Malatya Lider Gazetesi
HV
24 AĞUSTOS Pazartesi 06:57

Zihnin Tarlası: Neden Başarıdan Çok Felakete Tıklıyoruz?

SEVİM MORDOĞAN GÖĞER
SEVİM MORDOĞAN GÖĞER

2016 yılında Oxford Sözlüğü post-truth (gerçek ötesi) kavramını yılın kelimesi seçtiğinde, aslında hepimizin ortak bir itirafını resmî kayda geçirmiş oldu: Gerçek, artık duygularımızın ve kişisel inançlarımızın gerisinde kalmıştı. Bugün bilimsel bir makale ile sansasyonel bir

yalan aynı anda önümüze düştüğünde, yalanın saniyeler içinde kazanacağına rahatlıkla bahse

girebiliriz.

Peki, bizi bilgiye ulaştırması beklenen bu dijital çağ nasıl oldu da devasa bir manipülasyon

tarlasına dönüştü? Cevap ironik biçimde çok basit: Biz, rasyonel düşünceden çok dramaya ilgi duyuyoruz. Ekrana baktığımız ilk saniye, bu tercihi ele veriyor.

Yankı Odasının Vahşi Algoritması

Yapay zekâ algoritmaları neden bizi sürekli öfkeli, çarpıtılmış ve sansasyonel içeriklerle

besliyor? Çünkü onların tek bir görevi var: Bizi ekranda tutmak. Algoritmanın felsefesi basit; gerçek sıkıcıdır, öfke ve skandal ise tık getirir.

Ancak suçu yalnızca algoritmalara atmak kolaycılıktır. Algoritmalar ahlaki varlıklar değildir; onlar yalnızca talebi karşılar. Ne izliyorsak, neye tıklıyorsak, neye öfkeleniyorsak onuönümüze koyarlar. Çünkü biz öfkeyi seviyoruz. Skandalı seviyoruz. Yıkımı izlemeyi seviyoruz.

Böylece yankı odalarına hapsoluyoruz. Kendi fikirlerimizin yankısını duymaktan başka hiçbir şeye tahammül edemez hâle geliyoruz. Farklı olanı dinlemek yerine düşmanlaştırıyoruz.

Beynimizdeki eleştirel düşünme kası köreliyor; “temizlik” düğmesi işlevini yitiriyor. Yalan, tekrar edildikçe normalleşiyor ve sonunda “herkes böyle düşünüyor” denilen sahte bir gerçeğe dönüşüyor.Gerçeğin peşine düşmek zahmetlidir. Kaynak kontrolü yapmak, durup düşünmek, şüphe etmek enerji ister. Beyin ise enerjiden tasarruf etmeyi sever. Kolayı seçer. İşte buna bilişsel tembellik diyoruz. Bugün cehalet bir eksiklik değil, konfor alanıdır.Şimdi kendimize dürüst olalım: Bir bilim insanının yıllarını verdiği çığır açıcı bir çalışma neden birkaç yüz kişi tarafından okunurken, bir magazin kavgası ya da komplo teorisi milyonlarca tık alıyor?

Çünkü başarı aynadır. Emek hatırlatır. Disiplin, sabır ve sorumluluk gösterir. Ve bu aynaya bakmak çoğumuzun canını acıtır. Başkasının yükselişini izlemek yerine düşüşünü izlemeyi tercih ederiz. Çünkü düşen biri, kendi durağanlığımızı daha az görünür kılar.Bu yüzden başarıyı sessizce geçer, çürümüş hikâyeleri coşkuyla paylaşırız. Toplum olarak değeri; üretenlerden, düşünenlerden, inşa edenlerden alıp en çok gürültü çıkaranlara teslim

ettik. Bugün alkışlanan şey başarı değil, kaos üretme becerisidir. En çok bağıran, en çok hakaret eden, en çok nefret saçan görünür olur; geri kalan her şey susturulur.

