Raporu"na göre, küresel ısınma, yağış azlığı, aşırı buharlaşma, hızlı tüketim ve kirlilik nedeniyle dünyadaki temiz su kaynakları hızla tükenmektedir.
Bu nedenle, 2025 yılında 2 milyar, 2050 yılında ise 7 milyar kişinin susuzlukla karşı karşıya kalacağı ifade edilmektedir.
Dünya ülkelerinin üçte birinin suya erişimi yok veya çok kısıtlıdır.
Dünya nüfusunun %18’i ise temiz suya ulaşamamaktadır. Su kaynaklarının azalması, göç ve salgın hastalıklar gibi olumsuz etkilere yol açmaktadır.
Küresel ölçekte su tüketimi her geçen gün artıyor. Ayrıca iklimdeki değişim, aşırı hava olaylarının sıklaşması ve temiz su kaynaklarının kirlenmesi, temiz tatlı su kaynaklarının giderek tükenmesine neden oluyor.
Elimizdeki tüm suları ve yeraltı su kaynaklarını akılcı olarak kullanmak zorundayız.
Yaşadığımız Malatya il merkezinde inşaat kazıları yapılırken genellikle yeraltı suları ortaya çıkmaktadır. Bu olay senelerdir bu şekilde görülmektedir.
Deprem sonrası Malatya’da inşaatlar arttığı için inşaat kazılarında su olayını görmek de doğal olarak daha da sıklaştı.
İnşaat kazılarında yeraltı sularının çıkması inşaatı yapan kişiler tarafından “başbelası” gibi düşünüldüğü için bir an önce çöpe yani kanalizasyona göndererek başından savmak istenmektedir.
Halbuki bildiğiniz gibi su önemli bir nimettir ve zamanla geleceğin en büyük tehlikesinin susuzluk olduğu hepimizce kabul görmüş bir gerçektir.
Bu kadar bariz bir yanlışlık neden hızlıca durdurulamıyor?
Bana sorarsanız inşaat kazılarındaki yeraltı sularını kanalizasyona veren müteahhitler hakkında soruşturma ve tutuklama kararı alınmalıdır.
Eğer bu işlevin yasal düzenlemesi yoksa bir an önce bu düzenleme yapılmak zorundadır.
Bir Kızılderili atasözü şöyle der: “Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık öldüğünde, beyaz, adam paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacak.”























