Talebe kelimesi Kubbealtı Sözlükte “Arapça ṭālib “isteyen, öğrenci”nin çoğul şekli” olarak tanımlanmaktadır. Görüldüğü gibi talebe kelimesinde istemek söz konusudur. Yoksa zorla bilginin verilmesi şeklinde bir kavram değildir.
Öğrenci kelimesi Kubbealtı Sözlükte “Bir öğretim kurumunda öğrenim gören kimse” olarak tanımlanmaktadır.
Sınavgeçer terimi, gerçek hayatta mevcut olmasına rağmen henüz sözlüklere girmemiş bir terimdir. Şöyle ki; öğrenci diye adlandırılan bir kısım bireyler, hedeflerini öğrenmek değil sadece sınav geçmek üzerine kurmuştur. Bu sınavgeçer kişiler sınavı geçmek için her türlü yolu kullanabilmektedir. Kopya çekmek veya kopya vermek gibi kabul edilemeyecek hırsızlığın yapılmasında sakınca görmemektedirler. Sınavlar yapılmadan sınıf geçme hakkı verilse utanmadan kabul edecekler. Hocalara, daha önce çıkmış soruların neden sorulmadığını, sınavda hangi soru soracağını sorgularlar. Derslere girmeyip arkadaşlarına yoklamada kendi yerine imza attırırlar. Kendi ders notlarını tutmayı arkadaşlarının yazdıklarını fotokopiyle çoğaltarak bu notlardan çalışırlar. Kitap okumazlar. Sınav sonrası ders notlarını imha ederler.
İşte sorun şu ki; yöneticilerin bu sınavgeçerlere öğrenci muamelesi yapıp onlardan geribildirim talep etmesidir. Halbuki geribildirimlerin öğrencilerden alınması gerekir. Yani derslere düzgün giren, derste aktif olan, soru soran bireylerden alınması gerekir.
Bu sınavgeçerler asıl öğrencilere kötü örnek olarak onları da etkilemekte ve böylece sayıları çoğunluğu ele geçirecek şekilde büyümektedirler. Hedefe yani diplomayı elde etmek için her yolu mübah gören bu bireylerin üniversitelerde yeri olmaması gerekir. Aksi takdirde bilgisiz sözde üniversite mezunları yetişecektir..
Geçenlerde bir büyük üniversitede birçok kopya çekme sabıkası olan bir sınavgeçer sınava giriyor. Kopya çektiği bilindiği için alınabilecek tedbirler alınıyor. Bir hoca sınavgeçerin üstünün aranmasını teklif ediyor. Bu işlemin ancak özel izinle olabileceği söylenerek vazgeçiliyor. Sabıkalı sınavgeçer imtihandan çıktıktan sonra bir hoca montunun fermuarını açmasını istiyor. Fermuarını açtığında göğsünde cep telefonu olduğu görülüyor. Sınavgeçer hızla olay yerinden uzaklaşıyor. Şimdi aklı başında düşünüldüğünde bu kişinin bir meslek sahibi olması toplum için bir zulüm değil midir?
Sonuç olarak; birincisi, sınavgeçer-öğrenci ayrımını bilmeliyiz. İkinci olarak da sınavgeçer sayısını nasıl azaltacağımızı düşünmeliyiz.