Bu Bir Masumiyet Kaybıdır

Kendimizi kandırmayalım. Biz gerçeği değil, gerçeğin bize nasıl hissettirdiğini önemsiyoruz. Rasyonel olan sıkıcıdır; emek ister, rahatsız eder. Oysa felaket, öfke ve skandal anında haz verir.

Bu yüzden dijital çağ bizi bilgeleştirmedi; yalnızca zaaflarımızı görünür kıldı. Ve bu durumyalnızca teknolojik bir sorun değil, aynı zamanda ahlaki bir çöküştür. Sürekli felakete tıklayan bir toplum, zamanla felaket üretir. Sürekli yıkımı izleyen bir zihin, inşa etmeyi unutur. Sonra da şaşkınlıkla “Nereye gidiyoruz?” diye sorar.

Cevap aslında çok nettir:

Nereye baktıysak, oraya gidiyoruz

YORUMLAR
DİĞER YAZILARI HAYATIN KAÇ SİGMA? MANTIĞIN DA BİR SINIRI VAR MI? MÜKEMMEL OLMAMA HAKKIMIZI KİM ÇALDI? DUYARSIZLAŞMADAN GÜÇLENMEK SÜREKLİ EKSİK OLAN, BİR SÜRE SONRA GEREKLİ DE OLMUYOR KIRMIZI BRİ YAS AYNANIN ÖTEKİ YÜZÜ YOLCULUĞUN SONU: ONUR MU, SADECE YAŞAMAK MI? ÖZGÜRÜZ AMA NE KADAR? ÖZGÜRLÜĞÜN GERÇEK SINIRI: VİCDAN VE TAHAMMÜL ZİNCİRLER KIRILDI, YA DUVARLAR? Beklentinin Yorgunluğu Hayal Satanlar ve Gerçekler VİTRİNİN ARKASINDA ÇÜRÜYEN MAHREMİYET ÇAĞIN EŞİĞİNDE KADİM BİR BAHAR RUHUN GURULTUSU EGOSU ŞİŞMİŞ, VİCDANI SÖNMÜŞ BİR NESİL Bir Veda, Bir Yeniden Doğuş HAYAL KIRIKLIĞININ GÜNLÜK KARNESİ ZARAFETİN SESSİZ GÜCÜ Yalnızlığın Evrimsel Biyoalarmı: Ruhun Değil, Hücrenin Çığlığı Eti Senin, Kemiği Benim: Çelikleşen Ruhlardan Kırılgan Nesillere Onurla Kalabilmek Karanlığın Senfonisi: Neden Hep “Yanlış” Kişiye Çekiliyoruz? HAYATI KAİZEN İLE HAFİFLETMEK Geleceğin Cenaze Töreninde Bir Bardak Latte KIRMIZI BİR SAHTE VE BİR DİLİM TOST Bilgi Obezitesi Çağında Hakikat Nerede? Bir Penguen Gitti, Kalabalıklar Kendini Sorguladı. ÇÜRÜYEN RUHLAR VE ÇÜRÜYEN YARINLAR Kendini Tanımanın Stratejisi GÖRÜNMEYENİN PEŞİNDE BİR YAŞAM CEBİN DEĞİL, RUHUN DARLIĞI Bedel Ödemeden Sahip Olduğumuz En Büyük Zenginlik Gardıroplarımız Neden Dolu, Ruhumuz Neden Boş? EBEVEYNLİK EHLİYETİ Kadınlar, Erkeğin Yok Oluşunda Kendi Rolünüzü Görüyor musunuz? Büyüdük Ama Zorbalık Bitmedi: Yetişkinlerin Acımasızlığı Akran Zorbalığı Olmadığın O Kişi Olmak ve Kaderin Sınavı ZEHİRLİ MERAK VE KAYBOLAN ÇOCUKLUKLAR Oyuncakların Tasarladığı Gelecek...Oyun Kutusu mu,Hayaller mi?