Tıp aslında uygulamalı bir bilim dalı olduğu kadar, sağlık/hastalık ve toplum ilişkisi göz önünde tutulduğunda, aynı zamanda bir sosyal bilim dalıdır. Rudolf Virchow 1848 yılında “Tıp bir sosyal bilimdir.” diyerek bu yönde yapılacak çalışmaların ufkunu açmıştır.
Tıp Fakültesi çocuk sağlığı ve hastalıkları anabilim dalında “sosyal pediyatri” adlı bir doktora programı vardır. Sosyal pediyatrinin konuları arasında; göç ve çocuk, sokak çocukları, deprem ve çocuk, savaş ve çocuk, pandemi ve çocuk gibi farklı sosyal konular mevcuttur. Sosyal pediyatristlerin hastane dışında bu alanlarla ilgili aktivitelerini artırmaları gerekmez mi?
Sosyal tıp alanı, en çok sağlığın sosyal belirleyicileri olarak bilinen unsurları anlamaya yönelik çabalarla ele alınmaktadır. Sosyal tıp, sosyoekonomik faktörler ile bireysel sağlık sonuçları arasındaki derin etkileşime odaklanan disiplinlerarası bir alandır. Türkiyedeki tıp fakültelerinde en azından gelişmiş olanlarda sosyal tıp anabilim dalının kurulması bu yönde yapılacak çalışmalara katkı sağlayacaktır.
Diğer taraftan sosyal hizmet uzmanları, sadece tıpla ilişkili değil diğer sosyal bilimlerle de ilişkilidir. Özellikle tıpla ve sağlıkla ilişkisi tıbbın sosyal yönünün gelişmesi açısından çok değerlidir. Aşağıda sosyal hizmet uzmanlarıyla işbirliği halinde hastanelerde yapılabilecek üç örnek vermek istiyorum.
Hasta ve hasta yakınları konukevi; hastaneye şehirdışından gelen ve hastaların ve yakınlarının acil barınma yeri ihtiyacını uygun ücretle veya ücretsiz karşılayacak şekilde planlanmış konukevleridir.
Refakatçi anne ünitesi; bebekleri çocuk veya yenidoğan yoğun bakımda yatan annelerin bebeklerine anne sütü vermeleri ve kısa süreli bakım yapmaları amacıyla, annelerin kalabilecekleri ünitelerdir.
Sosyal servis; çocuk istismarı gibi durumlarda, ailenin ve çocuğun yaşadığı diğer sosyal ortamların araştırılarak, bu konuda elde ettiği bilgileri sosyal hizmetler kurumuna aktararak gerekirse çocuğun bu kuruma verilmesi konusunda yapılan çalışmalardır.
Tıp eğitimi müfredatı içinde, “TIPTA İNSANİ BİLİMLER” konusu detaylı incelenerek, tıbbın sosyal alandaki ilişkileri daha da somutlaştırılabilir. Bu şekilde genç hekimlerin topluma bakış açıları daha da geliştirilebilir.
Sağlıkta iletişimi şöyle düşünmeliyiz. “İçeriye astım girmiyor, astımı olan Ayşe Hanım giriyor.”
Dr. Gülfem Elif Çelik