Büyüdük Ama Zorbalık Bitmedi: Yetişkinlerin Acımasızlığı

SEVİM MORDOĞAN GÖĞER

12-11-2025 17:24

 

Zorbalık sadece çocuklara özgü mü sandık?

Geçtiğimiz hafta, akran zorbalığına çocukların dünyasından göz atmıştık. Ancak zorbalığın belli bir yaş grubuyla sınırlı olmadığını düşünerek, bu hafta konuyu yetişkinler açısından ele almak istiyorum.

Zorbalık denildiğinde aklımıza genellikle okul çağındaki çocukların birbirlerine uyguladıkları kontrolsüz güç gelir. Toplum olarak bu sorunla mücadele etmeye çalışıyoruz; çünkü çocuklarımızın masumiyetini korumamız gerektiğine inanıyoruz.

Peki ya biz yetişkinler? O bahçelerden ayrılıp “olgun” unvanını alanlar olarak, gerçekten de bu zulmü geride bırakabildik mi?

Yaş değil, güç ve etik meselesi

Ne yazık ki hayır. Zorbalık bir yaş değil, bir güç ve etik problemidir. Yetişkinler dünyasında şekli değişir, adı değişir ama özü hep aynıdır:

Bir insanın bir diğerine sistematik biçimde zulmetmesi.

Kısacası, “İnsanın insana yaptığını doğada hiçbir canlı birbirine yapmıyor.” Çünkü bizim zorbalığımız hayatta kalma güdüsünden değil, psikolojik ve sosyal üstünlük kurma arzusundan beslenir.

Mobbing: Kurumsal bir zehir

Yetişkin zorbalığının en yaygın biçimi, iş yerinde uygulanan psikolojik tacizdir; yani mobbing.

İster “tacizci”, ister “zorba”, ister “mobbing uygulayıcısı” diyelim, sonuç değişmez:

Bir çalışan hedef alınır, sistematik davranışlarla güçsüz düşürülür.

Mobbing, fiziksel bir darbe yerine sözcüklerle, bakışlarla ve sosyal dışlamayla vurur.

İşin niteliğini bozarlar, kişiyi anlamsız görevlerle oyalarlar ya da elindeki yetkileri alırlar.

Amaç nettir:

Mağduru sindirmek, bezdirmek ve sonunda ya işten ayrılmaya zorlamak ya da kendi egosunu tatmin etmektir.

Zorbalık her yerde çoğalıyor

Yetişkin zulmü sadece iş yerinin duvarlarıyla sınırlı değildir.

Güç dengesizliğinin olduğu her ortamda karşımıza çıkar:

Aile içinde: Duygusal istismar ve psikolojik şiddet, en yakın ilişkilerde bile güç gösterisine dönüşebiliyor. Sanal dünyada: Siber zorbalık, klavye arkasına saklanan yetişkinlerin yeni savaş alanı. Akademide, komşulukta, derneklerde: Akademik mobbing, dışlama, dedikodu ve küçük düşürme davranışları, yetişkinlerin “özel” hissetme arzusundan doğuyor.

Zorbalık, farklı etiketlerle meşruiyet kazanmaya çalışsa da kökeni hep aynı:

İnsanlık onuruna saygı duymamak.

Aynaya bakma vakti

Artık zorbalığın sadece çocuklar arasında görülen bir sorun olduğu yanılgısından kurtulmalıyız.

Yetişkinlerin uyguladığı bu görünmez zulüm, mağdurlarda depresyondan anksiyeteye, düşük özgüvenden fiziksel hastalıklara kadar derin yaralar açıyor.

Biz, sözde “aklı başında” yetişkinler, birbirimize zulmetmeyi ne zaman bırakacağız?

Bu döngüyü kırmanın ilk adımı, bu davranışları tanımlamak, adlandırmak ve görmezden gelmemektir.

Zorbayı da mağduru da tanımak

Eğer zorba isek, yaptıklarımızı empatiyle değerlendirelim;

birine zarar vermenin acısını kalbimizde hissedelim.

Eğer mağdur isek, durumu kişisel algılamaktan vazgeçip kendimizi koruma yollarını öğrenelim.

