Zihnin Tarlası: Neden Başarıdan Çok Felakete Tıklıyoruz?

SEVİM MORDOĞAN GÖĞER

24-12-2025 16:54

2016 yılında Oxford Sözlüğü post-truth (gerçek ötesi) kavramını yılın kelimesi seçtiğinde, aslında hepimizin ortak bir itirafını resmî kayda geçirmiş oldu: Gerçek, artık duygularımızın ve kişisel inançlarımızın gerisinde kalmıştı. Bugün bilimsel bir makale ile sansasyonel bir

yalan aynı anda önümüze düştüğünde, yalanın saniyeler içinde kazanacağına rahatlıkla bahse

girebiliriz.

Peki, bizi bilgiye ulaştırması beklenen bu dijital çağ nasıl oldu da devasa bir manipülasyon

tarlasına dönüştü? Cevap ironik biçimde çok basit: Biz, rasyonel düşünceden çok dramaya ilgi duyuyoruz. Ekrana baktığımız ilk saniye, bu tercihi ele veriyor.

Yankı Odasının Vahşi Algoritması

Yapay zekâ algoritmaları neden bizi sürekli öfkeli, çarpıtılmış ve sansasyonel içeriklerle

besliyor? Çünkü onların tek bir görevi var: Bizi ekranda tutmak. Algoritmanın felsefesi basit; gerçek sıkıcıdır, öfke ve skandal ise tık getirir.

Ancak suçu yalnızca algoritmalara atmak kolaycılıktır. Algoritmalar ahlaki varlıklar değildir; onlar yalnızca talebi karşılar. Ne izliyorsak, neye tıklıyorsak, neye öfkeleniyorsak onuönümüze koyarlar. Çünkü biz öfkeyi seviyoruz. Skandalı seviyoruz. Yıkımı izlemeyi seviyoruz.

Böylece yankı odalarına hapsoluyoruz. Kendi fikirlerimizin yankısını duymaktan başka hiçbir şeye tahammül edemez hâle geliyoruz. Farklı olanı dinlemek yerine düşmanlaştırıyoruz.

Beynimizdeki eleştirel düşünme kası köreliyor; “temizlik” düğmesi işlevini yitiriyor. Yalan, tekrar edildikçe normalleşiyor ve sonunda “herkes böyle düşünüyor” denilen sahte bir gerçeğe dönüşüyor.Gerçeğin peşine düşmek zahmetlidir. Kaynak kontrolü yapmak, durup düşünmek, şüphe etmek enerji ister. Beyin ise enerjiden tasarruf etmeyi sever. Kolayı seçer. İşte buna bilişsel tembellik diyoruz. Bugün cehalet bir eksiklik değil, konfor alanıdır.Şimdi kendimize dürüst olalım: Bir bilim insanının yıllarını verdiği çığır açıcı bir çalışma neden birkaç yüz kişi tarafından okunurken, bir magazin kavgası ya da komplo teorisi milyonlarca tık alıyor?

Çünkü başarı aynadır. Emek hatırlatır. Disiplin, sabır ve sorumluluk gösterir. Ve bu aynaya bakmak çoğumuzun canını acıtır. Başkasının yükselişini izlemek yerine düşüşünü izlemeyi tercih ederiz. Çünkü düşen biri, kendi durağanlığımızı daha az görünür kılar.Bu yüzden başarıyı sessizce geçer, çürümüş hikâyeleri coşkuyla paylaşırız. Toplum olarak değeri; üretenlerden, düşünenlerden, inşa edenlerden alıp en çok gürültü çıkaranlara teslim

ettik. Bugün alkışlanan şey başarı değil, kaos üretme becerisidir. En çok bağıran, en çok hakaret eden, en çok nefret saçan görünür olur; geri kalan her şey susturulur.

Bu Bir Masumiyet Kaybıdır

Kendimizi kandırmayalım. Biz gerçeği değil, gerçeğin bize nasıl hissettirdiğini önemsiyoruz. Rasyonel olan sıkıcıdır; emek ister, rahatsız eder. Oysa felaket, öfke ve skandal anında haz verir.

