MÜHENDİSLİK ÇAĞINDA KAYBOLAN CEMİYET

MUAMMER TETİK

22-06-2026 11:05

Türkiye son yıllarda fen bilimlerine, mühendisliğe, teknolojiye, yazılıma, savunma sanayiine, yapay zekâya, roketlere, dronlara, laboratuvarlara büyük bir iştiyakla yöneldi.

Niye?

Çünkü bunlar görünür şeylerdir.

Bir köprü yaparsınız, kurdelesini kesersiniz. Bir SİHA uçurursunuz, kamerasını gösterirsiniz. Bir yerli otomobil çıkarırsınız, meydanda dolaştırırsınız. Bir teknopark açarsınız, tabelasını asarsınız. Fen ve mühendislik, iktidarlar için müşahhas netice üretir. Elle tutulur, gözle görülür, kameraya gelir, alkışa müsaittir.

Sosyal bilimler öyle mi?

Değildir.

Sosyoloji size “toplum niye böyle geriliyor?” diye sorar. Siyaset bilimi “iktidar nasıl temerküz ediyor?” diye bakar. Tarih “bugün sandığınız şeyin dünden gelen hangi bakiyeye yaslandığını” anlatır. Felsefe “hakikat mi, menfaat mi?” diye insanın yakasına yapışır. Antropoloji, taşradaki sessizliği bile konuşturur.

Yani sosyal bilimler alkış makinesi değildir.

Biraz aynadır.

Biraz iğnedir.

Biraz da huzursuzluk çıkaran o meşum sorudur: “Peki ama niçin?”

İşte mesele burada düğümlenir. Modern Türkiye’nin devlet aklı, Tanzimat’tan beri, hatta daha gerilere gidersek Nizam-ı Cedid’den beri, “devleti nasıl kurtarırız?” sualinin peşindedir. Bu sualin cevabı çoğu zaman “fen”de aranmıştır. Top döken mühendis, harita çizen subay, köprü kuran mimar, telgraf çeken teknisyen, Cumhuriyet’te fabrikayı işleten mühendis… Hepsi makbul evlattır.

Çünkü devletin bekâ endişesi, ekseriyetle teknik aklı sever.

Teknik akıl itiraz etmez; hesap yapar.

Sosyal akıl ise hesapla yetinmez; hesabı sorar.

İktidarların sosyal bilimlere mesafeli durmasının altında biraz da bu vardır. Sosyal bilimler, yalnızca bilgi üretmez; kavram üretir. “Hegemonya” der, “rıza üretimi” der, “sınıf” der, “merkez-çevre” der, “kültürel sermaye” der, “meşruiyet krizi” der. Bunlar sıradan kelimeler değildir. Bunlar iktidarın etrafında dolaşan görünmez sisleri dağıtan fenerlerdir.

Peki madem böyle, neden sosyal bilim bölümleri kapatılmıyor?

Çünkü mesele o kadar basit değildir.

Birincisi, devletin de sosyal bilimciye ihtiyacı vardır. Diplomat yetiştirecektir. Kaymakam yetiştirecektir. Öğretmen yetiştirecektir. Bürokrat, iletişimci, psikolog, hukukçu, iktisatçı, tarihçi lazımdır. Devlet, kendi lisanını kurmak için bile sosyal bilimlerin müştemilatına muhtaçtır.

İkincisi, üniversite denen müessese yalnızca fabrika değildir. Tamam, son yıllarda üniversiteye “istihdam bürosu” muamelesi yapılmaktadır. Ama üniversitenin kadim manası bundan ibaret değildir. Üniversite biraz medrese, biraz akademi, biraz münazara meclisi, biraz da cemiyetin hafıza odasıdır. O hafıza odasını tümden kapatırsanız, geriye yalnızca teknik eleman üreten bir kurslar imparatorluğu kalır.

Üçüncüsü, sosyal bilimler kapatılmaz; çoğu zaman ehlileştirilir. Bazen bütçesi kısılır. Bazen itibarı azaltılır. Bazen kadrosu daraltılır. Bazen müfredatı yumuşatılır. Bazen de “fazla soru sorma, proje yaz” denilerek terbiye edilir. Yani mesele kapatma meselesi değil, istikamet verme meselesidir.

Türkiye’nin fen bilimlerine yönelmesi anlaşılırdır. Kalkınmak ister. Rekabet etmek ister. Savunmasını güçlendirmek ister. Dünya pazarında yer almak ister. Bunlar hafife alınacak şeyler değildir.

Lakin yalnızca mühendislikle memleket kurulmaz.

Çünkü yol yaparsınız; ama o yoldan kim geçecek, niçin geçecek, nereye varacak, bunu sosyal bilim sorar.

Makine üretirsiniz; ama insanın makineleşmesini kim dert edecek?

Şehir kurarsınız; ama o şehirde yalnızlaşan insanın iç yangınını kim okuyacak?

İşte sosyal bilimler bunun için vardır.

Fen memlekete kudret verir.

Sosyal bilimler ise idrak.

Kudret idraksiz olursa, gürültü çıkarır.

İdrak kudretsiz olursa, ağıt yakar.