Ve en önemlisi, bu satırları okurken aklınıza bir mobbing uygulayıcısı ya da tacizci geldiyse unutmayın:

Sessiz kalmak, o zulme onay vermektir.

Yasal süreçler ve mağdur hakları konusunda bilgi sahibi olmak, bu karanlıkla mücadelede en güçlü adımdır.

Gerçek mücadele farkındalıkla başlar

Büyüdük; artık zorbalığa “çocukluk” deyip geçemeyiz.

Mücadele tam da bu farkındalıkla başlamalı.

Sonuçta, mesele insan olabilmekte bitiyor:

Birbirimizi olduğu gibi kabul etmeyi, sınırları gözetmeyi ve saygı duymayı öğrenmekte.

Peki ya insan olabilmek?

İşte bu da başka bir yazının konusu olacak.

 

DİĞER YAZILARI ÖZGÜRLÜĞÜN GERÇEK SINIRI: VİCDAN VE TAHAMMÜL 01-01-1970 03:00 ZİNCİRLER KIRILDI, YA DUVARLAR? 01-01-1970 03:00 Beklentinin Yorgunluğu 01-01-1970 03:00 Hayal Satanlar ve Gerçekler 01-01-1970 03:00 VİTRİNİN ARKASINDA ÇÜRÜYEN MAHREMİYET 01-01-1970 03:00 ÇAĞIN EŞİĞİNDE KADİM BİR BAHAR 01-01-1970 03:00 RUHUN GURULTUSU 01-01-1970 03:00 EGOSU ŞİŞMİŞ, VİCDANI SÖNMÜŞ BİR NESİL 01-01-1970 03:00 Bir Veda, Bir Yeniden Doğuş 01-01-1970 03:00 HAYAL KIRIKLIĞININ GÜNLÜK KARNESİ 01-01-1970 03:00 ZARAFETİN SESSİZ GÜCÜ 01-01-1970 03:00 Yalnızlığın Evrimsel Biyoalarmı: Ruhun Değil, Hücrenin Çığlığı 01-01-1970 03:00 Eti Senin, Kemiği Benim: Çelikleşen Ruhlardan Kırılgan Nesillere 01-01-1970 03:00 Onurla Kalabilmek 01-01-1970 03:00 Karanlığın Senfonisi: Neden Hep “Yanlış” Kişiye Çekiliyoruz? 01-01-1970 03:00 HAYATI KAİZEN İLE HAFİFLETMEK 01-01-1970 03:00 Geleceğin Cenaze Töreninde Bir Bardak Latte 01-01-1970 03:00 KIRMIZI BİR SAHTE VE BİR DİLİM TOST 01-01-1970 03:00 Bilgi Obezitesi Çağında Hakikat Nerede? 01-01-1970 03:00 Bir Penguen Gitti, Kalabalıklar Kendini Sorguladı. 01-01-1970 03:00 ÇÜRÜYEN RUHLAR VE ÇÜRÜYEN YARINLAR 01-01-1970 03:00 Kendini Tanımanın Stratejisi 01-01-1970 03:00 GÖRÜNMEYENİN PEŞİNDE BİR YAŞAM 01-01-1970 03:00 CEBİN DEĞİL, RUHUN DARLIĞI 01-01-1970 03:00 Zihnin Tarlası: Neden Başarıdan Çok Felakete Tıklıyoruz? 01-01-1970 03:00 Bedel Ödemeden Sahip Olduğumuz En Büyük Zenginlik 01-01-1970 03:00 Gardıroplarımız Neden Dolu, Ruhumuz Neden Boş? 01-01-1970 03:00 EBEVEYNLİK EHLİYETİ 01-01-1970 03:00 Kadınlar, Erkeğin Yok Oluşunda Kendi Rolünüzü Görüyor musunuz? 01-01-1970 03:00 Akran Zorbalığı 01-01-1970 03:00 Olmadığın O Kişi Olmak ve Kaderin Sınavı 01-01-1970 03:00 ZEHİRLİ MERAK VE KAYBOLAN ÇOCUKLUKLAR 01-01-1970 03:00 Oyuncakların Tasarladığı Gelecek...Oyun Kutusu mu,Hayaller mi? 01-01-1970 03:00