Malatya Lider Gazetesi
HV
24 AĞUSTOS Pazartesi 06:54

ÇAĞIN EŞİĞİNDE KADİM BİR BAHAR

SEVİM MORDOĞAN GÖĞER
SEVİM MORDOĞAN GÖĞER

Bugün, takvimler o tılsımlı eşiğin hemen sonrasını gösteriyor. 5 Mayıs’ı 6 Mayıs’a bağlayan o ince çizgi geride kaldı; ancak Mezopotamya’nın bereketli topraklarından Orta Asya’nın uçsuz bucaksız bozkırlarına uzanan o büyük kültürel kucaklaşmanın etkisi hâlâ hissediliyor. Modern insanın “simülasyon”, “metaverse” ve “algoritma” kıskacında sıkıştığı bu çağda; Hıdırellez, Hızır ve İlyas’ın sembolik buluşması, bize unuttuğumuz en temel gerçeği yeniden hatırlatıyor: Yeniden başlamak her zaman mümkündür.

Kadim Ritüellerden “Story” Paylaşımlarına

Dün gece gül ağaçlarının dibine bırakılan dilekler, çizilen hayaller ve yakılan ateşler; bugün yerini hafızalarda kalan izlere ve dijital paylaşımlara bıraktı. Eskiden toprağa çizilen o ev hayalleri, artık Pinterest panolarında ya da Instagram “story”lerinde karşımıza çıkıyor. Ritüel aynı kalırken, araçlar değişiyor.

Sosyolojik açıdan bakıldığında Hıdırellez, toplumun kolektif bir nefes alma molasıdır. Şehrin beton griliğinden bunalan dijital nesil, toprağa dokunmanın, ateşin üzerinden atlamanın o ilkel ama bir o kadar da iyileştirici gücünü yeniden hatırlıyor.

Dijital çağın hızı bizi “anda kalmaktan” kopardıkça, Hıdırellez gibi kadim gelenekler birer “sosyal detoks” alanına dönüşüyor. Dün gece bir dilek kâğıdını suya bırakmak ya da cüzdanın ağzını berekete açmak; aslında rasyonel aklın ötesinde, ruhun umuda olan ihtiyacının bir yansımasıydı.

Sosyal Bir Yapıştırıcı Olarak Bahar

Hıdırellez yalnızca bireysel bir dilek gecesi değildir; aynı zamanda toplumsal bir rehabilitasyondur. Komşunun bahçesinde yakılan ateş, paylaşılan lokmalar ve birlikte kurulan hayaller; modern dünyanın bizi içine ittiği yalnızlık zırhını bir nebze de olsa kırar.

Hızır (karaların piri) ile İlyas’ın (denizlerin hâkimi) o mitolojik buluşması, zıtlıkların uyumunu ve doğanın insanla yeniden barışmasını simgeler.

Bugün sosyal medyada “Hıdırellez” etiketiyle paylaşılan binlerce fotoğraf, adeta bir “dijital dua zinciri” oluşturuyor. Belki bir gül ağacımız yok, belki balkonumuzdaki saksı bile kurumuş; ancak ekran üzerinden bile olsa o kolektif umuda ortak olma arzusu, insanlığın değişmeyen özünü ortaya koyuyor.

Taze Bir Başlangıç Mümkün mü?

Savaşların, ekonomik krizlerin ve iklim değişikliğinin gölgesinde “taze bir başlangıç” fikri kulağa romantik gelebilir. Ancak doğa her bahar aynı dersi verir: En sert kışın ardından bile ilk çiçek mutlaka açar.

Hıdırellez’in bıraktığı o ince iz bize şunu fısıldar: Hayatına yeniden yön verebilirsin. Kırgınlıklarını geçmişte bırakabilir, niyetlerini yeni bir başlangıcın eşiğine taşıyabilirsin. İster bir gül ağacına dilek bırakmış ol, ister kalbinin en derin köşesine sessiz bir niyet saklamış ol; önemli olan o umudu canlı tutabilmektir.

Hızır’ın bereketi, İlyas’ın ferahlığı üzerinizde olsun. Çünkü dünya dönerken, umut daima günceldir.

Umutlarımız hep güncel.Dileklerimiz kabul olsun.Kalpleriniz sevgiyle dolsun.

 

YORUMLAR
DİĞER YAZILARI HAYATIN KAÇ SİGMA? MANTIĞIN DA BİR SINIRI VAR MI? MÜKEMMEL OLMAMA HAKKIMIZI KİM ÇALDI? DUYARSIZLAŞMADAN GÜÇLENMEK SÜREKLİ EKSİK OLAN, BİR SÜRE SONRA GEREKLİ DE OLMUYOR KIRMIZI BRİ YAS AYNANIN ÖTEKİ YÜZÜ YOLCULUĞUN SONU: ONUR MU, SADECE YAŞAMAK MI? ÖZGÜRÜZ AMA NE KADAR? ÖZGÜRLÜĞÜN GERÇEK SINIRI: VİCDAN VE TAHAMMÜL ZİNCİRLER KIRILDI, YA DUVARLAR? Beklentinin Yorgunluğu Hayal Satanlar ve Gerçekler VİTRİNİN ARKASINDA ÇÜRÜYEN MAHREMİYET RUHUN GURULTUSU EGOSU ŞİŞMİŞ, VİCDANI SÖNMÜŞ BİR NESİL Bir Veda, Bir Yeniden Doğuş HAYAL KIRIKLIĞININ GÜNLÜK KARNESİ ZARAFETİN SESSİZ GÜCÜ Yalnızlığın Evrimsel Biyoalarmı: Ruhun Değil, Hücrenin Çığlığı Eti Senin, Kemiği Benim: Çelikleşen Ruhlardan Kırılgan Nesillere Onurla Kalabilmek Karanlığın Senfonisi: Neden Hep “Yanlış” Kişiye Çekiliyoruz? HAYATI KAİZEN İLE HAFİFLETMEK Geleceğin Cenaze Töreninde Bir Bardak Latte KIRMIZI BİR SAHTE VE BİR DİLİM TOST Bilgi Obezitesi Çağında Hakikat Nerede? Bir Penguen Gitti, Kalabalıklar Kendini Sorguladı. ÇÜRÜYEN RUHLAR VE ÇÜRÜYEN YARINLAR Kendini Tanımanın Stratejisi GÖRÜNMEYENİN PEŞİNDE BİR YAŞAM CEBİN DEĞİL, RUHUN DARLIĞI Zihnin Tarlası: Neden Başarıdan Çok Felakete Tıklıyoruz? Bedel Ödemeden Sahip Olduğumuz En Büyük Zenginlik Gardıroplarımız Neden Dolu, Ruhumuz Neden Boş? EBEVEYNLİK EHLİYETİ Kadınlar, Erkeğin Yok Oluşunda Kendi Rolünüzü Görüyor musunuz? Büyüdük Ama Zorbalık Bitmedi: Yetişkinlerin Acımasızlığı Akran Zorbalığı Olmadığın O Kişi Olmak ve Kaderin Sınavı ZEHİRLİ MERAK VE KAYBOLAN ÇOCUKLUKLAR Oyuncakların Tasarladığı Gelecek...Oyun Kutusu mu,Hayaller mi?