Asıl marifet, ikisini aynı medeniyet tasavvurunda buluşturabilmektir.

 

DİĞER YAZILARI TOPLUMSAL MESAFELERİ GÖRÜNÜR KILAN KELİMELER 01-01-1970 03:00 Dur Bir Dakika İnsan! 01-01-1970 03:00 Siyasetin Mukaddesatı Kendine Benzetme Çabası 01-01-1970 03:00 Modern Şehirlerin Gölgesinde Unutulan İnsanlık Borcu 01-01-1970 03:00 Çayı Soğutmakta Usta Bir Nesil 01-01-1970 03:00 Malatya’nın Sessiz Çığlığı: İnsaf 01-01-1970 03:00 İNSAN SADECE YAŞADIĞI KADAR MI VARDIR, YOKSA HİSSETTİĞİ KADAR MI? 01-01-1970 03:00 Alıştık…Demek ki Her Şey Yolunda (!) 01-01-1970 03:00 Bir kopuş yaşıyoruz. Ama adını bir türlü koyamıyoruz 01-01-1970 03:00 Bir Kaldırımın Anlattığı Şehrin Hikâyesi 01-01-1970 03:00 Değişim Kazandı; Anlam Sessizce Kayboldu 01-01-1970 03:00 Sözün Gücü Vebaldir, Delilsiz Yazma! 01-01-1970 03:00 Hürmüz Boğazı: Ekonomi ve Psikolojinin Kavşağı 01-01-1970 03:00 Manşetler Yargı Dağıtamaz 01-01-1970 03:00 Trumpizm ve Dünya Düzeni Krizi 01-01-1970 03:00 Kâbe’de hacılar hu der Allah: Bir Viral İlahinin Sosyolojisi 01-01-1970 03:00 Ramazan’da İrade, Modern İnsan ve Toplum 01-01-1970 03:00 Çay, TikTok ve Türkiye’nin Halleri 01-01-1970 03:00 Bir Cümle, İki Duygu 01-01-1970 03:00 Değişen Takvimler, Değişmeyen Şikâyetler 01-01-1970 03:00 SOKAK ÇAĞRISI VE EMEKLİNİN SINAVI 01-01-1970 03:00 Doğurganlık Neden Düştü? 01-01-1970 03:00 İnsanlığın En Büyük Yoksulluğu: Benzerlik  01-01-1970 03:00 Halk Mutfağında Sıkıştı, Raporlarda Her şey Yolunda! 01-01-1970 03:00 Koltuk Büyüdükçe... 01-01-1970 03:00 Asgari Ücret Tartışmaları: Sonuçları Önceden Bilinen Bir Süreç 01-01-1970 03:00 30 Bin Liralık Seyyanen “Hayal” 01-01-1970 03:00 ŞEHRİN GÖLGELERİ: İBN HALDUN BUGÜN ARAMIZDA OLSA… 01-01-1970 03:00 Türk Toplumu ve Ruh Sağlığı: Sessiz Çığlık 01-01-1970 03:00  Yüzyılın Konut Projesine Neden Bu Kadar Başvuru Var? 01-01-1970 03:00 Emekli olmak ya da olmamak! 01-01-1970 03:00 Türkiye’de Asgari Ücret Komisyonu ve Sendikaların Rolü  01-01-1970 03:00 Tüketim Kültürünün, Sürekli Olarak Bir şeyler Biriktirmesi 01-01-1970 03:00 Enflasyonu tek haneye indireceğiz söylemi ve toplumsal refleks 01-01-1970 03:00 Free Free Palestine 01-01-1970 03:00 KALABALIKTA BİREYLERİN KONTROLÜNÜ KAYBETMESİ VE SÜRÜ PSİKOLOJİSİ 01-01-1970 03:00 KAPİTALİZM, BOŞ ZAMANI BİLE TÜKETİM ODAKLI HALE GETİRİR 01-01-1970 03:00 YOKSULLUK VE YOKSUNLUK: KENTİN DEZAVANTAJLI VE AZINLIK GRUPLARI 01-01-1970 03:00 Popüler Kültürün Toplum ve Birey Yaşamına Etkileri 01-01-1970 03:00 Sanayileşme ve Toplumsal değişim 01-01-1970 03:00 SUÇ VE TOPLUM 01-01-1970 03:00 KAPİTALİZMİN MABETLERİ: AVM’LER 01-01-1970 03:00 Şehir ve İnsan 01-01-1970 03:00 Bir Paradigma Değişikliği ''Terörsüz Türkiye'' 01-01-1970 03:00 İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ VE TOPLUMSAL HASSASİYET 01-01-1970 03:00 SAVAŞ VE BARIŞ 01-01-1970 03:00 SAVAŞ SOSYOLOJİSİ VE TOPLUMSAL ETKİLERİ 01-01-1970 03:00 TÜRKİYE’DE MODERNLEŞME SERÜVENİ: GECEKONDULAŞMADAN TOKİLEŞMEYE 2 01-01-1970 03:00 TÜRKİYE’DE MODERNLEŞME SERÜVENİ 01-01-1970 03:00 MODERNLEŞME VE AİLE 01-01-1970 03:00