Çocuğunuza aldığınız o küçük plastik parçasının, bir ülkenin geleceğinin haritasını çizdiğini söylesem ne düşünürdünüz?
Kulağa abartılı gelebilir; ancak en temel varsayımlarımızı bile kökten sarsan bir gerçeğin peşindeyiz: Oyuncaklar sadece birer “oyalama aracı” değil, birer “hayal inşa etme aracıdır.”
Gelişmiş ülkelerde oyuncak raflarına yaklaştığınızda gördüğünüz şey, aslında geleceğin mühendisleri, bilim insanları ve sanatçıları için birer başlangıç noktasıdır. Orada ebeveynler, çocuklarının hayal gücünü, problem çözme becerisini ve yaratıcılığını geliştirmesi için tasarlanmış oyuncakları bir amaç doğrultusunda kullanır. Çünkü orada çocuk, oynarken düşünmeyi öğrenir; üretir, yaratır, gelişir.
Peki ya bizde?
Bizde hâlâ kız çocuklarına en çok bebekler, erkek çocuklara ise silahlar alınır. Bu seçimler, çocukların bilinçaltına güçlü bir mesaj verir: “Kız çocuk anne olur; dünyadaki yegâne amacı bakım vermek ve doğurmaktır.”
Silah ise erkek çocuğa şunu öğretir: “Güç, yok etmekten ya da hükmetmekten geçer.”
Ne yazık ki bu, kadına hükmetmeyi ve hatta kadını yok etmeyi de kapsayabilir.
Oysa çocuklar bundan çok daha fazlası olabilir ve olmalıdır.
Bir milleti ileriye taşıyan şey; üretebilme, icat edebilme ve özgürce hayal kurabilme kapasitesidir.
Hayalleriyle büyüyen çocuklar, dünyayı dönüştüren teknolojilere ve fikirlere imza atar; ülkelerini ileri medeniyetlere taşır.
Ama hayalleri kısıtlanan, sadece “oyalansın” diye oyuncak verilen toplumlar, başkalarının yarattığı dünyanın kapısında müşteri ya da izleyici olarak kalmaya mahkûm olur.
Bu, küçük bir “oyuncak meselesi” değil; bir gelecek meselesidir.
Oyuncak, çocuğun beynini bir “üretme makinesine” dönüştüren anahtardır.
Eğer çocuğun oyun senaryosu sadece bir bebeği uyutmaktan ya da bir düşmanı vurmaktan ibaretse, onun geleceğe dair vizyonu da o kadarla sınırlı kalacaktır.
Ama eğer senaryo bir uzay istasyonu inşa etmek, bir hastalığa çare bulmak ya da bambaşka bir dünya tasarlamaksa, o çocuk büyüdüğünde bu hayallerin izini sürecektir.
Ebeveynler olarak, çocuklarımızın eline verdiğimiz oyuncaklar sadece masum birer hediye değil; onların ve toplumun geleceğinin tohumlarıdır.
Onlara inşa etmeyi, keşfetmeyi, sorgulamayı ve icat etmeyi öğretecek araçlar sunarak aslında kendi geleceğimizi ve ülkemizin kaderini tasarlıyoruz.
Bir sonraki oyuncak alışverişinizde, elinizdeki oyuncağın çocuğunuzun hayallerini genişleten bir pencere mi, yoksa onu belli bir köşede tutan bir kafes mi olduğunu düşünün.
Zira o küçücük seçim, büyük bir geleceğin başlangıcı ya da başlamadan bitişi olabilir.
Unutmayın: Gerçekler, hayallerin izindedir.
Ve çocuklar, oyuncaklarla hayal kurar.



















