Malatya Lider Gazetesi
HV
24 AĞUSTOS Pazartesi 07:51

Bir Penguen Gitti, Kalabalıklar Kendini Sorguladı.

SEVİM MORDOĞAN GÖĞER
SEVİM MORDOĞAN GÖĞER

Günlerdir sosyal medyada dolaşan o penguen…

Sürüsünden ayrılan, yönünü bilmediği bir yola tek başına yürüyen o küçük beden neden bu kadar büyük bir yankı uyandırdı? Neden tam da şimdi, neden hepimizin kalbine dokundu?

Çünkü o penguen bir hayvan hikâyesi değildi.

O, modern insanın aynasıydı.

Yıllardır bize öğretilen bir akışın içindeyiz:

Daha hızlı ol, daha çok tüket, daha görünür ol.

Durma. Düşünme. Sorgulama.

Kalabalık güvenlidir denildi, sürü akıllıdır denildi.

Ama kimse şunu sormadı: Bu kalabalığın içinde birbirimize ne kadar yakınız?

Birbirimizi dinliyor gibi yapıyoruz.

Bakıyor ama görmüyoruz.

Duyuyor ama anlamıyoruz.

Aynı cümleleri kuruyor, aynı şikâyetleri ediyor, aynı yorgunluğu taşıyoruz.

Sonra dönüp “Neden bu kadar yalnızım?” diye soruyoruz.

Modernite bize konfor sundu, evet; ama bedeli ağır oldu.

Ruhumuzdan sabır eksildi, merhamet inceldi, empati törpülendi.

Ekranlar büyüdü, kalpler küçüldü.

Filtrelerle güzelleştirilmiş hayatların arasında, kendi ham ve filtresiz hâlimizle yüzleşmeye cesaret edemez olduk.

İşte o penguen tam da burada duruyor.

Herkes hayatta kalmaya çalışırken, o sanki hayatta anlam aramaya çıktı.

Onu sürüden koparan neydi?

Merak mıydı?

Umut mu?

Cesaret mi?

Yoksa sessiz bir vazgeçiş mi?

Belki de hepsi.

Belki o penguen, hepimizin içinde kıpırdayan ama adını koyamadığımız bir dürtünün sembolüydü:

“Ya bu yol bana ait değilse?” sorusunun…

“Ya kalabalık yanılıyorsa?” ihtimalinin…

“Ya kendi patikamda kaybolmak, başkalarının yolunda silinmekten daha anlamlıysa?” düşüncesinin…

Toplum, sürüden ayrılanı sever gibi yapar ama içten içe ondan korkar.

Çünkü her ayrılan, kalanlara rahatsız edici bir soru bırakır:

“Sen neden hâlâ buradasın?”

Penguenin sonu meçhul.

Modern dünya onun öldüğünü varsayıyor.

Çünkü bu dünyada alışılmışın dışına çıkanın hayatta kalamayacağına inanmak, düzenin işine geliyor.

Ama ya ölmediyse?

Ya pürüzsüz ve güvenli yolları terk ettiği için gerçekten yaşamaya başladıysa?

Ya kimsenin cesaret edemediği bir yükseklikte, güneşi selamlıyorsa?

Belki de bu hikâye bize şunu fısıldıyor:

Gerçek hiçlik, yalnız kalmak değil; kendin olmadan kalabalıkta kaybolmaktır.

Gerçek cesaret, sürüyü terk etmek değil; neden hâlâ orada kaldığını sorgulamaktır.

Ve belki de artık modern dünyaya kibar eleştiriler değil, içten bir yüzleşme gerekiyor.

O penguenin attığı aykırı adımlar, bizim atamadığımız adımlardı.

Şimdi soru şu:

Onu izleyip duygulanmak mı daha kolay,

yoksa kendi yolumuzu çizmeye cesaret etmek mi?

Cevabı hepimiz içimizde biliyoruz.

 

YORUMLAR
DİĞER YAZILARI HAYATIN KAÇ SİGMA? MANTIĞIN DA BİR SINIRI VAR MI? MÜKEMMEL OLMAMA HAKKIMIZI KİM ÇALDI? DUYARSIZLAŞMADAN GÜÇLENMEK SÜREKLİ EKSİK OLAN, BİR SÜRE SONRA GEREKLİ DE OLMUYOR KIRMIZI BRİ YAS AYNANIN ÖTEKİ YÜZÜ YOLCULUĞUN SONU: ONUR MU, SADECE YAŞAMAK MI? ÖZGÜRÜZ AMA NE KADAR? ÖZGÜRLÜĞÜN GERÇEK SINIRI: VİCDAN VE TAHAMMÜL ZİNCİRLER KIRILDI, YA DUVARLAR? Beklentinin Yorgunluğu Hayal Satanlar ve Gerçekler VİTRİNİN ARKASINDA ÇÜRÜYEN MAHREMİYET ÇAĞIN EŞİĞİNDE KADİM BİR BAHAR RUHUN GURULTUSU EGOSU ŞİŞMİŞ, VİCDANI SÖNMÜŞ BİR NESİL Bir Veda, Bir Yeniden Doğuş HAYAL KIRIKLIĞININ GÜNLÜK KARNESİ ZARAFETİN SESSİZ GÜCÜ Yalnızlığın Evrimsel Biyoalarmı: Ruhun Değil, Hücrenin Çığlığı Eti Senin, Kemiği Benim: Çelikleşen Ruhlardan Kırılgan Nesillere Onurla Kalabilmek Karanlığın Senfonisi: Neden Hep “Yanlış” Kişiye Çekiliyoruz? HAYATI KAİZEN İLE HAFİFLETMEK Geleceğin Cenaze Töreninde Bir Bardak Latte KIRMIZI BİR SAHTE VE BİR DİLİM TOST Bilgi Obezitesi Çağında Hakikat Nerede? ÇÜRÜYEN RUHLAR VE ÇÜRÜYEN YARINLAR Kendini Tanımanın Stratejisi GÖRÜNMEYENİN PEŞİNDE BİR YAŞAM CEBİN DEĞİL, RUHUN DARLIĞI Zihnin Tarlası: Neden Başarıdan Çok Felakete Tıklıyoruz? Bedel Ödemeden Sahip Olduğumuz En Büyük Zenginlik Gardıroplarımız Neden Dolu, Ruhumuz Neden Boş? EBEVEYNLİK EHLİYETİ Kadınlar, Erkeğin Yok Oluşunda Kendi Rolünüzü Görüyor musunuz? Büyüdük Ama Zorbalık Bitmedi: Yetişkinlerin Acımasızlığı Akran Zorbalığı Olmadığın O Kişi Olmak ve Kaderin Sınavı ZEHİRLİ MERAK VE KAYBOLAN ÇOCUKLUKLAR Oyuncakların Tasarladığı Gelecek...Oyun Kutusu mu,Hayaller mi?