Bildiğiniz gibi tıpta uzmanlıktan sonra uygulanan tıpta yeterlilik sınavları mevcuttur.
Örneğin çocuk hekimleri özel bir kurul tarafından hazırlanan pediyatride yeterlilik sınavlarına isterlerse girebilmektedir.
Fakat bu sınavların pratikte hiçbir karşılığı yoktur.
Diğer bir deyimle bu sınavlara girmek tamamen isteğe bağlıdır ve sınav sonrası da aldığı puana karşılık bir değerlendirme yapılmamaktadır.
Aslında uzman olan hekimlerin, bilgilerini tazelemeleri için, en az beş yılda bir yeterlilik sınavlarına girmeleri önerilmektedir.
Bu sayede hızla değişen tıp bilgilerini uzmanlar öğrenmek zorunda kalacaklar ve bu yeterlilik sınavı ile de bilgileri denetlenmiş olacaktır.
Örneğin ABD’de yeterlilik sınavlarını geçemeyenler uzmanlık yapamamaktadır. Bu kadar sıkı bir yaptırım söz konusudur.
Ülkemizde ise bütün uzmanlık dallarında olmasa bile çoğu uzmanlık dernekleri bu konuda aktif rol oynamaktadır.
Örneğin çocuk hekimliği dalında; Milli Pediatri Derneği ve Türk Pediatri Kurumu adlı bu iki dernek el ele vererek yeterlilik sınav hazırlama kurulu oluşturmuştur.
Bu kurulda yaklaşık 20-25 uzmanlaşmış çocuk hekimi mevcuttur. Kurulun hazırladığı sözlü ve pratik sınavlar üç senedir düzenli olarak uygulanmaktadır.
Peki burada sorun nedir?
Sorun şu; bu kadar hocanın hazırladığı sınavlara çok az sayıda çocuk hekimi müracaat etmektedir.
Bunun nedeni de tahmin edeceğiniz gibi yeterlilik sınavlarının yaptırımlarının olmamasıdır.
İtinayla hazırlanan yeterlilik sınavlarının gerçek değerini bulması için benim önerim asistanlık süresi bitip uzmanlık sınavına girecek olan çocuk asistanlarının önce ülke çapında yapılan yeterlilik sınavını geçmeleridir.
Daha sonra yetiştiği yerde yapılan uzmanlık sınavına girmelidir.
Diğer bir öneri de; Sağlık Bakanlığının tıpta yeterlilik sınavını dikkate alması ve sınavı geçemeyenlerin uzmanlıklarının askıya alınması gibi uygulamalara gitmesi düşünülmelidir.
HER BEŞ YILDA BİR TAZELENEN BİLGİ, HASTANIN GÜVENCESİ, HEKİMİN GURURUDUR.