Onurla Kalabilmek

SEVİM MORDOĞAN GÖĞER

12-03-2026 10:49

Bunca yozlaşmanın içinde iyi kalabilmek artık sıradan bir tercih değil; neredeyse başlı başına bir direniş biçimi.

İlişkilerin menfaat terazisinde tartıldığı, emeğin çoğu zaman görünmez kılındığı, ahlakın ise çoğu yerde “zayıflık” sayıldığı bir çağdan geçiyoruz.

Böyle bir zamanda insanın kalbini koruyabilmesi, onurundan ödün vermemesi sessiz ama çok güçlü bir duruş.

Başarıyı yalnızca görünürlükle, kazançla ya da güçle ölçen bir anlayışın içindeyiz.

Oysa asıl başarı, kimsenin alkışlamadığı anlarda da doğru kalabilmekte saklı.

Kimse bakmazken dürüst olmak, herkes susarken vicdanını susturmamak…

Bunlar gösterişli cümleler değil; ama insanın aynaya baktığında kendinden utanmamasını sağlayan temel değerler.

Çocukken bize “Büyüyünce her şeyi halledersin” denirdi. Sanki yaş almak, bütün sorunların anahtarını cebimize bırakacakmış gibi.

Oysa büyüdükçe anlıyoruz ki hayat, matematik problemi gibi çözülmüyor. Bazı eksikler tamamlanmıyor, bazı sorular cevapsız kalıyor.

Belki de asıl kırılma burada başlıyor: Her şeyi kontrol edebileceğini sanan o masum yanımız, hayatın gerçekliğiyle tanışıyor.

Fakat mesele, o masumiyeti tamamen kaybetmek zorunda olup olmadığımız.

Olgunluk; katılaşmak, duygusuzlaşmak, hayal kırıklıklarını zırh edinmek midir gerçekten? Yoksa olgunluk, kırılganlığını inkâr etmeden ayakta kalabilmek midir?

İçindeki çocuğu susturmadan, ama onu korumayı öğrenerek yürüyebilmek…

Bugün belki de en büyük ihtiyaç, kendimize göstereceğimiz şefkat. Her şeyi halledemediğimizde kendimizi acımasızca yargılamak yerine, “Elimden geleni yaptım” diyebilmek. Çünkü insan, eksikleriyle de insandır. Kusursuzluk değil; çaba ve niyet değerli olan.

Hayat yaş aldıkça masumiyeti azaltıyorsa, belki de bizim görevimiz biraz daha ışık olmak. İyi kalmanın “saflık” değil, bilinçli bir seçim olduğunu hatırlamak.

Onurla yaşamanın bir kayıp değil, en büyük kazanç olduğunu bilmek.

Bu çağın en sessiz ama en güçlü devrimi, kirlenmeden kalabilmektir. Ve belki de gerçek olgunluk, bütün hayal kırıklıklarına rağmen umut etmeye devam edebilmektir.

 

 

DİĞER YAZILARI ÖZGÜRLÜĞÜN GERÇEK SINIRI: VİCDAN VE TAHAMMÜL 01-01-1970 03:00 ZİNCİRLER KIRILDI, YA DUVARLAR? 01-01-1970 03:00 Beklentinin Yorgunluğu 01-01-1970 03:00 Hayal Satanlar ve Gerçekler 01-01-1970 03:00 VİTRİNİN ARKASINDA ÇÜRÜYEN MAHREMİYET 01-01-1970 03:00 ÇAĞIN EŞİĞİNDE KADİM BİR BAHAR 01-01-1970 03:00 RUHUN GURULTUSU 01-01-1970 03:00 EGOSU ŞİŞMİŞ, VİCDANI SÖNMÜŞ BİR NESİL 01-01-1970 03:00 Bir Veda, Bir Yeniden Doğuş 01-01-1970 03:00 HAYAL KIRIKLIĞININ GÜNLÜK KARNESİ 01-01-1970 03:00 ZARAFETİN SESSİZ GÜCÜ 01-01-1970 03:00 Yalnızlığın Evrimsel Biyoalarmı: Ruhun Değil, Hücrenin Çığlığı 01-01-1970 03:00 Eti Senin, Kemiği Benim: Çelikleşen Ruhlardan Kırılgan Nesillere 01-01-1970 03:00 Karanlığın Senfonisi: Neden Hep “Yanlış” Kişiye Çekiliyoruz? 01-01-1970 03:00 HAYATI KAİZEN İLE HAFİFLETMEK 01-01-1970 03:00 Geleceğin Cenaze Töreninde Bir Bardak Latte 01-01-1970 03:00 KIRMIZI BİR SAHTE VE BİR DİLİM TOST 01-01-1970 03:00 Bilgi Obezitesi Çağında Hakikat Nerede? 01-01-1970 03:00 Bir Penguen Gitti, Kalabalıklar Kendini Sorguladı. 01-01-1970 03:00 ÇÜRÜYEN RUHLAR VE ÇÜRÜYEN YARINLAR 01-01-1970 03:00 Kendini Tanımanın Stratejisi 01-01-1970 03:00 GÖRÜNMEYENİN PEŞİNDE BİR YAŞAM 01-01-1970 03:00 CEBİN DEĞİL, RUHUN DARLIĞI 01-01-1970 03:00 Zihnin Tarlası: Neden Başarıdan Çok Felakete Tıklıyoruz? 01-01-1970 03:00 Bedel Ödemeden Sahip Olduğumuz En Büyük Zenginlik 01-01-1970 03:00 Gardıroplarımız Neden Dolu, Ruhumuz Neden Boş? 01-01-1970 03:00 EBEVEYNLİK EHLİYETİ 01-01-1970 03:00 Kadınlar, Erkeğin Yok Oluşunda Kendi Rolünüzü Görüyor musunuz? 01-01-1970 03:00 Büyüdük Ama Zorbalık Bitmedi: Yetişkinlerin Acımasızlığı 01-01-1970 03:00 Akran Zorbalığı 01-01-1970 03:00 Olmadığın O Kişi Olmak ve Kaderin Sınavı 01-01-1970 03:00 ZEHİRLİ MERAK VE KAYBOLAN ÇOCUKLUKLAR 01-01-1970 03:00 Oyuncakların Tasarladığı Gelecek...Oyun Kutusu mu,Hayaller mi? 01-01-1970 03:00