Bu yüzden dijital çağ bizi bilgeleştirmedi; yalnızca zaaflarımızı görünür kıldı. Ve bu durumyalnızca teknolojik bir sorun değil, aynı zamanda ahlaki bir çöküştür. Sürekli felakete tıklayan bir toplum, zamanla felaket üretir. Sürekli yıkımı izleyen bir zihin, inşa etmeyi unutur. Sonra da şaşkınlıkla “Nereye gidiyoruz?” diye sorar.

Cevap aslında çok nettir:

Nereye baktıysak, oraya gidiyoruz

DİĞER YAZILARI ÖZGÜRLÜĞÜN GERÇEK SINIRI: VİCDAN VE TAHAMMÜL 01-01-1970 03:00 ZİNCİRLER KIRILDI, YA DUVARLAR? 01-01-1970 03:00 Beklentinin Yorgunluğu 01-01-1970 03:00 Hayal Satanlar ve Gerçekler 01-01-1970 03:00 VİTRİNİN ARKASINDA ÇÜRÜYEN MAHREMİYET 01-01-1970 03:00 ÇAĞIN EŞİĞİNDE KADİM BİR BAHAR 01-01-1970 03:00 RUHUN GURULTUSU 01-01-1970 03:00 EGOSU ŞİŞMİŞ, VİCDANI SÖNMÜŞ BİR NESİL 01-01-1970 03:00 Bir Veda, Bir Yeniden Doğuş 01-01-1970 03:00 HAYAL KIRIKLIĞININ GÜNLÜK KARNESİ 01-01-1970 03:00 ZARAFETİN SESSİZ GÜCÜ 01-01-1970 03:00 Yalnızlığın Evrimsel Biyoalarmı: Ruhun Değil, Hücrenin Çığlığı 01-01-1970 03:00 Eti Senin, Kemiği Benim: Çelikleşen Ruhlardan Kırılgan Nesillere 01-01-1970 03:00 Onurla Kalabilmek 01-01-1970 03:00 Karanlığın Senfonisi: Neden Hep “Yanlış” Kişiye Çekiliyoruz? 01-01-1970 03:00 HAYATI KAİZEN İLE HAFİFLETMEK 01-01-1970 03:00 Geleceğin Cenaze Töreninde Bir Bardak Latte 01-01-1970 03:00 KIRMIZI BİR SAHTE VE BİR DİLİM TOST 01-01-1970 03:00 Bilgi Obezitesi Çağında Hakikat Nerede? 01-01-1970 03:00 Bir Penguen Gitti, Kalabalıklar Kendini Sorguladı. 01-01-1970 03:00 ÇÜRÜYEN RUHLAR VE ÇÜRÜYEN YARINLAR 01-01-1970 03:00 Kendini Tanımanın Stratejisi 01-01-1970 03:00 GÖRÜNMEYENİN PEŞİNDE BİR YAŞAM 01-01-1970 03:00 CEBİN DEĞİL, RUHUN DARLIĞI 01-01-1970 03:00 Bedel Ödemeden Sahip Olduğumuz En Büyük Zenginlik 01-01-1970 03:00 Gardıroplarımız Neden Dolu, Ruhumuz Neden Boş? 01-01-1970 03:00 EBEVEYNLİK EHLİYETİ 01-01-1970 03:00 Kadınlar, Erkeğin Yok Oluşunda Kendi Rolünüzü Görüyor musunuz? 01-01-1970 03:00 Büyüdük Ama Zorbalık Bitmedi: Yetişkinlerin Acımasızlığı 01-01-1970 03:00 Akran Zorbalığı 01-01-1970 03:00 Olmadığın O Kişi Olmak ve Kaderin Sınavı 01-01-1970 03:00 ZEHİRLİ MERAK VE KAYBOLAN ÇOCUKLUKLAR 01-01-1970 03:00 Oyuncakların Tasarladığı Gelecek...Oyun Kutusu mu,Hayaller mi? 01-01-1970 03:00